aslında iyileştiren şeyler elbette ki vardır da bir ruhumuz olduğuna yeterince inanamıyor oluşumuz bunun önünde bir engel olabilir. çünkü tıpkı tanrı'nın varlığı gibi o da bir görünmezdir; bilinmezlikler içinde kaybolan, ne zaman tutmaya çalışsak avucumuzdan kayıp gidendir. tüm kalbimizle inanmaya çalıştığımız o ışıklı ya da zifiri zamanlarda bile 'ruh' bir hayalet gibi süzülür durur. içimizde olup olmadığına, ona sahip olup olmadığımıza ve hatta onsuz bir hiç olup olmadığımıza bakmaz bile. ve biz ise 'o mu bize ait yoksa biz mi ona' anlayamayız bile. bu yüzden, onunla bir bütün halinde olduğumuzu hissetmemiz ve varlığına en az kendi varlığımız gibi inanabilmemiz gerekir. işte o zaman ona işkence etmekten vazgeçebilir ve iyileşebiliriz belki; çünkü o bizim şeffaf yanımızdır ve hangi şeffaflık bir bıçak darbesiyle yaralanmayı hak eder ki?
''üzülmeye gelmez giderdim
aramaya ruhumun parçalarını
üzerime bir bir dikerdim
beni nasıl isterdin?
tek parça''
**spotifyyoutube