Sık geçen başlıklar

yaz akşamı 1

ekşi'de gör
yaz gecelerini pavese'den shakespeare'e kadar herkes yazmışken, sen hangi cüretle bunu deniyorsun diye sordum kendime. aksiyon filmlerinde -ki bu filmlerde sadece o sahne için güzel bakışlı adamlar oynar- durumun bütün ümitsizliğine rağmen muzipçe gülümseyen kahramanlar gibi gülümsedim ve yazmaya karar verdim:

denize yaklaştıkça duyduğumuz yosun kokusu değildir sadece; lokantalarda akşam için hazırlanmaya başlayan o ağır yağlı mezeleri de tattırır rüzgar. birden 30 yıl yaşlanasım gelir ve her şeyden uzaklaşıp bir sahil kasabasına gitmem gerektiğini hissederim o hain rüzgarın, çengelköy'den getirip mecidiyeköy'ün ara sokaklarında kulaklarıma üflediği rayiha yüzünden.

yoldan geçen arabaların tehlikeli olduğunu bildiğim için, beni hep böyle havalardan koruyacak bir annem olsun istemiştim. böyle havalar insanı fena eder ve her seferinde kumral bir kadına fırlatıp atar rüzgarıyla. tıpkı o akşamki gibi.

iki sıra önümde, çaprazımdaki koltuğa gelip oturdu. otobüse binen insanların gözlerinin içine bakıp rahatsız etmek istemediğim için, yüzünü göremedim. sadece kabarık saçlarını ve bordo ojeli, güzel parmaklarını gördüm. balık etliydi.

balık etli olduğundan bahsettikten hemen sonra, okuyucunun beni çok iyi anlayacağını bildiğim birkaç cümle yazacağım. bordo iç çamaşırları bir kadına çok yakışmaktadır çünkü her başarılı yazar, eserlerinde mutlaka eser miktarda cinselliğe yer vermelidir. başarılı yazar olmanın iyi yazar olmak anlamına gelmediğini iyi bilen okuyucu, duyarlılığımdan ötürü beni bağrına basmakta tereddüt etmeyecektir.

bu ufak ama gerekli anlatıdan sonra, yüzünü hayal etmeye başladım. "ah seni bilmiyor, kimseler bilmiyor, ben de bilmiyorum ve kimi sevsem sensin" diye içimden geçirirken, yanımda oturan yolcu dirseğiyle dürttü, kafamı çevirdiğimde attila ilhan olduğunu gördüm ve "şiirlerimi karıştırma çocuk" diye söylendi güleryüzle. özür diledim ve "ben kime mecburum?" diye sordum, cevap vermeden yolu seyretmeye devam etti.

bütün bunlar olurken, 30a otobüsündeydim ve cebimde kağıt kalem yoktu, söyleyeceklerimin çoğunu unuttum; ne öyküler yazdım italo calvino idiler.

düğmeye basıp inerken karar verdim, bir aşk romanı yazacağım.