Sık geçen başlıklar

türkiye'nin %92'sinin türkçe kuran okumamış olması 2

ekşi'de gör
türkiye nüfusunun yaklaşık %90'ı yol tabelaları dahil hiçbir şeyi okumadığı için pek de şaşılmayacak durumdur.
ilgili ankete ulaşamadım. ancak %92 oranı palavra. eğer kuranın baştan sona anadilde okunması kastediliyorsa kendimden başka bunu gerçekten yapan 1 kişi bile tanımadım hayatımda.herhalde uzak yakın akraba komşu sayım 300-500 civarı vardır. hiçbiri kuranı baştan sona türkçe okumadılar. okul hayatım boyunca tanıdığım hiçbir arkadaşım kuranı baştan sona türkçe okumadılar. 5 vakit namaz kılan tanıdıklarım, dostlarım, akrabalarım... hiçbiri kuranı türkçe baştan sona okumadılar. nereden mi biliyorum?

ben tanıdığım herkes ile ara sıra kurandan bir kaç ayet paylaşırım, çoğunu burada bulabilirsiniz:

(bkz: kuran'ın insan yapısı olduğunun delilleri)

hiçbiri o ayetleri ömründe ne duymuştur ne de okumuştur. "hadi ya öyle mi yazıyor gerçekten" diye şaşırırlar. çünkü kuran'ın içeriğinin yarısından mücahit müslümanlar utanırlar ve o sakat ayetleri hiçbir yerde paylaşmazlar. e cahil için islam dediğin şey camide hoca cemaate ne anlatırsa odur, siz hiç camide hocaya kaynak soran cemaat gördünüz duydunuz mu? hocalar da islamcılık ideolojisinin neferleri olduğuna göre muhammedin kişisel menfaatine hizmet eden ahzab suresinde anlatılanlar gibi konuları cemaatten gizlemek suretiyle din-i mübin-i islamı korumuş ve onu dinç dimağlardan sakınmış olurlar. allahlarına iyilik ederler.

cemaatleri de iyi bilirim. orada yetişen gençlerin de çoğu kuranı arapçasından belki on kere hatmetmiştir ancak türkçesini baştan sona okuyan gene %1'i geçmez. tanıdığım ateistlerin de tümü kuranın türkçesine başlayıp yarıda bıraktılar.

ben günlük hayatımda kuranı baştan sona türkçe okumuş biri ile hiç karşılaşmadım. bu başlıkta "ben baştan sona okudum" diyenlerin de hiçbirinin doğru olduğunu düşünmüyorum. dolayısıyla bana öyle geliyor ki kuranı türkçe baştan sona okuyanların oranı % 0.2 falandır. yani türkiye'nin %99.8'i kuranı baştan sona okumamıştır. okuyanlar da meal yazarları, ilahiyat camiasının yarısı falan, islam eleştirmenleri ve dinini samimiyetle sorgulama merakına düşmüş cüzi bir azınlıktır.

en nihayetinde inanç ile akıl birbirinin zıttıdır. inanç varsa akıl yoktur ve akıl varsa da inanç yoktur. hatta bu dünyada "inanmak" diye bir fiil yoktur. insanların inanmak dediği şey özünde cennetü alayı temenni etmektir, ölümsüzlüğü arzulamaktır, bilmeyi reddetmektir, bilmekten kaçmak ve bilmemeyi de hazmedememektir. "inanmak" denilen şey psikolojik bir sorundur:

- bilmiyorum ama inanıyorum...

-sebep?

-bilmem öyle işte inanıyorum babam falan da inanıyor ya ondan heralde...

-hadi bi göster bakayım nasıl inanıyorsun

- ( gözleri kısar, avuçlarını kapatır) mmmmmmm... bak işte böyle. inanmak fiili işte budur.

üstadların dediği gibi: kutsal kitapları okuyup anlayanlar dinsizlerdir, okuyup anlamayanlar dindarlardır. bir kitabı okumadan anladığını sananlar ise ah***lardır.