Sık geçen başlıklar

türkiye'deki tepkisizliğin temel sebebi 3

ekşi'de gör
gezi parkı olaylarıdır.

gezi parkında gençler şalvarlılar tarafından dövülüp, satırlarla kovalandığı gün, küçük çocuklar kafalarından tabancalarla vurulduğunda türkiye de tepki olayı bitmiştir. artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı ve olmadı da.

artık kimse yazar kasa fırlatamaz, hakkını arayamaz çünkü bu yobazların köprüde askerin kafasını kestiğini biliyor.

o güzel insanlar o güzelim atlara binip gittiler. şimdi baş başa kaldık.
gerçekten çok acayip. çok çok acayip.

halkın kendisini "yönetmesi için kurduğu sistemde" kendisini "yönetmesi için seçtiği insanlara" hesap soramıyor. ayağını denk al ya da defol git o koltuktan diyemiyor.

normal şartlarda demokratik bir sistemde sadece bu son birkaç ayda hükümetin defalarca düşmesi gerekirdi. iktidar ortaklarının desteğini çekmesi, halkın hükümetin düşmesi/değişmesi için avaz avaz bağırması, sorumlulara yazar kasa fırlatması gerekirdi. birilerinin cumhurbaşkanına, içişleri bakanına, adalet bakanına, meclis başkanına anayasayı fırlatması gerekirdi.

ama öyle bir durum var ki milliyetçi olarak nitelendirilen hükümet ortağı hala mevcut durumu savunup 2023 adayımız rte şeklinde açıklama yapıyor, halk anayasal hakkı olan "bir şeyleri protesto etme"nin dahi vatan hainliği olduğuna inanıyor. milletvekillerini hatta anayasa mahkemesi üyelerini bile tribün liderinden hallice bakanlar açık seçik tehdit edebiliyorken halk başına gelebileceklerden korkuyor. bakanların, cumhurbaşkanının, destekçilerinin yaptığı saçma sapan işleri, açıklamaları halk mizah kaynağı olarak görüyor ve "sadece" eğleniyor. dövizde gerçekleşen günlük % bilmem kaçlık artışın insanları her gün nasıl daha da köleleştirdiği bunun geri dönüşünün kaç yıl alacağı tartışılmıyor, bunun yerine hangi tarihte hangi araç ne kadar olacak tahmin oyunları falan oynanıyor. mesela ülkenin ekonomisinin faiz kararlarına bağlı olduğu sanılan saçma sapan bir ortam var ülkede hatta sürekli bu konuda dini gerekçeler falan tartışılıyor. daha kötüsü yarın seçim olsa ertesi gün bu sistemin en fazla 1-2 makyajla meşru ya da gayrimeşru yollarla kaldığı yerden devam edeceğini biliyor insanlar. kaldı ki öyle vasıfsızlar sürüsünden ibaret bir siyaset ortamı var ki mevcut duruma çözüm getirecek ya da geleceğe dair en azından ufacık ışık tutacak bir kişi dahi görülemiyor.

"cehalet" zaten her zaman birinci sıradaki suçlusuydu mevcut durumun ama bir de halka yüklenen korku ve etkisizlik hissi insanları resmen bitkisel hayata soktu, sindirdi, umutsuzluğu ve mutsuzluğu dahi kabul ettirdi. ülkenin milli marşının daha ilk kelimesini unutturdu. gözünün önündeki çözümü.

29 ekim cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...
kendimden biliyorum... yoruldum arkadaş yoruldum, çok yoruldum. insanlara doğruları anlatmaktan, gerçekleri açıklamaktan, kanıtlar göstermekten yoruldum. yaşım 31, 15 yıldır başımızdaki haramzadelerin apaçık ülkeyi parsel parsel sattıklarını görüp buna hala inanmayan bir toplumun olduğunu görmek benim umutlarımı bitirdi. yetmezmiş gibi bu kör olan toplum çoğalarak devam ediyor. bu süreçte cehaletin gerçekten mutluluk olduğunu öğrendim. bu son seçimler de benim geleceğe dair umutlarımın yıkıldığı bir gün oldu. o tarihten itibaren artık ne olursa olsun modundayım zerre umrumda değil. benim tuzumun kuru olmasına rağmen başka insanları düşünüp her yerde onların sesi olmaya çalışırken savunduğum insanların gidip celladını seçmiş olmaları beni bitiren nokta oldu. ne haliniz varsa görün...