bir zamanlar bendim bu erkek.
hayatım bari temmuz ayında giyme şu botları diyordum ama dinlemiyordu beni. sus diyordu metalciyim diyordu. botsuz olmazmış.
ayakların kebap olur o simsiyah botların içinde bunun daha kokusu var mantarı var diyordum ama hiç umurunda değildi.
festivalde aynı çadırı paylaştığımız gece birlikte geçirdiğimiz son gecemiz oldu zaten. demek ki neymiş ağustos sıcağında bir buçuk gün boyunca bot giymek pek iyi bir fikir değilmiş. hayır madem giyiyorsun o zaman ayaklarını dışarıda bırakacaksın kalçası pure pain dövmelim. yoksa böyle terk edilirsin işte.
neyse sonra siyasaldan solcu bi kızla takılıyodum bi ara.
allah'ın adını verdim giyme şu sikik şalvarı diyecek oldum bi sefer, lan kız "sen benim giyimime karışamazsın"la başladı, "eril beğeni kriterlerine uymak zorunda değiliz"le bitirdi tiradını.
lan değiliz ne demek siz kimsiniz ben seninle konuşuyorum dediysem de çoktan zılgıt çekmeye başlamıştı bile.
eskisi metalciydi ama en azından böyle ani yükselmeleri yoktu, feminist zırvalarıyla kafa sikmiyordu.
şimdilerde saldım artık, kız arkadaşlarımın giyimine hiçbir şekilde karışmıyorum.
o orada giyilir bu burada giyilmez gibi tuhaf tripleri oluyor mesela, he deyip geçiyorum.
"yakışmış aşkım" mutluluk parolam oldu resmen. bu cümleyi söyledim mi kafam sikilmekten kurtuluyor. tavsiye ederim.
08.04.2021 · 25. sıra
bu su kimin
07.04.2021 11:16 ~ 11:17