Sık geçen başlıklar

istanbul üniversitesi'nde amfiye giren vatandaşlar 2

ekşi'de gör
ben istanbul üniversitesi gibi boğaziçi gibi büyük üniversiteler için endişelenmiyorum.
beni asıl endişelendiren anadolu'nun ücra köşelerindeki fakülteler ve myo'lar.

bakın ben üniversite yıllarım haricinde yaklaşık 5-6 yıl kadar da, kampüslerde kitap sattım.
bildiğiniz o kitap stantları açıp, taksitle kitap satan tayfadandım.

denizli çivril'den, konya hadim'e, mersin mut'dan, diyarbakır ergani'ye kadar bir çok irili ufaklı ilçenin meslek yüksek okullarında kitap sattım.

o okulların önünde, cıstak cıstak şahinlerle, son ses müzik açıp ellerinde biralarla, küpeli gençler "lan olm ibne misin" diyen, oraya okumaya gelen kızlara salça olan dallamaları çok gördüm.

hatta keşke sadece bununla sınırlı kalsaydı.
o uzun saçlı küpeli çocukların dayak yediklerini, sırf sevgili olup el ele tutuşan gençlerin sözde ilçenin namusuna laf getirdiği gerekçesiyle, (gerçekte ise kendileri o kızlarla birlikte olamadıkları için) çok dayak yediklerini gördüm.

hatta göz koydukları kızlara nasıl musallat olduklarını, dünyayı o kızlara nasıl dar ettiklerini bizzat gördüm.
hele ki eğer okuldaki kızlardan biri bunlardan biriyle sevgili olma gibi bir hataya düşmüşse ve sonra da ayrılmaya kalmışsa yaşadıkları eziyetleri, yedikleri dayakları anlatamam.

ilçe emniyetinde, jandarmada tanıdıkları oldukları için de bu "yerel halk"ın serserilerine hiçbir şey olmuyordu.

zaten biraz arşivi tarayıp da, kadın cinayetlerine bakarsanız bir kısmı öğrenci olan kızların, fakülte çevresinin dışındaki, gençler veya esnafla yaşadıkları ilişkilerden ancak ölünce ayrıldıklarını görebilirsiniz.

tabii şimdi bu entrymin üstüne bana mesaj atıp, "serseriyle takılmasınlar o zaman", "para yerken iyiydi di mi", "onlar da sevgili olmasınlar" vs gibi yazacak gençler var biliyorum.
şimdiden bu gençlere peşin cevap vereyim; söylemde haklı olabilirsiniz ama pratikte maalesef o işler öyle yürümüyor, dahası öldürülmeyi de hak etmiyorlar.
bu tiplerin nasıl yapışkan, ısrarcı, tehditkâr olduğunu maalesef iyi bilirim çünkü çok defa gördüm.

hatta hemşerim olan bir kız vardı. onunla konuşmuştum, "önümde iki seçenek var ya okulu bırakacağım yada en azından 1 ay kadar onunla belki olur belki olmaz diye deneyeceğim" demişti.
bense sakın demene okulu bırak evine dön bir daha hazırlan demiştim ama "2 yılımı çöpe atamam" diyerek, ısrarcılığa dayanamayıp kabul etmiş.
1 ay sonunda ayrılmak istediğinde, dayaklar yemiş, saçları yolunmuş, ailesini öldürmekle tehdit edilmişti. çareyi 3. sınıfta okulu bırakmakta bulmuş yine yakayı sıyıramayınca memleketinde başkasıyla nişanlanmakla ve eğitim hayatını bitirmekte bulmuştu.

konuyu örneklerle fazla uzattığımın farkındayım dostlar ancak bunlar gerçekten olan ve yaşanmış şeyler.

o yüzden benim endişem, büyük okulların büyük kampüsleri değil, yerel halkla iç içe olan küçük kampüsler için.
burada öğrenci güvenliği diye bir şey kalmamıştır artık.

hoş büyük üniversitelerde de yerel halktan ziyade siyasi provokasyonların artacağını, çatışmaların olacağını, büyük olayların ve kavgaların sebebi olacağını düşünüyorum bu olayların.

amaç yerel halkın bilgiye ulaşmasını sağlamaksa eğer, buna önce yerel halkın en büyük uyuşturucusu olan tv'lerden başlayın.
sabah akşam cinayet, tecavüz haberlerini elinde çekirdekle izleyen, akşamları ülkede her şey muhteşemmiş gibi yada 3. kattan düşen kedi, minnoş çocuk haberleri gibi haber bültenleri, yada ağalı vurmalı kesmeli diziler yerine insanları gerçekten bilgilendirecek içerikler oluşturun.

evinde müge anlı izleyen emine teyze zaten o kampüslere gitmez.
kampüslere gidecek olanlar ya "karı-kız" ayağına gidecek olan apaçiler yada provokasyon yapacak olan bir yerlerden talimat alan troller olacaktır.
tebrikler, üniversite kampüslerini de hayvanat bahçesine çevirdik.

edit:

(bkz: #161510795)

üniversitede çalıştığını belirten yazara sorum, dakika başı birileri içeri girip sıraların arasında takır tukur gezse, flaşı da açarak fotoğraf çekse, o amfide ders işlenebilir/dinlenebilir mi?