Sık geçen başlıklar

çift yarık deneyinde gözlemci etkisi 4

ekşi'de gör
kuantum mekaniğinin zamanla daha iyi anlaşılması sonucunda bu deney kuantum mekaniği yasalarıyla tekrar tekrar geliştirilerek sınandı. asıl ilgi uyandırıp yok artık dedirten, biz nasıl bir evrende yaşıyoruz diyerek insanı depresyona sokacak deneyler onlar.
özetle;
çift yarık deneyinde: gözlemlenen parçacıklar dalga ve parçacık şeklinde davranabildiği görüldü.
çift yarık deneyi dolanık parçacıklarla yapıldığında ise bir parçacık gözlemlenmediği halde kendine dolanık olanın gözlenip gözlenmediği bilgisine zamandan muaf bir şekilde haberdar olup ona göre hareketini değiştirdiği gözlemlendi.
ve en inanılmazı
çift yarık demeyi dolanık parçacıkları ile gecikmeli ölçüm yapıldığında gelecekte yapacağınız biz ölçüm geçmişteki olayların değişimine sebep olduğu anlaşıldı.
basitçe açıklamak gerekirse birbirine dolanık iki parçacık olsun a ve b parçacıkları. a parçacığı ile b parçacığı aynı anda fırlatılıyor. a parçacığını 5km ötede perdeye düşürüyorsunuz. ölçmüyorsunuz, muhatap olmuyorsunuz. b parçacığını ise 20km ötede ölçüm cihazına gönderiyorsunuz. yani ölçüm cihazına b parçacığı ulaştığında a parçacığı çoktan perdeye çarpmış oluyor. ölçüm cihazını açıyorsunuz perde de düz bir çizgi oluşuyor yani parçacık gibi davranmış diyorsunuz. sonra ölçüm cihazını kapatıp tekrar yapıyorsunuz bu kez dalga formunda bir desen beliriyor perdede. dediğim gibi ölçümü dolanık eş perdeye çarptıktan sonra yapıyorsunuz veya yapmıyorsunuz. yani a parçacığı gelecekte kendine dolanık parçacığın ölçülüp ölçülmeyeceği bilgisine sahip veya dolanık b parçacığı ölçüldüğü zaman geçmişte meydana gelen olayı değiştiriyor.
açıklayan kişiye nobel gönderilmeyecektir. açıklayan kişinin adı ödülün yeni adı olcaktır.

deney o kadar tuhaftır ki fiziğin değil ontolojinin alanına girmiştir artık.
"o da ne lan ?" diye soranlar,
mevzuyu anlatan harika animasyonu buradan izleyebilir
ve bu başlık altına eşsiz görüşlerini içeren yorumlarını ekleyebilirler.
şu sıcak yaz aylarinda buz gibi bir karpuz alin. ıkiye bölün. harika bir yarım karpuz deseni görürsünüz. desen karpuzu kesme açılarınıza göre degisir. sonsuz acıda kesme olasılınız var ve sonsuz ayrı desen olacaktır. karpuzu kesmezseniz o sonsuz sayıda desen karpuzun icinde bekleyecek.

bu örnekte karpuz olasiliklar evreni, elinizde bicaginizla siz gözlemci, ortaya cikip
gözlemlediginiz desen olasılıklar evreninin bir tek evrene çökmüs halidir.

olasılıklar evreninden hareketle varlıkbilimsel yani ontolojik bir soru soralim. varlik nedir, karpuz kesilmeden önce o desenler yine de vardı. ama bıcak kesip ortaya cıkarmadigi icin gerceklik haline dönüşmemisti. bir baska sekilde bakarsak da varedilmedigi icin yoktu. yani varlik ve yokluk ayni seyi ifade edilirse varlik ve yokluk ayni durumu isaret ediyor. öyleyse bizim varlik algimiz bizi yaniltiyor. varligin duyumsamalarimizla var olabilecegini kabul ediyoruz. peki karpuzu kesip tek bir desene indirgedigimizde diger sonsuz desenler her seyiyle yok mu oldu? aynı karpuzun klonunu yetistirsek ve bir baskasi da baska turlu kesse baska bir deseni gorebilecegiz. yani diger desenler hala var olmaya devam ediyor.

evren dedigimiz sey bizim gozlemlerimizle tanimlaya calistigimiz bir varlik. madde enerjinin yogunlasip yavaslamis hali, ama biz madde ve enerjiyi farkli seylermis gibi algiliyoruz. oysa yogunlasan enerji maddeyi olusturan parcaciklarin arasina sıkısıyor, sonra buna nükleer enerji diyerek kendimizi kandiriyoruz.

sıkısan enerji gravitonlar sayesinde kutleleniyor, sonra bu kutle cekim kuvveti diyerek kendimizi kandiriyoruz.

evrende mutlak sıfır yani eksi 273 derece ve hic bir madde bu dereceye kadar soguyamiyor. bu kadar sogusa hic bir madde titresmezdi. ama her madde titresiyor. barindirdigi enerji ne kadar artarsa o kadar daha fazla titresiyor. bizse bu titresimi elektromanyetizma diye kendimizi kandiriyoruz.

dörboyutlu uzay gecmisi ve gelecegi ayni anda var. fotonlar buyuk patlamadan cok kisa bir sur sonra olustu. ve 13 milyar yildir bir foton icin bir an bile gecmedi. yani bebek foton 13 miyar yildir dogdugu andaki sıfır yasinda, cünkü bir foton icin zamanın hızı sıfır. oysa biz zamanin esiriyiz. fotondan yavas hareket ettigimiz icin zaman diye bir seyin var olduguna inanip kendimizi kandiriyoruz.

evet, irademizi asabilmemiz cok zor. 3 boyutlu evrenle gore kurgulanmis zihnimizde bir turlu dorduncu besinci vs boyutlari canlandiramiyoruz.

bastaki karpuz evrene donelim. algimiz o kadar sınırlı ki, diger desen olasiliklari hic varolmadi ve hic varolayacak sanıyoruz. aslinda o deseni bile ancak kendi algilarimizin limitleri icinde gorebiliyoruz. renk körü olsaydiniz karpuzun kirmizi oldugunu bile hic farketmeyecektik. varlik ve yokluk, gecmis ve gelecek, madde ve enerji vs. bunlarin hepsi bir gercekligin iki ayri goruntusunden ibaret. bu farkliymis gibi goruntunun nedeni sadece bizim zihnimizin algi kapasitesinin yetersizligi.