Sık geçen başlıklar

köyde yapılacak en iyi aktivite 4

ekşi'de gör
cocuklugumda gittigim koyde yasitim cocuk yoktu. dedemin tv'si veya radyosu da bulunmuyordu. koy en yakin kasabavari bir yerlesime bir saat uzakliktaydi ve dagin basiydi. kitap falan goturmemistik. koy bakkali vardi ama gazete satmazdi. dayimin ergen caglarindan kalma erotik erkekce dergisini bir zulada bulup 4 ay boyunca haftada bir okudugumu hatirliyorum. tum entellektuel faaliyetim bundan ibaretti. neredeyse tum gunum evde yasli insanlarla geciyordu.

boyle bir zamanda ayvana (balkona) cikan tahta merdivenin altinda billurla tanistim. billur merdiven altina yuva yapan yassi gotlu bir orumcekti. biraz utangacti ama iyi bir dostu. koyde sinek girladir. siyah sinegin insani isirabildigini ilk kez koyde ogrenmistim(avustralya gibi ortam amk her sey seni isirmak istiyor) o vakit sineklere de dusman olmustum.

elimle hizli hareket sergileyerek envaye cesit sinegi yakalamaya baslamistim. bunlari billur'un agina atip heyecanla kafasini cikarmasini ve bir hisimla sinege gidip sarip sarmalamasini izliyordum. adeta sineklerden lezzetli birer burrito yapiyordu. zamanla degisik bocekler yakalamaya basladim. cekirge, tirtil allah ne yarattiysa artik. billur bir iki ay icinde korkutucu boyutlara ulasmisti. acikcasi agini terk edip yanima gelmesini istemezdim.

zamanla biraz vites arttirdim ama sari siyah essek arilarinin bile icinden gecmeyi basarmisti billur. sonucta komsunun ahirinin duvarina yuva yalan kahverengi yesil dev essek arilarindan birini bos bir siseyle yakalamayi basardim. agina firlattim ama bir terslik vardi. agi carsaf gibi salliyordu hayvan. billur kafayi uzatti ve bir an bakistik. sanki zeytin gozleri biraz yasliydi. muhtemelen o da bir seylerin yanlis oldugunu anlamisti. cekinmeden her zamanki hamlesini yapti ama essek arisi mahir cikip kivrilarak ignesini billura sapladi. o gun billuru kaybettim. 3 aylik emek cop oldu. biraz daha buyutup koydeki yasli dede nineyle besleyecektim daha onu. belki yarattigi canavara kurban giden bilim adami gibi beni de yerdi de su anki turkiye'nin durumunu goremeden iyi zamanda ulkeden ayrilirdim.
arkadaşlar yaşadığınız köyler ya da hayalini kurduğunuz köyler irlanda'nın köyü sanıyorum. bursa'nın bir köyünde geçti çocukluğum, ailem de hala orada. görece sosyoekonomik düzeyi, gelişmişlik düzeyi iyi bir köy. sandığınız gibi bisiklet süreyim, yürüyüş yapayım lüksleri yok, özellikle bir kadın için. bunları yapsan kız başına nereye gidiyor, köy çıkışında erkeklerle buluşuyor derler. iki bira zaten absürt. hadi iç bakalım iki birayı bahçende. komşuların cama çıkıp izler. akşam sohbetlerinde bilmem kimin kızı ayyaş olmuş derler. sobada patates közlemek güzeldir ama o sobanın külünü kim temizleyecek, odununu kim kıracak, odunu kovalarla kim taşıyacak. köyde yapılacak en iyi aktivite oradan kaçmaktır. aileni ziyaret edip, temiz havayı soluyup, biraz da uyuyup evinize dönmektir.
köyde “aktivite” olmaz. iş olur, güç olur :)
illaki yapacağım diyorsanız da dağ bayır gezebilirsiniz, kafanızdaki düşüncelerle akşam oluverir. kendinizden bıkacak kadar öze dönebilirsiniz,
piyanonun başına oturup shopen'den 11.prelüd eşliğinde bir partisyon çalarken, müziği duyup bahçemize gelen komşularımız himmet ağabey ve döndü bacının zarif valsini tebessümle izlemektir.