Sık geçen başlıklar

türkiye'de halk devriminin olası hale gelmesi 1

ekşi'de gör
devrimci kafası fazla teorik çalışıyor, realiteden uzaklar. bu başlık da iyi bir örnek olmuş. katıksız bir iyimserliğin ürünüdür şu. karşında koca bir devlet ve halkın yarısı var. üstelik halkın geri kalan %50'lik kısmından en az %20'si de bu tür bir harekete baştan soğuk bakacaktır. apolitikleri ele, gezi'de popüler kültürün bir gereği olan çoğunluğa uyma psikolojisine kapılan hevesli gençliği ele, elinde kala kala o bildiğimiz klasik sol örgütler ve belki birkaç bağımsız insan kalıyor. ne yapacaksın? bu seferki polise börek çörek ikramı yapmaya, duvarlara şirin espriler yazıp selfie çektirmeye, arada da polisin bilmem kaç kilometre öteden attığı gazın dumanını solumaya benzemez.

gezi'yi 15 temmuz ile karşılaştıran dahi var. yapmayın. açık söylüyorum, bir gün sürer sadece. ikinci gün ortalıkta kuş uçmaz, şehir merkezinde cübbeliler, palalılar polislerle birlikte nöbet tutar, çıtınız çıkamaz, çıktığı an çat diye indirilirsiniz. birkaç kişi indirildiği takdirde zaten kaybedecek daha fazla şeyi olan seküler kesim anında siner. bu sinmenin ardından diğer kitle tüm alanları türk bayraklarıyla doldurur ve siz direkt vatan haini düşman olarak etiketlenirsiniz, üstelik bu sefer karşınızdaki kitle en az %70'i bulur, sonra gör eğlenceyi. zaten varacağımız noktaya bizi daha çabuk ulaştırmış olursunuz, bu bakımdan faydalı olabilir gerçi.

yani diyorum ki; gezi'nin nispeten uzun soluklu ve kalabalık olmasının sebebi de zaten bu büyüklükteki bir protestoya göre ölümlerin az olmasıdır. 15 temmuz gibi bir ortam olsaydı tamamen farklılaşırdı durum. teoriye bu kadar da körü körüne saplanıp kalmayın.

ayrıca şahsi fikrimce senaryo çoktan yazılmıştır. erdoğan sadece görünen yüz. onu elediğinde uzun adamın ipini tutanlara ne yapacaksın? ya da o ipi erdoğan'dan alıp kendine mi bağlayacaksın?

ekleme: peki ne yapılabilir?

siyasi alanda oturup beklemekten başka şey gelmiyor aklıma ancak toplumun bu süreçte daha fazla yozlaşmasının önüne geçebilecek gönüllü adımlar atılabilir. siyasetten uzak adımlardan bahsediyorum. oldukça basit ama boş boş stand kurup tamamen propaganda amaçlı broşür dağıtmaktan daha anlamlı şeyler. şu anda birbirine düşman kesilen farklı kesimlerin bir şekilde birbiriyle vakit geçirmesini sağlamak mesela. ya da ben sen gibi tipler gidip muhafazakar ve fakir mahallelerdeki insanlara belli konularda yardımcı olabilir, çocuklarının yüzünü güldürmek olabilir, üzerine düşünülmesi gerekiyor işte. oturup ciddi ciddi bu kesimin analiz edilmesi gerekiyor, zira karşınızdaki kitleyi tanıdığınızı dahi sanmıyorum ben. muhatabınız erdoğan değil, bu insanlar olmalı. yani kısacası hepimizin bir toplum olma gayreti içerisine girmesi ve siyasi sebeplerden* ötürü bölünmüş olan bu toplumu siyaset dışı yöntemlerle tekrar birbirine yaklaştırmamız gerekiyor. bunu yaparken pragmatik davranmak, ideolojileri askıya almak zaruridir. bahsettiğim şey, devrim sözcüğü kadar kulağa güzel gelmese de bugünkü siyasilerin arzu etmediği bir tablonun gerçekleşme ihtimaline işaret eder. devrim hareketi ise, kendisine belli zamanlarda yapay düşmanlar yaratarak kitlesini hem genişletip hem de halihazırda kendisine bağımlı halde olan kişileri çok daha radikal hale getiren erdoğan'ın tam da arzuladığı şeydir.

bir ekleme daha: hayalden yoksun, umuttan nasibini almamış insanlarmışız sanırım. başlık içeriğine bakıyorsun nasıl yapılabileceği ile ilgili en ufak bir öneri yok, saf kuru romantizm. bu aynı romantizm gezi'yi cıvık bir hareket haline getirdi zaten. bu kadar da naif olunmamalı. atatürk ilke ve inkilapları tabandan yayılmalıymış. nasıl yapılacak acaba merak konusu. hatta şu cümle hiçbir anlam dahi teşkil etmiyor bana. sanki ekşi'de bot bi hesap salladı bi cümle, öylesine bir ezber. neyse ya da tamam yayalım tabana, hadi, umut doluyum.

şaka bi yana, bi kesim zaten aklını kaybetmiş, onu yerine getirmeye çalışalım derken siz de ayrı bi hayal aleminde yaşayıp gidiyorsunuz ve hakikaten hiçbir şey önerdiğiniz yok. ha şimdi 2018 ile birlikte de başkan adaylarını tartışmaya başlar bu çok umutlu devrimci arkadaşlar. daha açık ve net şekilde şaibeli olduğu ortada bir referandum sonucuna hiçbir etkide bulunamayan topluluk kalkıp devrim mi yapacak? nasıl olacakmış söyleyin, aklıma yattığı takdirde bir süredir yaşadığım almanya'dan hiç düşünmem tankıma biner gelirim.

gezi'den sonra umut falan kalmamıştır. bugün istanbul'da bir kadın etek giydiği için açık açık dayak yiyebiliyor. sen gelmişsin atatürk inkilapları diyorsun, erdoğan diyorsun, akp diyorsun. artık öncelikli sorun siyasal değil, toplumsal. siyasal sorunlardaysa zaten hiçbir etkiniz olamaz şu saatten sonra.

gelen mesajlardan sonra son bir ekleme: 2014 yılıydı, gezi'nin yıldönümü dolayısıyla eylem planı vardı, sonra olmadı pek bir şey gerçi de ben yine kendi fikrimi söyleme gafletinde bulunmuştum. genel itibariyle gezi'nin o muazzam potansiyelini ilerleyen dönemlerde hiçbir şekilde gösteremediğini ve ne idüğü belirsiz cemaatin ses kayıtlarından medet ummaya başladığını, bunun da ciddi bir hata olduğunu, gezi'nin sahip olduğu gücün farkına varılamadığını yazdım. bunun üzerine küfürler geldi, hatta fukara nick altımdaki tek entry de bu söz konusu yazıdan sonra girilmişti. "bu kadar da umutsuz olunmaz ama" tarzında söylemler sarf eden o kişiler şu an geldiğimiz durumu nasıl görüyor, ben de bunu merak ediyorum aslında.

yani olayın özü, her ne kadar mantıklı olursanız olun, türk insanının hoşuna gitmeyen bir fikri ortaya atmanız sizin direkt hakarete uğramanıza yol açıyor. bu konuda her kesim hemen hemen aynı. 3 sene önce o yazdıklarımdan ötürü işittiğim azarların benzerini bugün de karşımda buluyorum. genel kanı, milletin huzurunu kaçırdığım yönünde. durum eğer ki çıkmazdaysa, siyasal alanda artık yapılabilecek hiçbir şey kalmadıysa benim bunda suçum nedir? gidin mecliste bi ton maaş alan çapsız, vizyonsuz, neye hizmet ettiği belli olmayan milletvekillerine kızın, kendinize kızın. durumun vahim olduğunu bile bile kalkıp da umut tacirliği yapamam. üstelik yapılması gerekeni de kendimce ortaya atıyorum. toplumu gönüllü olarak iyileştirme çabasına girilmeli diyorum. eğer ki kavga durumuna geçilirse şansınız yok diyorum. atatürk'ü seviyorsunuz ama adamın o zekasını anladığınız yok. şartlara göre konum alınmalı diyorum. siyasal alanda değil, topluma yönelik çalışmalar yapılmalı diyorum. bana o mesajları sallayan kişilerin ise sunduğu tek bir öneri yok. işte bu yüzden de umudum yok zaten. bu yüzden sizlerle aynı çatı altında bulunmam mümkün değil. ayağınız yere basmıyor, ne istediğinizi bilmiyorsunuz, belki teoride birikimlisiniz ancak türkiye'nin içerisinde bulunduğu durum hakkında en ufak bir bilginiz dahi yok, saf kuru gürültü. ha şayet bu yazdıklarım ağır geliyorsa belki sizi pozitif anlamda motive eder, bu yönden faydalı da olabilir. ben yanılıyor da olabilirim ve yanıldığımı görmeyi de emin olun çok isterim. öyle aptalca egolarım yok, sadece düşündüğümü kendimce yazıyorum, buna aşırı bir değer yüklemenin anlamı da yok. keza devrim yapacak kadar örgütlenmiş bir insan topluluğu sanmıyorum ki şu yazıyı okuyup vazgeçsin.

son olarak, başlığı açan kişiye teşekkür ediyorum. pek fazla yazmayan biri olarak sayesinde iyi döktüm içimi.