Sık geçen başlıklar

sanat muhalif değildir 1

ekşi'de gör
orhan gencebay kıymetlimizdir ama bu sözü tam bir saray sanatçısı beyanı.

mozart, avusturya imparatoruna konser verdikten sonra alt katta sarayın hizmetçileriyle birlikte yemek yiyordu. o devirde sanatçının işlevi asilleri eğlendirmek, layık olduğu yer de alt kattı. keza, ondan önce mikelanj da vatikan'da aynı muameleyi görüyordu.

araya fransız devrimi girdi. işler değişti.

beethoven, saray mutfaklarında yemek yemeyi reddetti. devran dönmüştü, sanatçının işlevi, konumu, duruşu değişmişti. sanatçı artık asillerin hayata hoşluklar katacağı, muktedirin zenginliğini sergilemek için kullandığı bir aksesuar değil, toplumun öncüsü, ilericiliğin bayraktarlığı rolünü üstlenmeye başlamıştı. sanatçının beyninin içindeki fikirler, elinin maharetinden daha kıymetli hale gelmişti.

şayet sanatçı muhalif olmazsa, iktidarla arasına mesafe koymazsa, iktidarı eleştirmezse, iktidarla aynı yatağa girerse, aynen aile içi evliliklerden doğan çocuklar gibi dejenere hale gelir. muktedir ile sanatçı birbirleriyle kısır bir diyaloğa, suya sabuna dokunmadan bir karşılıklı övgü döngüsüne girerse, sanat tadını tuzunu özünü kaybeder, kitsch olur. ve en sonunda türkiye'deki bugünkü yoz, sığ, güdük sanat anlayışı gibi olmaktan kendini kurtaramaz hafazanallah.

iktidarlar her devirde kapılarına yanaşan sanat erbabı bulmuştur. gencebay yaşını aldıkça mizacı yumuşadı. sert çıkışlar, çatışma halleri, iktidara itirazlar bana göre değil diye düşünüyor olmalı. sevelim sevilelim, bahar dalları, çiçekler, mutluluklar, tebrikler...

eğer türkiye'de her şey güllük gülistanlık olsaydı, gencebay haklı olabilirdi. ama kazın ayağı öyle değil. burası finlandiya değil. türkiye'nin içler acısı manzarasına bakıp da sanatçı muhalif değildir derseniz, o halde sen kör müsün salak mısın ortak mısın diye sorarlar adama.

.

gencebay'ın tavrı ile zıtlığı iyi görebileceğimiz mukayese, ruhi su'nun sözleri ve yaklaşımı olabilir: (bkz: #54948136)

.