Sık geçen başlıklar

kredi kartlarının patlaması 1

ekşi'de gör
bankalar sikmeyecegi eşeğe yem vermezler. önemli olan kaç kişinin gumledigi değil, toplamda gumleyen miktar.

30 bin lira maaşı olan adam yüzde 8 faiz yüzde 185 enflasyon ortamında 70 bin liraya iphone, 60 bin liraya dev ekran tv alıyordu çünkü bu enflasyon ortamında maaşım seneye nasıl olsa 2 katına çıkar, ödeyeceğim miktar enflasyon altında erir şeklinde düşünüyordu.

her yüksek faiz artışının etkisini en az 6 ay sonra hissedersiniz. nitekim mart ayından bu yana yüzde 50 faiz dibine kadar hissediliyor.

allah, kur'an, peygamber diyip günde 5 vakit namaz kılan siyasal islamcılar yerle bir ettikleri ekonomiyi toparlamak için acı reçete uygulamak zorundalar.

asla ama asla bir icraat ideolojisi olmayan, yalnızca söylem ideolojisi olan siyasal islam gumlemistir.

kendinden önceki iktidarlar sanki satmasını bilmiyormuş gibi iktidara gelir gelmez devlet şirketlerini 5 kuruşa araplara peşkeş çeken bu alnı secdeye değen bol pantolon giyen karısının başı kapalı siyasal islamcılar, özelleştirmeden gelen parayla halkın gözünü boyamak için hemen duble yol yaptılar. duble yol yapımı basit, siyasi getirisi yüksek bir hizmetti. tam siyasal islamcıların aradığı hizmet yani. fabrika açacağına, git duble yol yap, herkes senin nasıl büyük bir siyasetçi olduğunu anlatsin.

akp'ye oy verenler bu duble yolun parası nereden geldi diye sormaz, akp'lilerin bunu sorgulayacak zekası yoktur, çoğu ilkokul mezunu köyden kente göçmüş muhafazakar kesimdir bunlar. şehir yaşantısına ayak uydurmak yerine direnmeyi tercih ederler.

türk telekomu lübnanlılara 3 kuruş paraya peşkeş çekip, sonra o lübnanlı arapların türk bankalarından kredi çekip, türk telekomun bütün gayrimenkullerini, taşınmazlarıni, kablolarına varıncaya kadar satıp paraları yurtdışına kacirdiktan sonra içi boşaltılmış türk telekomu bırakıp kaçmaları ve ardından siyasal islamcı erdoğan ve onun prensi babacan'in türk telekomu borcuyla birlikte satin alıp türk bankalarınin kayıplarını karsiladiklarini akp'li köylüler, muhafazakarlar, köyden kente göçmüş esnaf takımı sorgulamaz.

onlar duble yol yaptılar diye orgazm olurlar çünkü artık yer sofrasında kuru fasulye ve soğan yiyen , karısının başı kapalı erdoğan iktidara gelmiştir. boğazda cafe, restoranın birinde içki içenler değil, kendileri gibi kahverengi -gri bol pantolon giyenler iktidara gelmiştir. artık ülkeyi robert koleji, gs lisesi, boğaziçi, itülüler değil, elhamdülillah namaz kılan marmara üniversiteliler yönetiyordur. artık starbucks'ta kahve içenler değil, kahvede çay içenlerin iktidarı vardır. artık ilkokul mezunu köylü gecmislerinden dolayı dışlanmış hissetmek zorunda değiller çünkü çoğunluk olan kendileri gibi tiplerin iktidarı vardır.

gözlerinin önünde enflasyon yüzde 185 olsa da , ülkeye 10 milyon mülteci girse de, 5 senedir süren ağır ekonomik krizi yok sayıp, karşı mahallenin aklıyla dalga geçer gibi "ehonomik griz varsa starbaks niye dolu?" şeklinde erdoğan'a oy vermeyi rasyonellestirmeye çalışırlar. aslında bal gibi de ekonominin battığını bilirler ama karşı mahallenin olur da iktidara geldiğinde yolda boynu bükük yürümekten korktuğu için erdoğan'a oy vermekten başka çaresinin olmadığını, erdoğan'a muhtaç olduğunu bilir.

saçını başını yapmış ingilizce bilen, restoranda yemeğin yanında şarap söyleyenlerin iktidara gelmesinden korktuğu için yana yakıla erdoğan'a oy vermeyi rasyonellestirecek gerekçeler arar. nasıl olsa erdoğan'a oy verecektir ama bunun için vicdanını rahatlatmak için kendini kandırmak zorundadır. yıllardır ekonomik istikrar goygoyu yapıp oy verdiği kişinin ekonomiyi batirdigini kabullenip kolay kolay kimlik mücadelesi verdiğini itiraf edemez. erdoğan'ın ekonomiyi batirdigini kabullenirse kimseye niye hâlâ erdoğan'a oy verdiğini anlatamaz. çıkıp da "ben, benim gibi karısının başı kapalı yer sofrasında kuru fasulye pilav yiyen, köylü - muhafazakar iktidar istiyorum" diyemez.