Sık geçen başlıklar

140journos'un coğrafya kader videosu 1

ekşi'de gör
izlemedim, ama birkaç şey ekleyeceğim buraya.

son 25 senenin tüm olaylarını 25 sene ileri sarsaydık ama tarihi sabit bıraksaydık, yani 28 şubat yeni olsaydı, erdoğan yeni hapse atılsaydı falan, bugün 140journos erdoğan ve ailesi hakkında dramatik video hazırlayacak ve bizleri duygulandıracaktı. onun ve ailesi için üzülecektik. partisine, seçmenlerine yapılan haksızlıklar için üzülecektik. hapisten çıkması için onu destekleyecektik. sonra o hapisten çıkacak ve özgürlükleri savunarak, toplumun ezilenlerinin desteğini alacaktı. kürdü, sağcısı, liberal solcusu, muhafazakarı, avrupalısı, demokratı onu destekleyecekti. sonra o seçimi kazanacak ve bu destekle bir şeyler yapacaktı. bu hikayenin sonunu şu an biliyoruz.

prensip olarak bildiğim şey şu; demirtaş bir zulümle içeride. kesinlikle hapiste olması politik bir karardır. bunda zerre kadar şüphem yok. şüphemin olmadığı bir başka şey ise ezilenlerin iktidarı ele geçirdiğinde nasıl ezene dönüşebilecekleri. dün şiir okudu diye haksız yere hapse atılan mazlum erdoğan, bugün ülke hapishanelerini muhalifleriyle doldurmakla meşgul. bu konuda o kadar hırslı ki, corona affında siyasi mahkumları af kapsamı dışında tutarak hırsızları, tefecileri, mafyayı, adi suçluları salarken bu insanları salmadı. tam bu noktada emil michel cioran'ın şu sözünü hatırlamamak ne mümkün: "tüm zalimler, başı ezilmemiş masumlar arasından çıkar". dur kızma, bir yere geleceğim.

ayak takımının iktidarı hemen her zaman. proleterya diktatörlüğüne gebedir ve gericidir. yüzyıllarca ayak olmış kitleler iktidarı ele geçirince yüzyılların hıncıyla saldırırlar kurumlara, değerlere ranta, ihaleye, hazineye. bir çekirge istilası gibidir vasatın iktidarı. kifayetsiz muhteristir. cahildir. tutucudur. açtır. baskıcıdır. kürt hareketi, tıpkı türkler gibi, belki birkaç tık daha fazla, cahil bırakılmış bir halk tabanına yaslanır. ayrıca devrimci şiddeti meşru gören, mülkiyet konusunda el koymacı* totaliter sol ideolojiler bu hareketi domine etmektedir. eğer bir gün pkk çizgisinde bir kürt devleti kurulursa, oranın bir diktatörlük olacağından neredeyse eminim. böylesi bir devlet, kuvvetle muhtemelen kürtlerin türk devletinden gördükleri her tür baskıyı kendi halkına, farklı meşruiyet zeminleri inşa ederek yöneltecektir. türkî devletlerde türk diktatörlerin halklarına nasıl davrandıklarını araştırın. kürt halkı, türk halkından çok da farklı değildir, cahil bırakılmıştır, duygusal manipülasyona açıktır, din ve milliyetçilik söylemlerine kolay kanar. hangi halk bunlara kanmaz ki zaten. son abd seçimlerine bakın. doğu toplumlarında devlet tanrısaldır, devlet başkanı peygamber gibi algılanmaya eğilimlidir. lafı uzatacak olsam bunun doğululukla değil, çocuksulaştırılmış halk olmakla ilişkisi üzerinde uzun uzun yazardım. geçelim.

diyeceğim şu ki, prensip olarak hiç bir politikacıya inanmayın. güvenmeyin. onlara sadece politik kredi verin ve bu sınırsız bir kredi olmasın. onlara büyük kurtarıcı, mesih, yüzyıllardır beklenen muamelesi yapmayın. onlara aşık olmayın. onların narsizmini okşamayın, uyandırmayın, erekte etmeyin. politikacılarla mesafenizi duygu zemininde değil, akıl zemininde tutun. ben bugün amasız, fakatsız demirtaş'a ve ailesine zulmedildiğini düşünüyorum. bununla birlikte olası iktidarlarında, güçleri ölçüsünde ölçüsüzleşeceklerini, yozlaşacaklarını neredeyse biliyorum. bu nedenle demirtaş'ı aklen ve hukuken destekliyorum, umarım bir an önce rehin tutulduğu zindandan kurtulur. ama talihi onu da muktedir yaparsa, o yozlaştığında karşısında bugün ona yapılan zulme karşı duran aynı beni bulacak. ama bugün benim desteğime ihtiyaç duyan aynı kişi, o zaman beni tanımayacak. bunu da biliyorum.