Sık geçen başlıklar

plüton'un gezegenlikten çıkartılması 2

ekşi'de gör
nasıl entryler var inanılmaz, kimse mi açıklayıcı bir bilgi girmez yemin ediyorum gözlerim kanadı iğrenç ve aynı esprileri okumaktan.

neyse konuya gelelim, (bkz: pluto)'nun bulundğu konum aslında 90'lara doğru keşfedilen (bkz: kuiper kuşağı)nda bulunuyor. burası güneş sistemi oluşurken gezegenlerden arta kalan göktaşlarının bulunduğu bir kemer ve adamlar daha bunu 30 yıl önce keşfediyor.

sonra bir bakıyorlar lan güneş sistemi bir günde hayvan gibi büyüyor. çünkü sayısız göktaşı var bu bölgede çoğu buz ve kayadan oluşuyor ama buzlar bildiğimiz buz gibi değil katran gibi bir buz keşfedilmesi uzun zaman alıyor sonuç olarak bu kuiper kuşağının.

ilerleyen zamanlarda yine bakıyorlar pluto gibi bir sürü ufaklı büyüklü gezegen var, belki binlerce, diyorlar ki bunların hepsi gezegen olamaz bunlara yeni bir sınıflandırma yapalım.

sonra üç tane kural koyuyorlar gezegen şartını yerine getirebilmek için.

güneş etrafında dönmeli, tamam pluto bunu sağlıyor.
küre şeklinde olmalı diyorlar. pluto tamam bunu da sağlıyor.
yörüngesinde bulunan objeleri temizleyecek çekime sahip olmalıdır diye bir madde daha koyuyorlar, işte hah burada pluto gereksinimleri sağlayamıyor.

2006 yılında toplanıyor bu astronomlar tartışıyorlar, diyorlar ki 1000 tane daha gezegen olursa hepsini nasıl ezberliyeceğiz sıralayacağız diyorlar cüce gezegen tanımını çıkartıp kuiper kuşağında olan cisimleri cüce gezegen sınıfına koyuyorlar işte.

bildiğimiz gibi güneş sisteminde bulunduğumuz kısım sadece içerisi. sistemimiz bildiğimizden çok çok daha büyük (bkz: voyager)lar hala sistemin içerisinde 70'lerde gönderildi bu uydular hala düşünün güneş sisteminin içerisindeler.

(bkz: oort cloud)
(bkz: termination shock)
(bkz: heliopause)

p.s biz de üzülüyoruz pluto gezegenlikten çıktı diye ama her şeyin mantıklı bir açıklaması var yani.
açılın, sabah sabah troll'ü ciddiye alıp cevap veriyorum, çünkü astronomi oley!

şimdi sevgili arkadaşlar, plüton canımızdır, fındığımızdır, onun o kalp şeklindeki düzlüklerini yirizdir. velhasıl en baştan gezegen sayılmasının birincil sebebi keşfedilmesine ve 9. gezegen sayılmasına tek sebep kardeşlerinden birazcık fazla olan parlaklığıdır.

amma ve lakin, ne zaman ki insanlık olarak gezegen miyopluğumuzu tedavi edip gözlüğümüze doğru mercekleri taktık, bir de baktık ki ne görelim, plüton gibi binden fazla bıdık var o civarda!

yani, bu durumda önümüzde iki yol gözüktü:

1) "güneş sistemi'nde 1048+ gezegen var, onlar da şunlar: merkür, venüs, dünya..." diye saymak ve tabii ki zırt pırt bu listeyi güncellemek. zavallı ilkokul çocuklarına da ızdırap olmak.

ya da

2) "güneş sistemi'nde 8 gezegen ve ayrıca bir de plüton benzeri cüce gezegenler var." demek.

konuyla ilgili söz sahibi olan bilim insanları toplaştılar, "ee nabak?" dediler, 2'yi seçtiler.

ama sonra plüton'a küsmediler, aşağı görmediler, bilakis ta oralara kadar kendisine yakından bakmak için bir uzay aracı gönderip iyice incelemeye aldılar.

işte uzay zaten bu yüzden muhteşem. görebildikçe ufkumuzun, anlayışımızın sınırları açılan bir olgu.

zamanında dünya evrenin merkezi zannediyorduk, sonra bütün evren samanyolu sanıyorduk. şimdi biliyoruz ki aşırı şanslı bir toz parçasıyız ve kıçımızı da yırtsak gidemeyeceğimiz ama evrenin genişlemesinin şanslı bir döneminde olduğumuz için ancak gözlemleyebildiğimiz milyarlarca galaksi var.

işte plüton da bu kozmik ortamın şeker, parlak ve serin toz tanelerinden biri.

o yüzden kimseye kızmayın, bıdık gezegenlerimizin de başta plüton ile birlikte sevildiğini ve onlara müteşekkir olduğumuzu bilin.

müsait olduğunuzda cosmos mutlaka izleyin, hem eskisini, hem yenisini.

haydi herkese iyi uzaylamalar! ^^

*tabii bu arada bugün de plüton'un 9. gezegen sıfatını kaybetmesinin ve cüce gezegenlerin ilki olmasının 15. yıldönümü, şöyle bir derlemasyon bırakayım:
https://starwalk.space/en/news/facts-about-pluto
türkçe derseniz, o da burada:
https://tr.wikipedia.org/wiki/plüton