Sık geçen başlıklar

yazlık eve misafir gelen akraba 2

ekşi'de gör
çocukluk travmam olur kendileri.
okullar kapanır ve biz deniz kenarı evine gideriz. ev 8 ay boş kalmıştır ve temizlenip derlenip toplanması bir kaç günü bulur. bahçe ile birlikte düşünürsek, çimlerin biçilmesi ağaçların ıslahı falan filan 1 hafta diyelim biz ona. işte sadece o bir hafta kendi kendimize oluruz biz.

tam herşey yoluna girip, deniz kum güneş keyfi başlayacakken çocuklu bir akraba şıp diye damlar. senin odan artık senin değildir hatta senin evin bile senin değildir. büyükler için annem ve ablam, sıpaları için de ben ve kızkardeşim kendimizi heba ederiz. babam bolca da para verir bana, misafirin çocuğunu eğlendirmek için para lazım çünkü. işte böyle iki hafta geçer, sonra o misafir gurubu gider başka gelir derken benim 3 aylık tatil piç olmuştur. okul başlar, ben okula giderim ama bizimkiler misafir ağırlamaya devam ederler. toplamda 4 ay hiç eksik olmaz misafir. hani gelenlerde kuzen filan olur anlarım da, dıdısının dıdısı gelir hep. bir de ota boka bahane bulurlar, o patlıcan yemez öbürü mydanoz sevmez, annem didinir durur herkese yemek yetiştirmek için. ha bu arada elleri ceplerine asla gitmediği gibi, otogardan bile biz alırız, taksiye para vermezler asla. bazen tek arabaya sığmazlar da komşunun arabasını da götürürüz sıkışmadan gelsinler diye. sadece sorun yemek değil, çamaşırları yıkanır, denizden gelirken getirdikleri kumları pisleri hepsini temizler bizimkiler sağolsun.

ben lise çağına gelince artık isyan etmeye başladım, bu isyana evin diğer kardeş üyeleri de katılınca bir huzursuzluk başladı ama yine de misafir eksik olmadı. biz de yazları artık yazlığa gelmez olduk kardeşler. şehirde kalmaya başlayınca, anne ve baba artık mecburen misafirlere hayır demeye başladılar.

sonra ne oldu biliyor musunz? tüm ilkokul ortaokul hatta lise bir ve iki dönemimi piç eden bu aç köpek akrabalar, bir kez hayır dendi diye bizimkilerle araya mesafe koymaya başladılar. hergün arayan soran, yalakalığın bin bir türünü yapan aç köpekler bayramlarda bile aramaz oldular anne babamı.

bu travmaların üzerinden 30 sene geçti ve ben ne o aç köpeklerle ne de diğer akrabalarımın %90 dan bile fazlasıyla hiç görüşmem. memlekete gittiğimde, yolda görsem bile iplemem hiç birini. öyle görmedim numarası filan da yapmam, neredesin hayırsız gibi sorulara maruz kalırsam direkt cevabını veririm. bu aç kopekler yüzünden o güzelim evimizden hep nefret ettim ve halen de o eve gitmeye çekinirim.
ben de dinlenmeye gidiyorum oraya, kimseye hizmet etmeye değil. azıcık anlayış gösterin paranızı verin tatile gidin.
edit: bir de erkeklerdeki davet etme coşkusunu anlamıyorum. kardeşim mabadını kaldırıp hiçbir işe yaradığın yok, bir de arkadaşını akrabanı çağırıyorsun. sanki kendisi birşey yapıyor ama misafir ağırlamayı çok severmiş pezevenk. misafir öncesi evi temizleyen kadın, yatakları açan hazırlayan kadın, kahvaltı, yemek, bulaşık, çamaşır sürekli uğraşan kadın, çayını bile ayağına isteyen adam misafir çağırıyor. çağırma kimseyi kardeşim, çağırma bıktım işten güçten ben de dinleneceğim dese kötü olan yine kadın.