beni tanıyanlar bilir, yaşım biraz büyük.
ülkenin, tabiri caizse teksas gibi olduğu dönemlerde ortaokul öğrencisiydim. her gün olayların olduğu ve birilerinin gözümüzün önünde kalabalık gruplar tarafından acımasızca dövüldüğü, hatta öldürüldüğünü gördüm o çocuk gözlerimle.
yaşadığım şehirde lise eğitiminin (boykot ve olaylar yüzünden) zor olduğu bir dönemde, biraz da ailemin isteğiyle askeri liseye gittim.
okulun ilk yıllarında, bir yaz tatilinin son günleriydi (eylül ayının ortaları) ve evde fosur fosur uyurken, sabahın köründe annemin dürtmesiyle uyandım:
"kalk kalk, darbe olmuş!"
"nedarbesyavv?"
"kalksana zıpır. darbe diyorum."
(tipik ergen davranışı) "of yaa..."
(annem ağlamaklı) "demirel'i asarlar mı?"
(ben hala olaya adapte olmamış, uykulu bir şekilde) "neden ağlıyorsun ki? kimi asmışlar?"
derken okuldan telefon gelir ve tatil bitimini erkene alırlar ve biz okula gideriz.
bu olayı neden anlattım? bu ülkede anlattığım bu olay dahil, yaşadığım sürece bir sürü ciddi gelişim oldu ama hiç bir zaman "beka" olayı olmamıştı. çünkü beka demek, "hayatta kalmak" demektir.
bu millet "beka" konusunu en son 1'inci dünya savaşı sonrası yaşamıştır.
gerçekten hayatına kasteden düşmanları da rahmetli mustafa kemal önderliğinde başından defetmiştir.
eğer şu an bir "beka" sorunu varsa, bunun sorumlusu 15 yıldır bu ülkeyi yöneten, gaflet, dalalet ve hiyanet içindekilerdir.
şimdi bu başlığı açan insana soruyorum:
"kime düşman olalım?"
01.05.2018 · 31. sıra
darkcape
30.04.2018 00:14 ~ 00:25