türkiye'de engelli olmak engelini hiç unutmamak, onunla yaşamayı öğrenememek demektir. öğrenciyken isviçre'ye gitmiştim, sokaklarda gezerken "bu ülkede ne kadar çok engelli varmış" diye düşündüğümü hatırlıyorum. çocuk aklımla anlayamadığım şey, bizim ülkemizde engellilerin olmadığı değil sokaklarda olamadığıydı.
insanların eğitilmesi gerekiyor evet ama bazen de daha direkt tepkiler vermeliyiz. çünkü eğitim uzun ve zor bir süreç.
üniversitedeyken almanya'da katıldığım bir workshopta, engelli olmayan mimar ve şehir bölge planlamacılardan oluşan bir gruptan bir tam gün tekerlekli sandalye ile yaşamalarını istemişlerdi. sadece bir güncük bunu deneyimlemek yıllarca alınacak eğitimden çok daha etkiliydi bence.
günlük hayatımızda bizim için hiçbir önemi olmayan küçücük şeylerin engelli insanlar için ne kadar zorlayıcı olduğunu bilmelisiniz. ama bunu bilmek yetmiyor, bu fotoğraftaki insanlara tepki verebilmelisiniz. haklı olduğunuzda sesinizi yükseltmekten korkmayın.
birçok defa yaptım bunu, bir kere bir kadın orospu dedi bana, bir kere de bir adam omuz attı. çok büyütülecek olaylar olmadı ama bence bir ders aldılar. toplum içinde yaptıklarının yüzüne vurulup, rezil edilmek pek hoşlarına gitmedi.
engelli otoparklarına veya yürüme yolunu bloklayacak şekilde park eden insanların araçlarını çektiririm. bir keresinde genç bir kadın koşarak geldi ve çekiciyi ikna etmeye çalıştı. hatta sırıtarak "ya ben de zeka özürlüyüm, ondan yaptım, n'olur bu sefer çekmeyin arabamı" demişti. örneğin o kadının isteği yerine getirilseydi bir kere daha bunu yapacağından eminim. aptal insanlara maddi zarar verdirin. tek öğrendikleri yol bu oluyor çünkü.
aslında kimseye yardım etmek zorunda da değilsiniz. engel olmayın, hak gasbetmeyin, insan olun yeter.
13.04.2019 · 37. sıra
pul
12.04.2019 09:42