Sık geçen başlıklar

mrna aşılarının seneler sonraki yan etkileri 4

ekşi'de gör
dna değişimi falan yaşanmadığı için diğer aşılardan bir bok farkı olmayacak. o da maks 20 gün falan deniyor. hadi ben de 40 gün verdim 2 ay olsun.

ulan ilkokulda bir aşı yaparlardı kolumuz yerinden kalkmazdı. şimdi virüs yükü yoksa o kadar bile olmuyor. ki o zaman sevinirdik aşı olduk hasta olmayacağız diye.

şimdi binbir dereden su getiriliyor bir aşı için. neymiş teknolojisini bilmiyormuş, önceden kendi sentezliyordu amk aşısını çünkü skimin biyokimyofarmokolojisti. ulan bu ne naz yahu? büyük şirketler yok 5 aile yok çip var 5g ile götümden kontrol edecekler falan deli saçması işler.
sözlük ahalisinden özür diliyorum, çok ta sikimde olmayan yan etkilerdir. 20 yildir hayvan gibi sigara içiyoz ne iç organ kalmistir ne damar ne ciger vs..
zaten vucudumuzun anasini aglattik az uyku düzensiz beslenme stres sinir alkol..mrna kim köpek amk??zaten yildiz tozu degil miyiz?yas 41 daha bu kadar yasamadan geberip gitcez zaten.
öncelikle mrna ile ilgili birtakım bilgiler vermek istiyorum. bu mrna dediğimiz molekül öyle bazılarının iddia ettiği gibi yıllarca hücre/vücut içerisinde kalan ve çalışan bir zerzavat değildir. hücrenin o anki ihtiyacına göre gereken miktarlarda sentezlenir ve ömrü kısadır. tek zincirli olmasından dolayı, başka hiçbir etmen olmasa bile kolay degrade olur ve kırılgandır (laboratuvarda mrna ile çalışırken filtreli pipet tipi ve bazı durumlarda çift eldiven giyilmesinin nedeni budur). bunların yanında hücre içerisinde "mrna decay" denilen mekanizmalar bulunur ve bunlar da çeşitli yollarla işi biten ve/veya kullanılamayacak durumda olan mrna zincirlerinin çok hızlı bir şekilde parçalanmasını sağlar. böyle durumlar göz önüne alındığı zaman bu, bu ve buradaki verilere göre insan hücreleri içindeki mrna parçalarının aşağı yukarı 5 dakika ile 10 saat kadar bir süre boyunca sağ salim kaldığını söyleyebiliriz. bu süreden sonra molekül degrade olmaya ve parçalanmaya başlar. memeli hücrelerinin içinde birkaç tane major mrna yıkım mekanizması vardır. bunların bir kısmı bozuk mrna'leri parçalarken (nonsense-mediated mrna decay gibi), diğerleri işi biten mrna ipliklerini parçalar. bu mekanizmaların en başta gelenlerinden biri "deadenylation mediated mrna decay" olarak bilinir. mrna moleküllerinin 3' ucunda (sonu diyebiliriz) birçok adenin bazının arka arkaya dizilmesinden oluşan, mrna'nın stabilitesini artıran bir yapı vardır (poly(a)-tail). mekanizması tam bilinmemekle beraber muhtemelen mrna'dan protein sentezinin (translasyon) bitmesi sonucu bu kuyruk kısalmaya başlar ve "deadenylation" dediğimiz olay, dolayısıyla "deadenylation-mediated mrna decay" işlemi "başla" komutu alır. sonuçta çeşitli hücre içi enzimlerle mrna zinciri parçalanır(1, 2). yani demem o ki size aşıyla verilecek olan coronavirus'ün "spike protein" mrna'sı öyle yıllarca falan hücrelerinizin içinde kalmaz. burada aşının içindeki mrna'in poly(a) kuyruğunu görebilirsiniz, bu gen hakkında daha detaylı bilgi için ise bu haritadan faydalanabilirsiniz. diyeceksiniz ki peki o zaman rna virüsü enfeksiyonları nasıl oluyor? öncelikle, bu tip virüslerin rna'ları genelde onları hücre içi nükleaz enzimlerinin saldırılarından koruyacak farklı ikincil yapılar barındırırlar ve dolayısıyla bu mrna parçalama mekanizmalarının bir kısmı bu tip viral mrna'lar üzerinde etkili olmayabilir. ikincil olarak da bu tip virüsler çoğunlukla tek bir mrna molekülünü uzun süre yaşatmak değil, içine girdiği hücrede bir anda gerekli proteinleri sentezleterek kendi kopyalarını oluşturma prensibine dayanır.

şimdi geldik ikinci sorumuza. bu verilen rna bir şekilde çekirdeğe girip dna'mıza interkale olabilir mi? bana sorarsanız bu sorunun cevabı kocaman bir hayır. neden? öncelikle şuradaki figür 1'de görüldüğü üzere doğal coronavirüs enfeksiyon döngüsünün nükleus(dolayısıyla dna) ile bir işi yok, bütün olay sitoplazma içerisinde dönüyor (işinizi patrona intikal ettirmeden elemanlar arasında hallettirmek gibi düşünebilirsiniz). ikinci olarak, çekirdek zarı hücre zarından daha sağlam bir yapıdadır ve daha seçicidir. çekirdekte sentezlenen mrna moleküllerinin sitoplazmaya gönderilmesi uzun ve komplike sistemlerin bir arada çalışmasıyla olur. bunlar olduktan sonra işbu mrna'nın tekrar çekirdek içerisine girmemesi için molekülün yapısı değişir ve nükleer porlardan geçiş bileti olarak kullandığı protein yapıları molekülden ayrılır (1, 2). dolayısıyla öyle herkes kafasına göre çekirdeğe girip çıkamaz. suriye sınırı mı bu "selamun aleyküm" diyen içeri girecek. son olarak da rna'nın dna'ya entegre olması pek olası değildir çünkü ikisi birbirinden farklı yapılardır. farklı bazlar, farklı pentoz şekerleri ve farklı ikincil yapılar barındırırlar. rna'nın dna'ya entegre olmasının tek yolu retrovirüslerin kullandığı "reverse transcription" (tersine transkripsiyon) mekanizmasıdır. bu da rna'dan dna sentezlenmesi ve bu dna parçasının bir şekilde genoma entegre olmasıdır. benim bildiğim kadarıyla henüz bir canlıda böyle bir mekanizmaya rastlanmadı (virüsler yapıları gereği canlı kabul edilmezler). dolayısıyla mrna perspektifinden bakarsak bu aşının böyle yıllar sonra ortaya çıkacak bir yan etkisi olabileceğini sanmıyorum. benim bilmediğim başka yönlerde, farklı mekanizmalar ile bir yan etki gösterebilir mi? onun hakkında bir fikrim yok. daha iyi bilen arkadaşlar açıklayabilirler.

e, bilimsel sunumumuzu yaptığımıza göre şimdi birazcık drama zamanı. bu koronavirüs ve aşı konusunda argümanın her iki tarafı da bir hata içerisinde. o hata da bilinmeyenden yola çıkmak. bir kesim "corona geçirenlere 10 sene sonra ne olacağını bilmiyoruz" diyor, bir kesim de "bu aşıyı olanlara 10 sene sonra ne olacağını bilmiyoruz" diyor. ikisinin de pek bir geçerliliği yok. eğer elimizde olan veri yerine olmayan veriye dayalı tez ortaya atarsak her şeyi iddia edebiliriz. "john mayer'ın yeni parçası last train home'u dinleyenlerin 10 sene sonra kanser olmayacağını bilmiyoruz" benzeri bir argüman. son olarak da biontech aşısını olmak istememek =/= aşı karşıtı olmak. örneğin koruyuculuğunun düşük olduğunu düşündüğüm ve grip için risk grubunda olmadığımdan hayatımda hiç grip aşısı olmadım. bu da beni aşı karşıtı yapmaz.

sunumumuz bu kadardı, dinlediğiniz için teşekkürler, çıkışta kuru pasta ve limonata ikramımız vardır.

edit: tabii ki benim gözümden kaçan ve/veya bilmediğim noktalar olabilir ve yan etkileri çıkabilir. ben sadece konsepti biraz daha açmak istedim.

edit 2: tersine transkripsiyon ile ilgili kısmı yazarken bir hata yapmışım. "böyle bir mekanizma canlılarda keşfedilmedi" sözüm tam olarak doğru değil, çünkü sonradan aklıma geldiği üzere insan telomeraz enziminin htr komponenti de bir rna parçasını kalıp olarak alıp üzerine dna sentezliyor ve dolayısıyla tersine transkripsiyon işlemini gerçekleştirmiş oluyor. fakat bunun konumuzla pek ilgisi yok çünkü bu çok spesifik bir durum ve öyle sitoplazmada dolanan diğer mrna parçalarına kafasına göre "complementary dna" yazabilecek bir sistem değil. düzeltmek istedim sadece.
mrna aşılarının karşıtları inanılmaz cahilsiniz ama yapacağım açıklamalar sizi iyi etmeye yetmez. o nedenle size değil burayı okuyup aklı karışabilecek olan eğitilebilir cahillere seslenmek istiyorum.

mrna sitoplazmaya girer, çekirdeğe girmez.
mrna dizisinin okunma sayısı bellidir, üreteceği protein sayısı bellidir.
üretilen proteinin ömrü bellidir.

bu parametreler sabitken bu aşının uzun dönem bir etkisinin olması imkansızdır.
bakın düşük bir ihtimal de olsa olasıdır, mümkündür bile demiyorum
imkansızdır.

rica ediyorum sizden daha cahil insanların görüşleriyle aşı karşıtlığına kapılmayın.

bu alanda makale yazıyor olsam ben de uzun dönem etkileri araştırmalar henüz yapılmadığı için bilinemez yazardım ama halkın bu tip bir kesinliğe ihtiyacı yok. halk mümkün olan/makul olan kesinlikle yetinmek durumunda. her gün 3 kilo domates yemenin 10 yıllık etkileri üzerine de bir çalışma yok ve bu tarz bir beslenmenin uzun vadede insana ne yapacağı bilinemez. ancak domatesi biliyorsanız yiyecek adama yeme demezsiniz. hakkında makale yazıyorsanız bilemeyiz dersiniz.

mrna aşılarının uzun vadeli etkilerini bilmiyoruz demek bu tarz bir veridir.

biliminsanları kafalarına göre asla zarar veremez, kesin zararsızdır diyemezler makalelerinde. bir şeyi bilmiyorlarsa bilmiyoruz yazarlar. zaten öyle de yazmak zorundalar. ben de bilimsel bir metin yazarken %99.9 emin de olsam %100 değilse bilemiyoruz yeterli çalışma yok yazıyorum. ancak mrna'yı biliyoruz, hücreyi biliyoruz, mrna'nın sitoplazma içinde ne yaptığını biliyoruz, aşının nasıl işe yaradığını çok net biliyoruz. tüm bileşenlerin ömürlerini biliyoruz. aşının insanlar üzerinde yapılan faz çalışmalarını ve sonuçlarını biliyoruz.

noktaları birleştirince makul kesinlikle aşının insanlığa faydalı olduğu sonucuna ulaşıyoruz.

bunları bilerek isteyen aşısını olur, istemeyen olmaz.

konu bu.

edit: mesaj kutum çöktü. ilginize de eleştirilerinize de teşekkürler ama cevap yazmaya yetişmem mümkün değil. sözlüğün bu dinamik yapısı beni hep cezbetti. iyi ki varsınız.

kamu spotu: şeker orta vadede kesin olarak ömrünüzü kısaltıyor. aşıyı istiyorsanız tartışın ama şekerden uzak durun.