Sık geçen başlıklar

mobil bankacılıkta ab'den ileri olmamız 2

ekşi'de gör
14 sene banka bilişiminde çeşitli görevlerde çalışıp sektör değiştirmiş bir bilgisayar mühendisi olarak ben de bir kelam edeyim;

türk bankalarının regulasyonları, mobil ve internet bankacılıkları, ürün yelpazeleri vb avrupa ve amerikan bankacılığının fersah fersah ötesindedir.

bunun temel nedeni türk bankacılığında teknolojiye geçişin amerikanın 5-10 sene sonrasından gelmesidir.

amerikalıların 80-90 lı yıllarda yaptıkları bilişim yatırımlarını ve bu alanda aldıkları mimari kararları kökten değiştirmek çok zor ve masraflıdır.

türkiye olarak bir nevi tam zamanında yapmışız bankacılıkta bilişim dönüşümünü.

başka bir örneğe bakalım;

alman demiryolu şirketleri halen windows 3.1 kullanıyor ve windows 3.1 admin arıyor.

legacy olan bu sistemleri upgrade etmek için inanılmaz rakamlar ve zamanlar harcanması gerekiyor.

o dönemde teknoloji upgrade edilebileceği düşünülerek tasarlanmıyor, uzun süre çalışması için tasarlanıyordu.

ben 17 sene uptime'ı olan bir sunos gördüm ve kullandım, bu dönemin bakış açısında normal bir durumdu.

oysa bu işe windows nt sonrasından başlasalar idi bugün güncel yada güncele yakın bir altyapı sahibi olacaklardı.

edit: bankacılık altyapısı ile mobil bankacılık arayüzlerinin görselini birbirine karıştırmamak gerekli.
x ülkesinde mobil bankacılık arayüzünün göze güzel geliyor olması, ux tasarımının iyi olması mümkündür.
bu x ülkenin bankacılık sektörünün teknik olarak türkiyeden üstün veya türkiyeye eşit altyapıyı kullandıkları anlamına gelmemektedir. yani görüntüye değil makinenin içine bakmak gerek.
dijital bankacılık sektörü, türkiye'nin gerçekten de iyi becerdiği, hatta global anlamda lider pozisyonunda bulunduğu bir sektördür.

nüfusun genç ve dinamik olmasının yanında bunun bambaşka sebepleri var.

dijital bankacılık konusunda türkiye ile birlikte hangi ülkeler aşama kaydetmiş, bakacak olursanız, önünüze meksika, hindistan gibi ülkeler çıkar. enteresan bir durum, zira bu ülkeler de aynen bizim gibi "gelişmiş ülke" kategorisinde değil.

genç ve dinamik nüfus dışında, bu ülkelerle bambaşka ortak yönlerimiz var.

1. bu ülkelerin hiç biri mobil / dijital "devrim" öncesi daha geleneksel anlamda kuvvetli bir altyapıya sahip değillerdi. mesela avrupalılar, zamanında türkiye'de en ücra köylere kadar giren cep telefonu ve buna bağlı teknoloji kullanımını çok şaşırtıcı buluyorlardı. oysa türkiye'nin başka çaresi yoktu. avrupa köylerinin aksine, türkiye'nin taşrası komünikasyon alanında büyük altyapı eksikliği çekiyordu. mobil altyapı yatırımları ile bu sorun çözüldü. üstelik avrupalılar gibi yaşlanmakta olan klasik altyapıya bakım yapma gereği duymadan, daha ucuza çözüldü. aynı durum meksika ve hindistan için de geçerli.

2. klasik altyapı eksikliğini dijital altyapı ile çözen ve (genç nüfus yanında) taşralı nüfusu da dijital komünikasyona alıştıran ülkeler, finans prosedürlerinin dijitalleştirilmesi yolundaki en önemli engellerden biri olan "kültürel red" sorununu daha kolay aştı. bu ülkelerde zaten klasik anlamda bireysel bankacılık geleneği, klasik altyapının da zayıf olması nedeniyle tam oturmamıştı. tam oturmayan bir şeyi yenisiyle değiştirmek daha kolay oldu.

3. belki de en önemli, ama en az görünür sebep bu... türkiye, meksika ve hindistan gibi ülkeler aslında hayatın akışını etkileyen pratik konularda daha çabuk değişme kabiliyetine sahipler, çünkü karar mekanizmaları daha hızlı işliyor. risk alma konusunda daha gönüllüler. finans teknolojisi konusunda inovasyon yapmayı değerlendiren bir abd bankasında yapılan her toplantıya 30 kişi katılır ve aylarca sonuç alınamaz. abd ve hatta ab şirketleri, riski azaltma üzerine kurulu "görüş birliği ile yönetim" tarzını benimsemiştir. türkiye gibi ülkelerdeki benzer şirketler ise "liderlik ile yönetim" tarzına daha yatkındır. türkiye'deki toplantıda biri elini masaya vurup istenen kararın sorumluluğunu alabilir (zira sorumluluk almak türkiye'de ucuzdur), oysa batılı şirket kültürleri sorumluluğun paylaşımı tarzında çalışır. sonuç olarak batılılar kurumsallıkla yürütülen değişim konusunda daha yavaştır. bu ille de dezavantaj değil tabii ki.

sebepleri ne olursa olsun, global pazarda son derece geçerli, hayatımız üzerinde son derece etkili bir alanda liderlik pozisyonunu elde etmemiz çok güzel.

bazen geriden gelmek de bir avantajdır.