Sık geçen başlıklar

hamas'ın israilli kadının cesedini soyması 2

ekşi'de gör
tecavüz suçunun bugün bizim anladığımız hale gelmesi epey yakın tarihli. kadının insan olarak kabul edilmesi, ve hatta ailesinden bağımsız tek başına da anlam ifade edebilen ve hak sahibi olabilen bir birey olarak kabul edilmesi süreciyle paralel bir evrim geçiriyor tecavüz kavramının hukuki karşılığı.

yakın tarihlere kadar tecavüz suçu, kadının cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen bir suç olarak algılanmıyor. roma hukukunda da böyle, islam hukukunda da. yani bugün tck'da yer alan suç tasnifleri açısından, "cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar" başlığında değil, "şerefe karşı suçlar" başlığı altında ele alınıyor bir nevi. söz konusu "şeref" ise kadından ziyade; evliyse kocasının, değilse babasının/ailesinin şerefi. yani tecavüz, kadın evliyse kocasının, değilse babasının/ailesinin şerefine karşı işlenen bir suç olarak algılanıyor. ödenecek olan tazminat da kadına değil, kocasına veya babasına ödeniyor.

tecavüze uğrayan bakireyse, suç aynı zamanda malvarlığına karşı işlenen bir suça dönüşüyor; çünkü kadın değer kaybediyor ve ikinci el mal haline geliyor. kimsenin evlenmeyi kabul etmeyeceği bir duruma düştüğü için de, tecavüzcüsüyle evlendirme seçeneği ortaya çıkıyor tarihsel olarak, ve neredeyse evrensel bir pratik bu. yani tecavüzcü, defolu hale getirdiği kadınla evlenerek bir nebze olsun ailesinin şerefine verdiği zararı tazmin etmiş oluyor. aksi takdirde, "suçun şahsiliği" diye bir algı da henüz yerleşmediği için, mevzu aileler arası kan davasına dönüşme potansiyeli taşıyor. yani ailelerin uzlaşması ve barışın sağlanması, kadının tecavüzcüsüyle evlendirilerek hayat boyu tecavüze maruz kalması sayesinde sağlanıyor. nitekim bu aynı zamanda, isteyip de alamadığı kızı kaçırıp tecavüz ederek bir oldu bitti ile kendisiyle evlenmeye mahkum bırakmak gibi bir yöntemin geliştirilmesine yol açıyor.

tecavüzün insanlık tarihi boyunca savaş kavramının içerdiği ilk fiillerden olması da bu anlamıyla paralel. yani tecavüz, düşman topluluğun şerefine saldırı için temel bir savaş stratejisi. elbette, kadın da ele geçirilen bir ganimet ve değerli bir mal, bu yüzden yakın tarihlere kadar, insanlık tarihi boyunca yaşanan hemen her işgale paralel seyreden bir fiil tecavüz. birçok işgalin temel motivasyonlarından biri hatta. mesela ışid'in ezidi nüfusun çoğunlukta olduğu şengal kentine saldırısının temel motivasyonunun bu olduğu görüşü var, çünkü coğrafi açıdan stratejik önem taşıyan bir hedef değil aslında. ama islam hukuku açısından cariye yapılabilecek binlerce kadın söz konusu idi.

bu görüntüdeki kadının cesedini "allahuekber" nidalarıyla aşağılayarak teşhir eden ve üstüne tüküren vahşiler de, düşman addettikleri topluluğun, ki bu sadece israil değil tüm bir seküler batı medeniyeti gibi görünüyor, şerefine saldırdığını düşünüyor gibiler. aynı zamanda, kadını erkekten bağımsız ve erkekle eşit bir hak sahibi özne olarak kabul eden modern medeniyete duyulan hınç ve intikam arzusu söz konusu. bir önceki entrymde bahsettiğim, kast sisteminde aşağıda olması gereken bir varlığı haksızca yukarı çıkaran bir modern algının kendisi hedef. (bkz: tutuklu gazetecilerin saçlarının kazınması/@maarri) yani mevzu, karşı tarafın sivillerini de meşru hedef görmenin ötesinde, bilhassa özgür ve seküler kadına duyulan nefretin bir tezahürü.

wittgenstein, "eğer bir aslan konuşabilseydi, onu anlayamazdık" diyor. çünkü dünya algımız o kadar farklı ki, ortak bir zeminde buluşmamıza imkan yok. bu vahşilerle de aynı dili konuşmuyoruz aslında; onlar bizi, biz de onları tam olarak anlayamıyoruz. yüzyıllar önce yok olması gereken bir dil ile konuşuyorlar. işledikleri fiilin bizde yarattığı etkiyi, bizim canımızı tam olarak nasıl acıttıklarını anlamaktan bile uzaklar; bize farklı türden bir zarar verdiklerini, şerefimizin aşağılandığını hissettiğimizi filan zannediyorlar muhtemelen.

15 saniyelik bir görüntü ile, güya adına mücadele verdikleri insanlar başta olmak üzere, bütün bir coğrafyada yaşayan milyonlarca insanın hayatını kabus gibi günlere taşımayı başardılar. yedikleri haltı tanımlamak için bizim dilimiz de yetmiyor artık, çünkü ne kadar uğraşırsan uğraş kelimeler bazı anlamlara gelmiyor hakikaten.