Sık geçen başlıklar

yapay zeka'nın duyguları olabilir mi 1

ekşi'de gör
cevabı evet olan soru.

peki olmalı mı?

kastedilen duruma göre değişir.

normalde şu tür başlıklardaki kavram kargaşasını gördüğüm zaman uzun uzun yazardım ama gerçekten yorgun olduğum için sadece iki madde yazıp bunları açıklamakla yetineceğim.

1- duygulara sahip olmak öyle çok da matah bir şey değil:

duygu dediğimiz sistemin hiçbir manevi, kutsal, üstün bir tarafı yoktur. hatta aksine duygu dediğimiz şey oldukça mekanik olan, vahşi doğaya adapte olabilmek için evrimleşmiş keskin hatları olan sistematik bir tepkime silsilesidir. burada dikkat edilmesi gereken şey, duygu mekanizmasının (yani hissettiğimiz duygusal tepkilerin) neredeyse tamamen geleneksel programlama yapısına sahip olmasıdır.

geleneksel programlama dediğimiz şey de kısaca şu prensiple çalışır:

ruleset -> input -> output

yani:

1. adım - makineye kural setini sağla: yani makineye iki sayıyı yan yana koyup topla dediğiniz zaman izleyeceği adımları teker teker tarif et ki toplayabilsin.

2. adım - makineye veri sağla: yani makineye hangi iki sayıyı yan yana koyması gerektiğini söyle ki makine senin toplamasını istediğin o iki sayıyı toplayabilsin.

3. adım - sonuca bak: ilk iki adım gerçekleştirildikten sonda ne çıkmış bu makineden diye sonuca bak.

burada okuduğunuz 3 adım geleneksel programlamanın özünde yatan en temel aşamalardır. web siteleri, hesap makineleri, oyunlar gibi birçok geleneksel programların neredeyse hepsi bu şekilde yazılır.

duygu dediğimiz şey de tam olarak böyle çalışan bir mekanizmadır. basitçe ortada bir kural, bir input ve bir de output vardır, hepsi bu. kimse terk edildiğinde, sevgilisi kendisini aldattığında, en yakın dostu öldüğünde nasıl bir hisse sahip olması gerektiğini düşünüp o hisse sahip olmaya karar vererek o hissi yaşamaz. zaten kişinin programlamasında o his vardır ve program kendi içinde otomatik olarak çalışır.

örneğin diyelim ki birine gidip evlenme teklif ediyorsunuz. burada zaten en başından kural seti bellidir:

" if answer == yes
emotion = happy
else
emotion = sad
"

yani cevap evet olursa mutlusun evet olmazsa da mutsuzsun. tabii buradaki kural seti kişiden kişiye değişiklik gösterse de prensipte çalışma mantığı herkeste aynıdır.

ikinci aşama ise sisteme çalışabilmesi için veriyi sağlama, yani evlilik teklifini yapıp sisteme girilecek olan "answer" inputunun ne olduğuna, yani cevabın evet olup olmadığına bakma aşamasıdır. burada sevgilinin vereceği cevap sistemden bağımsız şekilde ortaya çıkar ve bu cevap sisteme girilir.

üçüncü aşama ise inputa, yani sevgilinin evlenme teklifine verdiği cevaba bakıp, bu cevabı kural setine göre sistemde işleyip ortaya bir output basmaktır.

yapay zeka dediğimiz konseptin özünde yatan işleyiş ise bundan farklıdır. çünkü bu işte sistemin işleyişinin sırası farklıdır. buradaki işleyişin insan hayatındaki karşılığı ise "düşünme " dediğimiz konsepttir.

buradaki sıralama ise şu şekildedir:

input-> output -> ruleset

ilk baştaki toplama örneğinden devam edersek:

1. aşama: makineye iki sayı ver.

2. aşama: makineye bu iki sayıyı toplayınca çıkan sonucun ne olduğunu söyle.

3. aşama: makine sana toplama dediğin şeyin ne demek olduğunu, yani toplama yapmak için gerekli olan kural setinin ne olması gerektiğini söylesin.

iki farklı yaklaşımın kıyaslanması görsel

burada anlaşılması gereken şey, duygu dediğimiz konseptin zaten düşünmekle, yani yapay zekanın temelinde yatan mantıkla ilgisinin olmaması. duygu kavramı düşünerek, yani kural setinin ne olması gerektiğini ortaya koyarak elde edilen bir şey değildir. duygu evrimsel süreçte rastgele bir şekilde genlerimize kodlanmış ve çevreye adaptasyonumuza, dolayısıyla üreme konusunda türümüze avantaj sağladığı için süregelmiş bir programdır. hepsi bu.

şimdi ikinci meseleye geçelim.

2- yapay zekanın duygulara sahip olmasına gerek var mı:

duyguların tek olayı hayatta kalma ve üreme konusunda düşünmeden hareket etmemize yardımcı olmak olduğu için burada asıl sorgulanması gereken mesele yapay zekanın böyle bir şeye ihtiyaç duymasını isteyip istemememizdir. çünkü günün sonunda yapay zekayı programlama amacımızı belirleyen de biziz.

aslında zaten yapay zeka dendiğinde çoğu insanın aklına yapay zeka sisteminin altında yatan matematiksel mimari gelmez. bu matematiksel mimarinin geleneksel programlama ile bütünleşik kullanıldığı chatgpt gibi kompakt sistemler gelir, ki bu sistemler de kendilerine verilen kural setleriyle çalışırlar. nitekim bu da teknik açıdan baktığımızda bu modellerin zaten dürtüsel davrandıklarını gösterir.

yani yapay zeka dediğimiz şey aslında chatgpt'nin bize cevap verme sürecinde değil, bize hangi durumda ne cevap vereceğini öğrenme sürecinde aktif olan ve kural setini çıkarmak için çalıştırılan şeydir. siz chatgpt'ye soru sorduğunuz, yani prompt girdiğiniz zaman chatgpt size cevap verip vermemeye karar vermek için düşünmez. ne sorarsanız sorun cevap vermeye programlanmıştır zaten ve bu program yapay zekanın belirlediği bir kural setini kullanarak output verdiği ve bu kural setini de sürekli geliştirdiği için zekice cevaplardır.

en basit şekilde chatgpt'nin bizim promptumuza otomatik olarak cevap vermesi yapısal olarak bizim evlenme teklifimiz reddedildiği zaman otomatik olarak üzülmemiz ile aynı şeydir. yani aslında duygusal bir tepkidir. nitekim zaten gereklidir ve gerekli olduğu için vardır.

eğer duyguları olabilir mi sorusundan kasıt epik müzik duyduğunda kendisini ana karakter gibi hissedebilir mi ise mesela, o zaman evet, cevap vermeye programladığımız gibi bunu hissetmeye programlarsak hisseder.

peki ben böyle bir şey için programlar mıydım?

hayır.

neden?

çünkü üremesi veya vahşi bir hayvanla karşılaştığı zaman kaçıp canını kurtarması gerekmeyen bir şey için duygusal olmanın hiçbir faydası yok.