evliliğin kıyısından dönmüş biri olarak ve üç yılını piç etmiş bir erkek olarak bir şeyler karalayalım.
vatandaşla tanıştık. sigara ve alkol kullanımım var. kıyafet tarzım ortada. kişilik yapım da ortada. kişimiz bunları biliyor. tatlı tatlı flört ve sevgililik dönemimizi iki buçuk yıl boyunca geçiriyoruz. yavaş yavaş işler ciddileşmeye başlıyor. evlilik hayalleri, konuşmaları başlıyor.
aramızdaki ilişki hayatlarımızı birleştirmeye gelince bizim vatandaş benim her şeyime takılmaya başlıyor. alkolümü, sigaramı, tarzımı, konuşma üslubumu, ailemin yapısını bile eleştirmeye başlıyor. altın, takı muhabbetleri, yöresel adetler havada uçuşuyor. iki buçuk yıldır her şey dört dörtlük giderken bir anda tersine dönüyor dünya. güçlükle son altı ayı geçiriyoruz ve üçüncü yılımızda "benden bu kadar." diyorum.
sonuç olarak "sen beni oyaladın, evlenecek adam değilmişsin işte." gibi bir tavır görüyorum. "madem evlenmeyecektin beni neden oyaladın, hayallerimle oynadın." gibi sitemler duyuyorum çokça.
şimdi kendisine sorsak "bütün erkekler böyle. iş ciddiye binene kadar her şey çok güzel ama iş ciddiye binince kaçıyorlar. evlenecek erkek yok." der.
sizler bir heves uğruna size göre olmayan birileriyle evlilik hayalleri kuruyorsunuz, her şeyi görmezden gelip işler ciddiye binince gerçek yüzünüzü gösteriyorsunuz. bunun sonucunda "evlenilecek erkek kalmamış." diye ortalıkta naralar atıyorsunuz. bu kafayla devam ederseniz evlenilecek değil sevgili olacak erkek bile bulamazsınız.
not: evlenme arefesinde olanlar varsa elimde sıfır kutusunda buzdolabı, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi var. hepsi inox. uygun fiyata bırakabilirim.