Sık geçen başlıklar

ilk buluşmada el tutmaya çalışan erkek 1

ekşi'de gör
aslında ne kadar basit şeyleri zorlaştırıyoruz. kendimize roller biçiyoruz. karşıya görevler atıyoruz. ne kadar gereksiz. flört ettiğimiz, buluştuğumuz insanlara sanki hoşlanmıyormuş gibi davranıyoruz. "bak seni o kadar da beğenmedim aslında" şeklinde ikna etmeye çalışıyoruz gibi. yahu beğenmişsin işte ki buluşmuşuz. hoşlandıysan elini de tutarsın, iki tatlı söz de söylersin. ne var ki bunlarda.

yıllar önce almanya'da barda bir adamla tanıştım. işini bitmesini bekliyorum kapıda. çevremi de iki üç erkek sardı. konuşmaya çalışıyorlar. uzaktan beni izliyor o da. "iyi misin" anlamına gelecek bir hareket yaptı. "sorun yok" hareketiyle karşılık verdim. sonra uzaktan geldi yavaş yavaş. "beyler izninizle" dedi ve elimi tutup çekti beni. parmaklar kenetlenmiş yürüdük. daha önce birkaç cümle etmiştik sadece. o kadar büyüleyici bir andı ki. aslında ne kadar basit bir şey. sonuçta ben "barda tanışılan basit bir kadındım". türkiye'de birbirimize genel olarak bok gibi davrandığımız için insanlık ve romantik bir hareket görünce şaşırdım.

birkaç ay önce, seneler sonra ulaştı bu kişi bana. bu anıyı hatırlattım. neden bu kadar önemli olduğunu anlamadı. sonra benim yaptığım bir şeyi anlattı. ben de onu anlamadım. "sen benim en iyi sevgilimdin, hala anlatıyorum seni" arkadaşlarıma dedi. ben sevgili olduğumuzu bile anlamamıştım. soramadım, sorsam kezban denirdi. ben de seni anlatıyorum insanlara dedim. bakın anlatıyorum işte.

basit şeyler bunlar. ne kadar etkisi olmuş bu basit şeyin bile. biz hayatımızı zorlaştırmaya yemin etmiş gibi yaşıyoruz.