Sık geçen başlıklar

tr'deki başkalarının hayatına karışma hastalığı 2

ekşi'de gör
bundan kurtulma in yegane yolu ilk denemede kirici olacak sekilde cevap verip kendini kurtarmaktir. yoksa sonu gelmez.
yasim 16. tekim. evde arkadaslarim var amcamla teyzem kapiyi caldi. actim laaaak diye girmeye calisiyorlar. koydum elimi. buradan soyle icerde arkadadlar var dedim. sok geciriyorlar. lan az sayginiz olsun belki icerde manitam var?
1 sene kirgin takildi. sonra geldi bana 'dusundum hak verdim kusura bakma' dedi.
cogusu yaparken farkinda degil. ictiginizi, yediginizi, giydiginizi, aldiginizi konusmak icin varlar. aldigim biseye pahali dedikleri an sizin paranizla mi aliyorum derim mesela.
ne zaman evleniosunlar bitmez bak. sen mi dugun yapican derim. cocuk istemiyor musun diyene sen mi bakacaksin deyin. korkmayin lan deyin. iki.gun kuser ucuncu gun saygiyla yaklasir.
tatli yiyorum. benden %15 daha fazla yagi olan kadin aaa kilo alirsin diyor. lan belki biraktim sporu kilo kasiyorum sana ne? iyi ki soyledin ben protein sanip yiyordum deyin. deyin ki sussun bidakine.
sirkette diger departmanlar bayilir en cok isi biz yapiyoruz tatavasina. ben hic calismiyorum deyin. sikayet et deyin. boyle dogrudan soylemeyince olmuyor.
bunu ana babaniza kadar uygulayin. toplumun bu konuda egitime ihtiyaci var. kibarlik ile karsindakine sinir cizmeyi, tavsiye ile terbiyesizligi karistirmayin. cok karismis.
tr'deki en büyük sosyolojik problem.

kimin kiminle sikiştiğini, kimin ne giydiğini, kimin nerde ne yapmak istediğini, kimin neye inandığını başkalarının bu denli umursadığı bir ülke dünyada bir kaç ortadoğu ülkesi dışında yok herhalde amk. ilginç ve ironiktir ki, bu başkalarının hayatını sorgulayıp o hayatlara karışma hakkını kendinde bulan türk insanı, kimin neyi çaldığı veya malı ne kadar götürdüğü ile ilgili hiç bir merak duymamaktadır. eğer birşeyi sevmiyor musun, yapmak mı istemiyorsun? yapma kardeşim sevme de... ama sevmediğin ve yapmak istemediğin şeyleri başkalarına da dayatmak, onların yaşam alanına tecavüz edip onların istedikleri şeyi yapma özgürlüğünü elinden almaya çalışmak da neyin kafası amına koyim?

atıyorum muhafazakar birisin islamcısın, bir sokak röportajı gerçekleşiyor, adam mikrofonu uzatıyor soruyor, "ateistler hakkında ne düşünüyorsunuz?" çomarlar cevap veriyor; "onları kesmek lazım abi", biri daha çıkıyor "yakaladığın yerde öldüreceksin reis" ve bunun gibi onlarca beyan, yani bu beyanlar artık başkalarının hayatına karışmadan daha da öte tarifi imkansız bir hastalıklı ruh ve beyin yapısının en büyük emaresi ve insanlar için alenen nefret söylemi içerikli birer tehdit olarak karşımıza çıkıyor. modern bir hukuk devletinde yapılsa bu tip söylemler, söylemleri gerçekleştiren kişiler potansiyel cihatcı olarak takip altına alınır ve siki tutma aşamasına gelir, türkiyeye bakıyorum kimsenin sikinde değil, bu insanlar elini kolunu sallayarak sokaklara tükürerek, yoldan geçen kadınların kıçına bakarak ve kendilerinden olmayan insanlara tehditler savurarak hayatlarını geçiriyor ve aramızda dolaşıyor, sonuç olarak ateistler bile allaha emanet yaşıyor. bu hastalığın toplumdan silinmesi güçlü bir eğitim reformu ile olur ama ne eğitimi lan? birincisi ülkede eğitimin "e" si kalmadı, hatta müfredata cihat girdi, ikincisi tamamen bilimsel, tamamen seküler eğitime hemen yarın geçtin diyelim ne değişecek? milyonlarca ruh hastasını rüyanda eğitirsin. özetle bu ve bunlar gibi yamyamlar siki tutmadı ama ülke malesef ülkelikten çıktı arkadaşlar. eğer sokağa çıktığınızda kendinizi ruh emicilerin ve çomarların arasında gezinen bir uzaylı gibi hissediyor ve kendinize zaman zaman ben nereye düştüm lan sorusunu soruyorsanız, gemileri yakmanın zamanı gelmiş demektir. çünkü azınlıktasınız, çünkü farklısınız ve onlara benzemek zorundasınız, çünkü faşizmin çalışma prensibi budur.

ilgili röportaj videosu