fon:
https://www.youtube.com/watch?v=o0hwdzkoxrg1* 11 eylül 1919... sivas'ta toplanan kongre kararını yayınladı. karara göre "her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir." ve hemen altında başka bir karar bulunuyordu "manda ve himaye kabul edilemez." nasıl?
2* güneyde ingiltere ve fransa, akdenizde italya ve egede yunan işgaline uğrayan anadoluyu kurtarmak için bir araya gelen kongre hem memleketi kurtarmak için top yekün direniş kararı alıyor, ardından mandayı mı tartışıyor? belki reddediyor ama ciddi bir biçimde manda ve himaye kongrenin tartışma konusu olabiliyor. nedeni basit. memleketi kurtarmak için atatürk'ün etrafında bir araya gelenler arasında mandacılar var. sadece mandacılar olsa iyi. saltanatçılar, hilafetçiler, islamcılar, türkçüler, ve cumhuriyetçiler...
3* her birinin memleket hakkında birbirine temelden karşı olan farklı fikirleri var. ve fakat düşman işgalinden kurtulmak için bir araya gelebiliyorlar. en önemlisi bu iş yapılırken "sen saltanatçısın, senin padişahın yüzünden başımıza bunlar geldi" diyerek saltanatçıları dışlamıyorlar. yahut "sen islamcısın, islamcılık yüzünden memleket geriledi ve çöktü, sizin yüzünüzden" diyerek islamcıları suçlamıyorlar. mandacılara "memleketi ingiliz idaresine bırakmak istiyorsunuz, sizinle bir araya gelemeyiz" demiyorlar.
4* islamcılık, saltanatçılık, mandacılık... tümü için bir memlekete ihtiyaç var ama memleket işgal altında. bu yüzden bir araya gelip top yekün direnişe geçmek farkındalığına varıyorlar. tüm karşıt fikirleri ve düşmanlıkları bir kenara atarak bir oluyorlar. işte 15 temmuz 2016 akşamı ve devamında yapılması icap eden şey de budur. ne sokaktaki sarıklılar ne okunan selalar bahane edilemez. memleketi müdafaa için sokağa inilmeli ve hep birlikte bu darbe girişimine karşı durulmalı. neden mi?
5* cemaat, diğer yazılarımda da belirttiğim üzere 2013 yılından itibaren etkin olmak üzere 2011 yılından bu yana akp karşıtı bir oluşumdur. her şeyin 7 şubat 2012'de yaşanan mit krizi ile başladığı düşünülse de mesele daha eski. daha 2011 yılından itibaren iran'la yapılan altın ticareti kayıt altına alınıyordu. 2013'te yaşanan 17-25 aralık operasyonları ise herkesin malumu.
6* bunların darbeyle ilgisi ne diye soranlar olabilir. var. hastalığa teşhis koyabilmek için öncül etkilerini izlemek zorundayız. cemaat ne oldu da akp ile ters düştü. bunu daha önce uzun uzun yazdım. tek cümleye indirgersek: akp'nin abd ile olan ilişkilerinin bozulması.
7* bakalım, 2002'de akp batı'nın da umutlu desteğiyle iktidara geliyor. destek 2007'ye dek aralıksız sürüyor. cemaat kadroları devlete yerleşiyor. türkiye'ye yabancı sermaye yağıyor. karşılığında türlü tavizler veriliyor. 2007'nin nisan ayında tsk hükümete muhtıra veriyor. abd şüphe etmeden akp'nin arkasında durduğunu açıklıyor. tehlike geçtikten sonra ise ergenekon operasyonları başlıyor. cemaat akp'nin yanında olmanın ötesinde bizzat operasyonları yönetiyor. yüzlerce asker ordudan atılıp hapsi boyluyor. bu arada, boşalan mevkilere kimler getirildi dersiniz?
8* 2009 yılında kürt açılımı başlıyor, abd hükümeti alkışlıyor. cemaat o kadar akp'li ki, artık muhalefetin bile hedefinde. hakkında yazılan kitaplar basılmadan toplatılıyor. hükümet cemaati koruyor. 2011 yılında arap baharı patlak veriyor. işte o yıl tüm senaryo değişiyor.
9* akp'nin abd ilişkileri bozulunca cemaatle de arası açılıyor dedik. bunu nereden anlıyoruz? akp ırak'ın işgali olsun, neo-liberal ekonomik reformlar olsun, özelleştirmeler ve en nihayetinde kürt açılımı olsun, daima abd ile ortak hareket etmiştir. 2011 başlarında da öyleydi. çünkü arap baharı ile devrilen arap diktatörlerin yerine akp'nin de desteklediği müslüman kardeşler örgütü yerleşiyordu. batı buna zamanla müsaade etmedi. önce ırak'ta, sonra libya'da, mısır'da ve en nihayetinde suriye'de...
10* erdoğan'ın bakışı, tüm o mutlu ittifak yıllarına rağmen dostu abd'nin müslüman kardeşleri mimlemesiyle değişiyor. öyle ki, en son 2013'te mısır'da yaşanan darbe ile devrilen dostu mursi'ye hiç bir erdoğan dostu batı ülkesi yardım etmiyor. işte erdoğan zamanla batı'nın gerçek yüzünü gördüğünde, kendisine biçilen kostümün dışına çıkmaya başlıyor. ilk olarak iran'a uygulanan ambargo deliniyor. tabi bu sırada akp'nin en büyük yol arkadaşı cemaat de dinliyor, takip ediyor, kaydediyor.
11* akp aynı zamanda kürt sorununda uyguladığı batı'nın phillips raporu'nu da çöpe atıp yeni politika oluşturuyor. yeni politikayı kim icra ediyor? hakan fidan. onu da 7 şubat mit krizi ile ortadan kaldırmayı deniyor cemaat. sormak istiyorum, müslüman kardeşlerin mimlenmesine rağmen akp batı'nın gösterdiği çizgide gitseydi, cemaat ile akp'nin arası açılır mıydı?
12* bunları neden anlatıyorum. şunu aydınlatmak için. cemaat dediğimiz, abd'nin kontrolünde ve onun refleksleriyle hareket eden bir kuruluştur. bir an için bunun gerçek olmadığını düşünelim. cemaat'in geçmişi neredeyse 40 yıl. 40 yıldır devlet içinde teşkilatlanıyorlar ve her hükümet neredeyse cemaatle sorunsuz çalışıyor. biri hariç:
erbakan. ne tesadüf ki onun da arası abd ile hiç hoş değil. neyse, asıl mevzuya dönelim, abd türkiye'de 40 yıldır asker, polis, istihbarat kurumlarında teşkilatlanan bir yapıdan habersiz olabilir mi? bu mümkün mü? haberi bulunuyorsa, kendi kontrolünde olmayan böyle bir yapıya tahammül eder mi?
13* beyler, bayanlar... ergenekon, balyoz operasyonları neden yapıldı? çok basit. anlattık. 2006 yılından itibaren abd beyin takımı türkiye'de amerikan karşıtı hava olduğunu beyan etti. morton abramowitz bunu bizzat
yazdı. bu amerikan karşıtı hava dediğimiz şey kemalizmdir. zira kemalizm abd'nin devletin içinden söküp atamadığı yegane zihniyettir. en azından 2007'ye dek öyleydi. bu zihniyet, gerek tsk içinde gerek sivil toplum örgütlerinde ve bürokraside mevcuttu.
14* 40 yıldır yapılanan cemaat dedik, abd'den habersiz peydah olmayacağı açık dedik. zaten öyle olmasa abd'nin biricik dostu özal döneminde böyle etkin olabilirler miydi? ee, o zaman abd'nin cemaat ile ilgili tutumu ne? biliyor muyuz? merak etmeyin biliyoruz.
biliyorduk. ta ki 1990'lardan itibaren.
15* abd kendisinden habersiz hiç bir yapının devlete sızmasını istemez. zira 1970'lerde, 80'lerde sovyet tehlikesi mevcut. türkiye ise abd'nin ortadoğudaki kalesi. yani, bir yapılanma devlete sızıp ele geçirirse, ileride türkiye'yi sovyet blokuna kaydırabilir. böyle bir tehlike var. abd buna imkan verir mi? vermez. demek ki abd cemaati biliyor ve cemaatten rahatsız değil, tahammül gösteriyor. bunun tek bir açıklaması var. cemaat bizzat abd'nin kontrolünde.
16* peki abd neden türkiye'de devlete sızması için din tabanlı bir örgütü kullanır. herkesin aklına gelen ilk neden, memleketin büyük ölçüde müslüman olması. evet. ama asıl neden o değil. asıl neden başka: siyasal islam.
17* haberlerde çarşaf çarşaf yazıyor, 1986-1990 arasında cemaat kadroları büyük ölçüde orduya sızmaya başlamış. kimin dönemi?
özal. abd'nin biricik müttefiki.
18* tam da o tarihlerde, graham fuller türkiye'de mülakat veriyor. kemalizm 1920'lerde gerekliydi ama artık değil diyor. islami metod yeniden düşünülmeli diyor. türkiye bu şekilde ortadoğu için önemli bir model olur diyor. kemalizm, islami metod, model...
19* mesele gayet açık değil mi?
iran islam devrimi'nden sonra ortadoğunun
radikal islama kaptırılmaması için
ılımlı islam dedikleri bir kavram oluşturuyorlar. batı ile dost, bağımsızlık hayalleri olmayan daha soft bir islam bu. ve bu modelin aksamadan uygulanması için de cemaati devlet kademelerine yerleştiriyorlar. akabinde bu yapıyla uyumlu çalışabilecek muhafazakar partileri destekliyorlar. ilk deneme
erbakan'la oldu. ama erbakan gülen'i sevmezdi. devirdiler. üstelik bunu yaparken de önlerine kemalistleri kattılar. ne hazin. pekala ileride kemalistleri devirmek için de muhafazakarlar kullanılacaktı.
20* erdoğan o zamanlar gülenci miydi? hayır. erbakan geleneği gülenci değildi. dolayısıyla erdoğan da değildi. hapisten çıktığı zaman bile gülenci değildi muhtemelen. zira o zaman avustralya'ya nakşibendi şeyhi
mehmet esat coşan efendiyi ziyarete gitti. ama ne oldu? coşan ziyaretin ardından kaza geçirip vefat etti. erdoğan ise farklı bir yola girdi.
21* muhafazkar iktidarlada cemaatin devlete sızması kolaylaşıyordu. ve fakat, devlette hakim mevcut zihniyet kemalizm buna müsaade edecek miydi? ankara dgm başsavcısı
nuh mete yüksel önce gülen sonra da erdoğan hakkında dava açtı. gülen abd'ye gitti. daha sonra yüksel'in
seks kasedi ortaya çıktı, istifa etmek zorunda kaldı. davalar sonuçlanamadı.
22* yukarıda 2006 yılından itibaren abd beyin takımı türkiye'de amerikan karşıtı hava olduğunu beyan etti dedik. devlette hakim mevcut zihniyet buna müsaade etmemişti. ortalık karışacaktı. nitekim karıştı. pekala abd-cemaat ittifakı "devleti ele geçirmeye çalışıyoruz ama mevcut zihniyet müsaade etmiyor" diyecek değildi. asker darbe yapıyor dendi. bir de uyduruktan muhtıra verildi. muhtırayı veren sağolsun, bu hikayeye herkesi inandıran odur. o yüzden ona dokunmadılar. ortalık toz duman oldu. herkesi aldılar. "bunlar da darbeye destek çıktı" denilerek anti-amerikancı sivil toplum kuruluşu, muhalif medya, akademisyenler... kim varsa bertaraf edildi.
23* peki o zaman abd basını nasıl tepkiler verdi? çok basit. türkiye'de demokrasinin kazandığını, darbecilerin perişan edildiğini ve memleketin demokratikleştiğini
yazdılar. çünkü boşalan kadrolara olduğu gibi cemaat yerleşiyordu. ergenekon operasyonlarıyle kemalizm devletten koparılarak yerine cemaat yerleştiriliyordu. yukarıda anlattığım üzere cemaat devletin içine sızınca, bu kez hükümetleri kontrol edebilecek güce ulaşıyordu. zamanla akp'yi kontrol etmeye, hizaya gelmediği vakit kıskaca almaya başladı. 2011-2015 döneminde yaşananlar abd'nin cemaat eliyle akp'yi kontrol altına almaya çalışmasıdır.
24* cemaat öyle güçlenmişti ki, hizaya gelmeyen bir hükümeti darbe ile devirebilecek gücü bile vardı:
15 temmuz 2016. işte, darbe girişiminin nedeni budur. akp 2011'den bu yana artarak süren abd karşıtı politikalarını sürdürmekten vazgeçmedi. bu dönemde cemaat etkin biçimde akp ile uğraştı. akp de bir yandan cemaat yapılanmasını devletten kazımaya başladı. polis ve istihbarat teşkilatında ciddi ilerleme katedildi. ama asıl yuvalanma ordu teşkilatındaydı.
25* peki neden darbe? bir çok nedeni var. öncelikle, rus uçağı düşürdüler. o gün aklı başında hareket edip olaya farklı şekilde yaklaşılsaydı sonuçlar başka olabilirdi. fakat hükümet yanlış bir şekilde olayı sahiplendi. üstüne rus karşıtı propaganda başlattılar. türkiye abd'den uzaklaştıkça rusya'ya yakınlaşıyordu. rus uçağı düşünce rus ilişkileri paramparça oldu. böylece türkiye'yi ne batı ne de doğu blokuna yakın olan bir konum yerleştirmiş oldular. fakat erdoğan yanlışı görüp rusya'yla sorunları çözmeye başlayınca işler değişti.
26* en önemlisi, hükümet cemaati tamamen tasfiye edebilmek için tsk içinde yuvalanan subayları tespit ederek
yaş toplantısında görevden almayı
düşündü. ayrıca ergeneko operasyonları döneminde görüşen izmir casusluk davası'nı kovuşturan hakim ve savcılara kovuşturma
izni verilmişti.. bu dava ile yargıda da tasfiye başlayacaktı. onca yıllık girişimin yok olma tehlikesi belirince derhal harekete geçildi. 16 temmuz 2016 günü sabaha karşı darbe planlandı. başka çare kalmamıştı.
27* fakat hiç olmayacak bir şey oldu. darbe planı için başlatılan hareketlilik 15 temmuz günü saat 16:00 civarında mit'in kulağına gitti. bir iki saat içinde genelkurmay ile temasa geçildi. sorulması gereken soru. mit sahiden hareketliliği görüp mü anlamıştı, yoksa birileri durumu mit'e fısıldadı mı? sorulması gereken ikinci soru, mit darbe istihbaratını aldıktan sonra konuyu neden doğrudan hükümetle paylaşmak yerine darbeyi yapacak kurum olan tsk ile paylaştı? son olarak, hükümet neden saat 20:00 civarında haberdar edildi.
28* mit'in darbe hazırlığını fark etmesi, hükümet yerine önce tsk'yla temas kurması ilginç. öyle ya, tsk'nın komuta kademesi de planın içinde olsaydı, istihbaratın hiç bir kıymeti kalmazdı. komuta kademesini geçtik, komuta kademesiyle paylaşılan bu istihbaratın ardından derhal birliklere yollanan uyarı faksları var. bu fakslar da darbecilerin eline geçmedi mi? bu hırsızı arsıza şikayet etmek gibi bir şey oldu. ve en önemlisi neden en son hükümetin haberi oldu. peki bu süreci kim kontrol etti?
29* hükümetin bu süreçte bir etkisi olsaydı erdoğan "istihbarat zafiyeti var" demezdi. en önemlisi haberi eniştesinden aldığını açıklamazdı. demek ki, hükümetin bu trafikte rolü yok. cemaati darbeye teşvik edenler aynı zamanda mit'e haber uçurmuş olabilir miydi? sanmıyorum. hem darbeyi tezgahlamak hem de başarısız olmasını sağlayıp erdoğan'ı tek adam yapmak... pek manasız olurdu.
30* en başında söylediğim gibi.
mustafa kemal mandacısıyla, saltanatcısıyla, islamcısıyla beraber direnmek zorundaydı ve öyle de yaptı. peki bugün neden beraber direnmeliyiz? çok basit. mustafa kemal atatürk'ün kurduğu bu devlet, onun ilkeleri ışığında hareket edecek biçimde tasarlandı. bu ilkeler anayasa ve kanunlara işlendi. devlet kurumları bu şekilde dizayn edildi ve ordu hepsinin bekçisi oldu. abd, cemaat eliyle bu zihniyeti devletin sinirlerinden koparıp atabilmek için uzun süre çalıştı. büyük ölçüde başarılı oldu. fakat trajiktir ki, cemaat yapılanmasının devlete sızmasına karşı çıkanlar da eski dostları oldu. darbe gerçekleşseydi sadece erdoğan devrilmeyecekti, abd güdümlü cemaat yapılanması kemalist devlet anlayışına tamamen çökecekti. 60 ve 80 darbelerinin, 71 muhtırasının, 28 şubat sürecinin kemalist devlet yapılanmasıyla sorunu yoktu. onlar hükümeti değiştirmeyi amaçlıyorlardı. ama 2016 darbesi hükümetin yanında kemalist devlet düzenini yok edip cemaati devlet aygıtına yerleştirmek niyeti taşıyordu.
31*
akp,
chp,
mhp... partiler seçimler gidebilir. demokrasinin gereği budur. fakat devlete çöreklenmiş cemaat gibi yapıları atmak için seçimler ve darbeler yetmez. düşünün, 40 yıldır çabalamalarına rağmen başaramadılar. darbe başarılı olsaydı ve cemaat devlet aygıtına çökseydi, onu oradan söküp atmak kaç yıl sürerdi?
32* bunu tsk içindekiler de biliyor. zaten bunu bildikleri için paralel olmayan paşa/subaylar darbeye onurlu bir şekilde direndiler. cumhuriyetimizi kökü dışarıdaki bu örgütten önce ordumuz kurtardı. istihbarat ve sokaklar ikinci sıradadır.
33* son olarak, bunların dışında darbeden haberdar olup da tsk bünyesiyle temasa geçip hükümeti habersiz bırakacak başka hangi güç olabilir? aslında... neyse... ya da şöyle bir ipucu bırakalım. ne demişti
fuat avni? "mit ve askerin içindeki derinler asıl büyük oyunu kendisini en büyük oyuncu olarak gören narsist'e oynadı." kim bu derinler?
devam edecek...