bazen geçmişe baktığımda böyle bir kavrayış hasıl oluyor bana nedensiz. şöyle ki; geçmişte bana sorulan, anlatılan her şeye saf bir iyiniyetle karşılık / yanıt vermişim. halbuki bunlar stratejik sorular / anlatımlarmış.
bu konu hakkında ne düşünüyorsun, dendiğinde; aslında düşüncelerimin merak edildiğini sanmışım. halbuki zor duruma düşmem için sorulmuş bir soruymuş bu. mesela derdimi dinlemek isteyen birinin acılarımla rahatlamak istediğini sonraları anlıyorum. ya da sen iyi bir arkadaşımsın diyenin aslında kendisini dinleyen tek insan olduğum için bunu söylediğini tecrübe etmem gibi şeyler...
bazı büyük sorulara büyük cevaplar verdiğimi sandığım zamanlar olmuştu. çok aptalca bir şey bu. hatırlamak bile utandırıyor. adam kendini çok ciddiye alıyor denmiştir muhtemelen. üstelik statüm bile yoktu o vakitler; yani hararetli tartışmalara girdiğim dönemleri kast ediyorum. hepsi ne kadar da yalandı. iletişimin bir ilüzyon olduğunu hiç anlayamamıştım. safça anlam açıklamaya çalışıyordum. bu yüzden, kendimi, çoğu zaman, sahnede olduğunu anlayamayan bir tiyatro oyuncusu addederim.
15.05.2024 · 19. sıra
harry tuttle
14.05.2024 08:20 ~ 10:37