Sık geçen başlıklar

hayat nedir sorusuna verilen tek kelimelik cevap 4

ekşi'de gör
yâ hayy!

yani ey diri olan!

yokluk ve ölümün asla dokunamadığı ebedi ve ezeli diri.

evet, hayat kelimesi "hayy-diri" esması ile alakalıdır ama anlamı çok ilginç yerlere de uzanır.

hayvan: her türden canlı varlık

hayyât: yılan, terzi

memeli ve sürüngen krallığının toprakları, serengeti düzlüklerindedir...bir diğer tabirle, o topraklar dünyadır...evet dünya, tıpkı serengeti düzlükleri gibi vahşi tabiat kanunlarının hüküm sürdüğü bir yerdir.

iç alemimiz de böyledir...serengeti düzlükleri altbeynimizde dahi göz alabildiğine uzanmaktadır.

peki allah'ın "hayy-diri" esmasından yılana, toprakta sürünme seviyesine nasıl geldik?

çünkü her şey zıttı ile ortaya çıkar. çirkin olmasaydı, güzel de olmazdı. elbette hayy esmasının da en iyi tezahür ettiği yer, ölümün ve vahşetin kol gezdiği yer olacaktır. kimi zaman dünyanın veya insanların vahşetinden dem vurduğumuz oluyor ya, işte o vahşetin sebeb-i hikmeti bu.

kırmızı başlıklı kız kurda sorar:

"ninecim dişlerin niçin bu kadar büyük?"

kurt cevap verir:

"seni daha iyi yiyebilmek için"

ey allah'ım! dünya denilen bu kan, gözyaşı, vahşet ve acılar yurdunun varlık hikmeti nedir?

hakk bize adeta şöyle cevap veriyor:

"beni daha iyi tanıyabilmeniz için"

peki terzi nedir?

idrîs nebî hulle(giysi) biçer,
diker allah deyu deyu

veya "elbiseni temiz tut" ayeti...vahşet dünyasının insanlarının elbisesi katrandandır. oradan kurtulmayı başaranınki ise nurdandır.

şahsen ben terziden daha çok dokumacı manasını seviyorum. o mana bana daha cezbedici geliyor. tez-antitez-sentez örgüsü ile fikir kumaşını dokuyan...

sonuç: hayat bir yoldur veya sırat köprüsüdür. cehennemden başlar, cennete ulaşır; eğer sağa(veleddâllîn) veya sola(ğayril mağdûbi aleyhim) sapmadan, yoldan çıkmadan(ihdinas sıratal müstakîm) gidebilirsen... sağa veya sola saparsan, tez-antitez veya ifrat-tefrit cehennemlerine düşersin. evet dostum, ne oluyorsa dünyada oluyor. ahiret yalnızca görüş yeridir, oluş yeri değildir. dünyada hangi manalarla tahakkuk ettiysen, ahirette de göreceğin ancak odur.
yani bu ortamda ne kadar ilgi görür bilemem ama başlığı görmüşken yazayım; bir gün peygamber efendimiz; bir ağacın gölgesinde uykuya dalmış. uyandığında yüzünede sert zeminin izi kalmış. onu o halde gören ashabı; bilseydik rahat yatak getirirdik filan demişler. ne yapacağım yatağı, benim bu dünyadaki sürem, bu ağacın gölgesi kadardır. birazdan bu gölgenin çekip gideceği gibi ben de o kadar kalıp çekip gideceğim demiş. işte aslında dünya hayatı ve insan ilişkisinin en net özeti bana göre budur. bütün bu kavga, bu hırs, bu ihtiras; bir şekerlemelik uyku vakti kadar olan dünya hayatı için işte. o yüzden tasavvufta ''dünya hayatı, ağaç gölgesi kadardır.'' denir. yani tek kelimeye indirirsek, gölge; var ama aslında yok.
yazılanlara bakıyoruz,

"sürprizler ve acılarla dolu bir kurgu"
"truman show"
"şununla bununla öylesine temas etmektir"

tek kelime... tek.

sayı saymayı bilmeyen aveller kalkıp hayatı falan yorumluyor, sana bana akıl veriyor.
yokuştur.

evet hayat yokuştur. tırmanıp daha güzel manzaralar görmek istersin. fakat seni bekleyen tek şey yorgunluk ve ölümdür.