Sık geçen başlıklar

%60'lık blok bize göre boş laftır 2

ekşi'de gör
doğru. her sakallı deden olmadığı gibi, her yüzde bir blok değil.

fakat mhp'nin tutumu ne ilkeli, ne de rasyonel.

1) mhp kan dökenlerin, küresel tetikçilerin meşruiyetine karşı da, diğerleri "biz kan dökücü severiz, küresel karanlık adamların hastasıyız" mı diyor? böyle yuvarlak lafları türk siyasetinde hemen herkes üstüne alınabilir. bopçu ve açılımcı akp ile de konuşmasınlar, hatta kendilerini de feshetsinler (kan dökmekle ve maşa olmakla ilgili örnekler başlıkta verilmiş)

2) hdp meşruiyetini mhp'den değil, seçmenden alır. yıllardır bu meşruiyetle meclisteler ve mhp ile aynı safta muhalefet yaptılar. masaya oturmak hdp politikalarının topyekün kabulü anlamına gelmediğinden, meşru bir partiyle masaya oturmama inadı da (oturup anlaşamamak bile değil), kritik bir dönemde kilit roldeki bir siyasetçiden ziyade 14 yaşındaki bir kezbana yakışan bir davranış.

3) hdp-pkk-apo monolitik bir yapı değil. zaten mecliste olan bir grubun aktif siyaset dışında kalması sadece radikallerin işine gelir. hdp'yi muhattap alıp, siyaset içinde onları dizginlemek daha verimli bir strateji.

4) aslında mhp'nin yaptığı hdp'yi siyaset dışında tutmaktan da anlamsız, çünkü akp koalisyonuna da yanaşmayarak akp-hdp ihtimalini hayatta tutuyorlar. belki bu koalisyonun hdp'yi bitireceğini umuyorlardır ama o zaman bir, nerede kaldı meşrulaştırmaya hizmet etmeyeceğiz iddiası ve sözde ilkesi, iki, ülke menfaati bu dönemeçte bu hesapları mı gerektiriyor allahaşkına?

5) ülke menfaatinin gerektirdiği şey acilen yapısal hasarların onarımı: hukuk, medya, yolsuzluklar (adım adım) ve sosyal güvenlik. bunlar pkkdan da, apo'dan da bin kat daha önemli. aksini savunmak da ilkeli olmaktır evet, ama aynı zamanda önceliklerini hesap edemeyen bir ilkel olmaktır.

6) partilerin ülke menfaatinden önce kendini kollamasının iki sebebi: ekonomik kriz derinleşecek (çıkacak demiyorum, mevcut duruma kriz dememek ancak rakam okuyamamakla mümkün). ucuz borç ve petrolle bile düdüklü tencerenin ağzı zar zor kapanıyorken, fed faizleri yükseltince ne olacaksa kendi iktidarlarında olmasını istemiyorlardır. ikinci sebep de herhangi bir koalisyonun başarısızlığının akp'ye yarayacağı.

7) bunun çözümü var: belli bir protokol çerçevesinde masaya oturursun. daha ideolojik ve partileri 180 derece döndürecek konulara sarmadan mevzubahis restorasyonu yaparsın. bunun olağanüstü ve geçici bir süreç olduğunu tabanına "ülke menfaati için yapıyorum, yoksa içim yanıyor" diye anlatırsın. ekonomik krizin derinleşme ihtimaline karşı da, iktidarda olduğun her gün akp'den nasıl da efsanevi bir enkaz devralındığının propagandasını yapar, sembolik gücü yüksek bazı icraatlerle bu konuyu sıcak tutarsın (vekil maaşlarının düşürülmesi, makam araçlarının azaltılması, vs). sonra herkes cebinde bu somut icraatlerle erken seçime gider.

8) oysa mhp daha seçim gecesi erken seçim istedi. en büyük fantezin gerçekleşse ve 10 puan fazla alsan bile, hatta bütün bu 10 puanı akp'den çalsan bile, yine hükümet kurmak için hdp gerekecek. mhp kezbanlığının çıkar yolu ne gerçekte var, ne de fantazilerde. gerçekçi ihtimaller: ya statüko (ve belirsizlikten bıkan mhp seçmeninin akp'ye kayması), ya da mhp veya hdp'den birinin baraj altı kalıp akp'ye anayasayı değiştirecek çoğunluk vermesi.

9) bunları diğerleri de düşüneceğinden partilerden biri akp ile koalisyon yapacak. bunu tabana satmak kolay: "biz akp'yi dizginlemek, erdoğanı da akp'den uzaklaştırmak için yapıyoruz". hele mhp'nin tabanına böyle bir şeyi satmasına da gerek yok, zaten akp tabanı ile %80 ortak zemindeler.

10) depresif bir notla bitireyim:

türkiye gibi bir sirkte güncel siyasete kafa yormak ömür törpüsü. tahmin yapmak da manasız, çok değişken var ve hemen hepsi bahçeli gibi irrasyonel, nesini tahmin edeceksin.

benim açımdan en ideal senaryo gerçekleşse bile, yanii akp parçalansa, kadroları mhp ve chp kadrolarıyla dengelense, yerelleşme hız kazansa, pkk silah bıraksa, fed dolarları geri çekmese, iç güvenlik paketi de başkanlık sistemi de tarihe gömülse, falan fişmekan... bayram etseniz sokaklarda yani. uzun vadede ne değişecek? türkiye ölmeyecek de sürünmeye devam edecek. cari açık, fazla nüfus, mülteci sorunu, halkın en az %60ının sağcı olması, basiretsiz kadrolar, borç stoku, üretimde katma değer düşüklüğü, kadınların işgücüne katılımı, aşırı dindarlık...

erdoğan'ın yargılandığı bir ülke hayal edin. o ülkede, bu kronik sorunların hangisinde ne kadar düzelme bekliyorsunuz? hayaller bile gülümsetmiyor.
olum bi partinin varoluş amacı "bazı kişilere çok sinirlenmek ve bazı duygularını çok yoğun yaşamak" olabilir mi aq. fantezi arabeskçi misiniz siz, hızlı popçu musunuz, nesiniz ya. (bkz: thanks for nothing)