Sık geçen başlıklar

tarcanlar oto ekspertize verdiğim ekspertiz raporu 3

ekşi'de gör
başlık sahibinin dükkanını sokak görünümünde incelediğim zaman, sattığı araca işlem yapıldığını gördüm. tam da nisan ayı. tesadüf olmuş.

ahanda ss: https://www.hizliresim.com/h3snu32
ilave ss: https://ibb.co/b3s4sg7

not: işbu entry herhangi bir amaçla paylaşılmamış olup, bir yorum ya da görüş ifade etmemektedir.

edit: ilave ss eklendi.
1 ay önce 7 senedir kullanıcısı olduğum aracımı sattım. sattım ama nasıl sattım bir de bana sorun...alıcıya aracın bildiğim her şeyini anlattım. alıcı aracı tarcanlar istanbul/kartal şubesinde ekspere göstermek istediğini söyledi. ben de gönül rahatlığıyla kabul ettim ve iyi seçim olduğunu söyledim. bugüne kadar hiç gitmesem de youtube hesaplarını takip ediyorum ve türlü dolandırıcıyı, sahtekarı afişe ettiklerini görüyor, izliyorum. ertesi gün aracı ekspertize götürmek için sözleştik...

ertesi gün alıcı ve araçlardan iyi anlayan bir arkadaşıyla buluştuk. araçla beraber hem test sürüşü yaptık, hem de bildiğim her şeyini tekrar anlatarak araç başında gösterdim. bana çok güvenmiş olacaklar ki 'ekspere boşuna 3000 tl vermeyelim, biz bu aracı alalım' dediler. (evet tarcanlarda geçen ay itibariyle 3000 tl idi ekspertiz ücreti) aracıma çok güveniyorum ya, ben olsam ekspere sokardım ama siz bilirsiniz dedim. sonuçta ben dolandırıcı da olabilirim ya da araçta benim de bilmediğim bir kusur vardır...peki madem dediler ve tarcanların yolunu tuttuk.

araç kontrollere girdi, yaklaşık 1 saat sonra bizi aracın başına davet ettiler. öncelikle kaporta aksamından bahsetti eleman. burada bir sorun yok, ufak birşey dışında benim anlattığımın dışında farklı birşey söylemedi. şimdi gelelim can alıcı kısmına; motorda yağ eksiltmesi var, bu araç yağ yakıyor. motora kompresyon testi yapılması lazım, kontrol edilmeli, şanzımanda yağ kaçağı var, geri vitese alınca uğultu var, bunlar sıkıntı çıkarabilir dedi. ayrıca bir sürü şeyi abarta abarta öyle bir anlattı ki bırakın alıcıyı, 7 senedir aracın tüm bakımlarını düzenli yaptıran ve araçla ilgili hiçbir sorun yaşamayan ben bile yok artık dedim. neredeyse bi çekici çağırıp aracı göndersem yeriydi, malum böyle bir araca ben nasıl bineyim, ailemi eşimi dostumu nasıl bindireyim değil mi? sanırsın yürüyen tabuta biniyormuşuz...

neyse...çıktık ekspertizden, oturduk alıcıyla konuşuyoruz. adamlar 'valla kaç tane araç baktık, sizin aracınız kadar temizi, düzgünü yok. fakat ekspertiz öyle şeyler söyledi ki midemiz bulandı, aracı almaktan vazgeçiyoruz' diyor. dedim haklısınız, benim bile midem bulandı. ama bu iş öyle değil. ne bu araç yağ yakıyor ne de şanzımanında bir problem var. gelin dedim sizin ustanız varsa götürelim gösterelim. hatta yetmezse bir şanzımancıya ve bir de honda ustasına götürelim. bir masrafı varsa ben yaptırayım ya da fiyattan düşerim. kabul ettiler...

önce alıcının ustasına götürdük. adam motorun yağına baktı, sonra kaş üstünden bir bakış atıp sordu bu motor mu yağ eksiltiyor emin misiniz diye. sonra bütün kontrollerini yaptı. dalga mı geçiyorsunuz kardeşim, yağ eksiltme, yağ yakma falan yok, motor da saat gibi pırıl pırıl çalışıyor. al keyfine bak dedi. sonra yine alıcının şanzıman ustasına gittik. 10.000 km üstü her araç terleme yapar, burada yağ olması normal, en fazla keçeleri vs değiştiririz, 2000 tl tutar maksimum, şanzımanda problem yok, gönül rahatlığıyla binebilirsiniz dedi. en son bir de honda ustasına gittik. o da motor yağ çubuğunu çekti, eksiltme falan yok, yağ olması gereken yerde. motoru test etti, dinledi vs. aynı şeyi o da söyledi; motor saat gibi sapasağlam, ne eksiltme var ne yakma. şanzımana baktı; şanzımancının dediğini tekrarladı. geri viteste zaten olması gereken kadar ses var 1 gram fazlası yok dedi. sonra da servisteki aynı model başka bir arabayı çalıştırıp gösterdi asıl uğultu nasıl olur diye. keçesini değiştirelim içiniz rahat olsun dedi. masrafı mı? 500 tl...

biraz uzun oldu farkındayım. sonuç olarak aracı sattım. fakat hatrı sayılır bir meblağ indirim yaptım acelem de olduğu için. şimdi soruyorum sami tarcan ' a; en fazla 3-5 yıldır bu işi yaptıkları belli olan çoğu çalışanın görevi basmakalıp cümlelerle ve en ufak bir şeyi bile inanılmaz abartıp alıcıyı (hatta satıcıyı bile) korkutmak mıdır yoksa objektif şekilde aracı değerlendirmek midir? işini iyi yapmak demek düzenbazı, sahtekarı ortaya çıkarmak mıdır yoksa her önüne gelen aracın satıcısına sahtekar muamelesi yapmak mıdır? bugüne kadar kendim hiç kullanmasam bile eşime dostuma (hatta benim aracımı alacak alıcıya bile) tavsiye etmeme rağmen artık kendi alacağım aracı bile firmanıza getirmem, kimseye de tavsiye etmem tıpkı işten hiç anlamayan, en ufak şeyi bile tespit edemeyen ekspertiz firmalarına güvenmeyip araç götürmeyeceğim gibi...
kodlama mıdır nedir, babam 35 yıllık oto tamircisi olduğundan sebep herhalde, meslek lisesinin motor bölümünü, ardından da üniversitenin otomotiv bölümünü bitirdirdim. opel ve volkswagen yetkili servislerinde iş deneyiminden sonra babadan bayrağı devraldım. 13 yıldır ankara'da benimle birlikte 3 kişinin çalıştığı küçük bir oto servisi işletiyorum. bir kaç sene otomobil tekniği alanında adli bilirkişilik de yaptım.

bu kardeşiniz, girizgahta arabadan bir miktar anladığını iyice bi' vurguladıysa, mevzuya dalsın.

neyse,

1 nisan 2023, sarı siteden arabama genç bir astsubay talip oldu. "ben" dedi, "arabadan hiç anlamam... nasıl olacak?"

tabii ben o kadar hakimim ki arabama, teknik biri olmamın da dışında, 4 yıldır kullanıdığım arabamı çatır çatır anlattım. "arabam" dedim böyle böyle...

"servis" dedim "işletiyorum..."

"aracın hiç bir eksiği yok tabii de" dedim " olsa bile tak diye yaparız"

"haa ama" dedim, "bir tek şöför mahali koltuğunda küçük bir yıpranma var, kumaşını bulamadım, onu ben halledecem, sen ş'eyapma" dedim.

adam, yanında kendi gibi astsubay ve arabadan hiç anlamayan iki kişiyle çıktı geldi dükkana. bu üç genç adam, gayet temiz yüzlü ve naif insanlar.

"önce aracı ekspereden geçirmek gerek" dedi alıcı. dedim "istersen sırat köprüsünden geçir... dediğimin dışında bir şey varsa, düşsün cehenneme!"

yolda araba hakkında bilgi vermeye devam ettim. işte, 8 tane hava yastığı var, hız sabitleme şurdan devreye giriyor, otomatik far şu konumda devre dışı oluyor, bir gram yağ-su kaçağı yok.... filan.

neyse,

geldik bu ankara tarcanlar'ın önüne. selamın aleyküm, aleyküm selam...

alıcı ekspertiz ücretini sordu, 2500 papelmiş.

içimden dedim "ohaa!.."

lan, günde 5 araba gelse... nerden baksan güzel para. mesleki deformasyon, hemen hızlı bir hesaba giriştim.

peki, bize de ekspertiz icin her gün en az 1 araba geliyor, bazen 3 araba da geldiği oluyor ama müşterimizin aracına bakım işciliği olarak 400 tl yazarken, ekspertiz için bırak 2500'ü, 400 tl nasıl yazayım?

şöyle düşünün;

yağ, filitreler, balata filan değiştiriyorsun, bir sürü sök tak, ve bu işlem 45 dk sürüyor, 400 tl işçilik alıyorsun. aynı araç ekspertize gelince, hiç bir bedeni güç istemeyen, bizim için çocuk oyuncağı olan, basit bir kontrol işlemi için 400 tl alsam? müşteri sürekli sonuçta. "lan tokatçı" dese, "sen geçen bakımı bu paraya yapmadın m?" dese, haklı mı? haklı. bu yüzden bu ekspertiz işleri bir angarya olmasına rağmen, bir tür sosyal sorumluluk projesi gibi bir şey bizim için. müsteri bağlılığı sağlamak için "tak" diye bakıyoruz geçiyoruz.

hem sonra 2500 tl ne lan! bu para; arabanın hem debriyaj seti, hem de triger seti değişim işçiliği ve bu işlem koskoca bir gün sürer. ekspertiz dediğin sadece 30 dk.

hatta geçenlerde çocuğumu prof dr gürsel leblebicioglu'na muayeneye götürdüm, kendisi dünya capında çok çok kıymetli bir cerrahtır. 2200 tl ödedik ve bize ekspertizden çok daha fazla zaman ayırdı.

tabii ben 2500 papeli duyunca, dedim "neden olmasın? ben de açayım bir ekspertiz, hiç öyle şanzıman indir, triger değiştir, diye uğraşmayım, teknik kontrol, bakıvereyim, hop, 2 bin 500 papeli cepleyim."

hatta bunu gürsel hocayla ortak yapalım, "adama" dedim "yazık", ömrünü tıp eğitimine vermiş, amerika'da eğitimler almış, 15 yayını var, 144 defa atıfta bulunulmuş, hastanın koluna saç teli kadar delikten girip, sinirlere mikrocerrahi işlem uyguluyor, tarcanlar kadar kazancı yok. "burdan çıkınca hemen gideyim, gürsel hocaya anlatayım"

neyse,

alıcıya dedim ki "kardeş" dedim, "bu çok değil mi ya?! sonuçta bu 2006 model, 17 yaşında bir araba. hani evlense çocuğu olur. ustan filan yok mu? 200 tl ateşlersin, çok daha doğru bakılır hem" dedim.

"yok abi, ben buraya yeni atandım, kimseyi tanımıyorum" dedi. ben de vereceği paraya üzüldüm ama fazla üsteleyemedim. sonuçta satıcı olarak ne desem, taraf olduğum için dediğim izlenimi doğar. "iyi o zaman, sen bilirsin" dedim.

niye? çünkü ben arabamdan eminim. o ya da şu söyledi diye değil, bizzat ben kendim şahsen eminim. bu son cümlede bir anlatım bozukluğu olduğuna emin olduğum kadar eminim.

neyse,

araç içeri girmeden "şak" parayı tahsil ettiler. bekleme salonuna aldılar. bilardo, çay makinesi filan... havalı bir yer. ben de halen bu ekspertiz işine yükseliyorum. zaten çalısmayı seven biri değilim, "basit iş = çok para" denklemi başımı dödürüyor.

neyse,

bi' üç dakika sonra biri geldi "alıcı kim?" dedi. "bi' gel abi sen benle" deyip alıcıyı götürdü. ben de bekleme salonundan akvaryum izler gibi bakıyorum bunlara camekandan. liftin altına girdiler, arabada bir yeri gösterdi elindeki seyyar pilli lambayla, alıcı bekleme salonuna geri geldi ki yüzü bembeyaz. bir şey var anladım. dedim "n'oldu kardeş?.."

"abi" dedi, "arabanın denge kolu kırıkmış, n'apacaz?"

denge kolu dediği de sanayide "z rot" olarak bilinen ve 100 tl'ye satılan bir parça. alıcıyı çok önemli ve korkulacak bir şey yakalamış gibi, bekleme salonundan çağırması enteresandı gerçekten. "kardeş takma kafana, ben hallederim onu" deyince elemanın rengi normale döndü, "ha, tamam abi o zaman" dedi. içimden "lan adam arabalar hakkında gerçekten bomboş" dedim üzülerek. baksana hiç bir şeyden haberi yok.

neyse,

uzatmayalım, araba çıktı. elemanın biri alıcıyı ve beni karşısına aldı,ve destan gibi sayfalar dolusu raporu okuyarak başladı saymaya...

"alt takımda 'şu şu' parçalar değişmeli, şanzıman kulağı kopuk, motor yağ yakıyor ve bir buçuk litre yağ eksik, su kaçakları var ve ayrıca motorda tekleme var, bujilerde ya da supaplarda sorun olabilir. kontrol ettirilmesi gerekiyor..."

bak hele bak, "kontrol ettirilmesi gerekiyor" ne lan? adam size 2500 papeli kontorl ettirilmesi gerektiği tavsiyesinde bulunun diye mi verdi? kontrol edilsin diye verdi. peki sonuç ne? "kontrol ettirilmesi gerekiyor" muş :) yani oradan başka bir yere tekrar kontrole gitmesi gerekiyormuş :) bu sonuç için alıcı 2500 papel vermiş :)

neyse, sabırla dinliyorum...

"camda çatlak var, göğüste çatlak var, vites topuzu yıpranmış ve sigara yanığı var" dedi ve benim şalter attı! dedim "bi' dakkaaaa..."

hayatımda hiç sigara içmediğim ve arabamda içirmediğim, hatta ve hatta sigara içilmiş arabayı satın almadığım için arkadaş mayına bastı.

"şimdi" dedim "benim arabanın motor filan gidikmiş, onu anladık da sigara yanığı ne ayak?"

sigara yanığını göstermesi için içeriden birini çağırdılar. elinde lambayla koltuklara baktı, taban halısına baktı. "onu yanlış yazmışız abi" demez mi :) yanlış yazmışlar! kral, olan bir şey gözden kaçarsa anlayış gösterilebilir. olmayan bir şeyi nasıl yazıyorsunuz allanı seversen?

"peki motora bakan arkadaş da gelsin, şu yağ yakma, tekleme olaylarını bi' de o anlatsın o zaman" dedim. en fazla 25 yaşında bir eleman geldi, şimdi benim 2006 model arabaya da bu eleman baktı, benim arabadan önceki 2020 model 4 çeker suv'a da, bizden sonra 2000 model peugeot 206'ya da bu eleman baktı. yani arkadaş maşallah 4 tekeri olan her şeyden anlıyor. mesela bana alanım olmayan bir araba göstermeye gelseler, derim ki "bu konuda uzman birisine gösterseniz daha doğru olur." insan hiç bir şey bilmiyorsa haddini bilir önce bi'

neyse,

"evet abi, yağ yakıyor, bir buçuk litre yağ eksik ve araba tekliyor" dedi. "peki ustam, yağ yaktığını nasıl anladın?" derken, alıcı "yalnız satıcı da motor ustası" dedi. öyle deyince eleman bi' geriye taktı... "abi bunlar zaten doğal olarak bakımdan bakıma 1 litre filan yakıyor bu kilometrede, sen de bilirsin" dedi. diyelim ki öyle, ee o zaman kardeş rapora niye öyle "doğal olarak" filan yazmıyorsunuz?

ayrıca bi' kere, benim arabam yağ yakmaz ya da teklemez.

niye?

çünkü umumiyetle benden çekinir, "abi" der, hürmette kusur etmez.

değil tabi.

çünkü öyle olursa, ben onu şak diye hallederim.

alıcıya döndüm, "bilader" dedim, " bu alt takım, cart curt ne varsa ben hallederim ama benim arabamın motorunda bir şey yok. bak, rapora kontrol edilmesi gerekir yazmışlar. istersen gidelim bir servise parasını ben vereyim, kontrol edilsin." şimdi önceden de adli bilirkişilik yaptığım için, bu ekspertizciler "aman sonradan başımız yanmasın" mantığıyla araç kusurları matbu olarak abartılarak yazılıyor. riske girmemek için lüzumsuz detaylarla rapor dolduruluyor, davalık filan olma durumuna karşı "kontrol edilmesi gerekir" gibi yuvarlak şeyler yazarlar raporlara. tabii ben bunu biliyorum da alıcı tam bir şaşkın ördek. izah ettim, anlattım, ikna oldu ertesi gün sabah nöbetçi noterde buluşmak üzere ayrıldık.

dükkanıma geldim, bu tarcanların saydıkları geliyor aklıma, "cam mı çatlak dedi lan o?" diyorum. bakıyorum bakıyorum, camda çatlak yok. alıcıyı aradım, sordum. "evet, ön cam çatlak yazıyor" dedi. bizim elemanları çağırdım, dedim "bu arabada cam çatlakmış, bulun!" hani sigara yanığını yanlış yazmışlar ya "belki başka cam çatlaktır" dedim arabanın etrafında dört döndüler. yok.

haydaaa!...

peki, "arabada bir buçuk litre yağ eksikmiş, ekleyin" dedim. çubuğu bir çektiler yağ eksik değil. lan nasıl eksik değil !? kafayı yiyecem!

göğüs çatlak mı? değil.

su kaçağı? yok.

denge kolu kırık mı? noolur kırık olsun lan artık! değil, körüğü yırtık.

peki, sol arka merkezi kilit çalışmıyordu, onu yazmışlar mı? hayır. yani araçta var olan bir kusur raporda yok.

düşündüm... neden böyle oldu?

"haaa" dedim. "lan yoksa..." gözlerim büyüdü... dedim "oğlum bugün 1 nisan lan!" telefona baktım, evet 1 nisan! kesinlikle bu bir şaka olmalı.

elemanlardan biri "abi saçmalama, öyle olsa şimdiye kadar söylemezler miydi?" dedi.

"valla" dedim, "belki benim arkadaşlardan biri ayarlamıştır" yoksa bu yazdıkları rapora inansam, aracı üstüne para vererek hurdaya vermem gerekir.

sabah notere gittim, alıcı gelmedi. adamla sözleştik, ekspertize 2500 papel verdi ama notere gelmedi. arıyorum, açmıyor. meğer gece mesaj atmış, gelmeyeceğini bildirmiş, görmemişim. işte şaka olduğu belli değil mi?

değil !

arabam 3 gün sonra başka birine satıldı. üzerinden 2 buçuk ay geçti, henüz bana şaka yapıldığına dair bir bilgi gelmedi.

lan oğlum, benim gibi adamın arabasını, elimi öperek, çikolata çiçekle, yalvararak almanız lazım! o arkadaşın hiç bir suçu yok. adam sıfır bilgiyle ve kısıtlı parayla araba almaya çalışıyor. fakat işte maalesef anlayamayacağı bir konu var, 2500 toslayarak danıştığı kişilerde sıfır bilgi bile yok! matbu, kopyala yapıştır, yuvarlak ifadelerlel ekspertiz raporu mu olur lan!

olmaz.

şöyle olur;

sonuç: tarcanlar oto ekspertiz, otur, sıfır!