Sık geçen başlıklar

gözü oyulup yerine taş koyulan ermeni kız 2

ekşi'de gör
kurtuluş savaşımızda henüz çocuk olan ninemin bir anısı çocuk aklımla beni çok şaşırtmıştı. "olabilir mi böyle birşey" demiştim. yıllar yıllar geçti üzerinden. bu milletin insanlarını tanıdıkça nineme inanmıştım. yalan söyleyecek değildi elbet inanmak derken. çünkü inanması gerçekten güç bir anıydı:

yunan askerlerinin köyümüze doğru yaklaştıkları duyulunca bizimkiler apar topar samanlık olarak kullanılan bir mağaraya saklanmışlar. bir süre sonra sesler gelmeye başlamış. kimseden çıt çıkmıyor tabiiki. bir tane tanıdık ses duyulmuş dışardan. şurada saklanıyorlar şurada. girmiş bir komutan, ninem çocukça masumluğuyla el açıp sessizce aman dilemiş giren komutana. komutan sus işareti yapıp dışarı çıkarak, ihbar eden köylüyü dövmüş. valla hepsi oradaydı komutanım diye bağırıyormuş bizimki. bir daha kimse girmemiş. bakmışlar düşman içerde, gece karanlığından faydalanarak ormanlık olan dağa dogru yol almışlar. savaş bitmiş. sesin sahibi muhtar yok ortada. ama tabiiki her komutan o düşman komutanı değil. birçok kişi o adam benzerlerinin ihbarıyla katledilmiş. savaş bittikten sonra bu iç düşmanlar için küçük de olsa yer yer mahkemeler kurulmuş. kimi yunanlılarla birlikte kaçmış kimi de bu mahkemelerde yemin billah ederek paçayı kurtarmış.

rahmetli ninem derdi ki, en çok üzüldüğüm şey, bizimle birlikte samanlıkta saklanan köyümüzdeki tek rum ailenin köyden mübadele kararından sonra göç etmek zorunda kalmalarıydı. kızları benim en yakın arkadaşımdı. o gavurlar içimizdeki düşmandan daha insanlardı.

bunu niçin anlattım.

yukarıdaki bircok ruh hastası savaş durumu falan diyip ermeni diye bir insanın gözlerinin oyulmasını, azeri diye bir askerin boğazının kesilmesini gayet normal karşılayabiliyorlar. aynı fırsat onların eline geçse emin olun anıda anlattığım gibi sırf bir ailenin malına çökmek için bütün köyü içindekilerle birlikte ateşe de verebilir, savaşı da kadınlara tecavüz edebilmek için fırsat görebilir. asıl içimizdeki bu ruh hastası düşmanları iyi tanıyın diye anlattım bunları. 6-7 eylül olaylarında mesele türk-rum meselesi değildi, masum insanların kolayca malına çökülebilecek olmasıydı. bunu da yapanlar o gayrimüslimlerin bir zamanlar yüzlerine gülen kapı komşularıydı.
insan olan şunu yapmaz. sebebi her ne olursa olsun.

edit: ılık diyen hollanda lâlesi. savaş tamam, öldürdün bitti. gözünü oyup yerine taş koyup kendini tatmin etmek nedir?