Sık geçen başlıklar

türkiye'nin güzel olduğunu zannetmek 1

ekşi'de gör
yanlış değildir.

türkiye coğrafi açıdan ve de dünya tarihinde pek çok medeniyete ev sahipliği yapması bakımından eşsiz bir yere sahiptir.

bir kıyaslama yapacak olursak ingiltere'de gittiğiniz bir sürü yerde doğa manzarası güzel olmakla birlikte aşağı yukarı aynı olacaktır. yeşillik, bir göl veya nehir, kapalı hava, yüksek olmayan dağlar. türkiye'deyse birkaç yüz kilometrelik bir hatta iskoçya kadar yeşil karadeniz'in dağlarını, resmi olarak bir çöl sayılan karapınar'ı, turkuaz deniziyle akdeniz'in incilerinden ölüdeniz'i görebilirsiniz. yine ingiltere'de romalılar ve eski anglosakson yapıları dışında kayda değer bir şey bulamazsınız ancak türkiye'de likya'dan trabzon rum imparatorluğu'na, 12 bin yıl önceden kalmış göbeklitepe'den osmanlı'nın modern saraylarına kadar çok geniş bir skalada medeniyet izleri bulabilirsiniz.

sorun ülkenin güzel olup olmaması değil değerlendirilip değerlendirilmemesi sorunudur. roma'da tarihi izler bir namus meselesiymişçesine korunur ve şehrin siluetine özen verilirken aslında tarihi roma'dan çok daha görkemli olan istanbul'a metrobüs, toki, martı projesi gibi göz kanatan yapılar layık görülmektedir. yunan adaları dünyaca ünlüyken benzer bir coğrafyada ve çok daha yeşil olan bizim bazı adalarımız ve sahillerimiz rant karşısında el ovuşturan iş adamlarına teslim edilir. özellikle batı avrupa'da yürüyüş yolları, kamp alanları ve tabiat parkları özenle korunurken biz karadeniz'in yeşilliklerini araplar cipleriyle rahat geçebilsin diye asfalta teslim etmiş, adını da çaktırmamak için "yeşil yol" koymuşuzdur.

bugün ingiltere henüz 20 yaşında bile olmayan bir dönme dolabı dünyaya pazarlar. bizse üzerinde durduğumuz bu medeniyeti nasıl daha fazla yıkarız diye düşünür dururuz.