Sık geçen başlıklar

evime çöktüler diye zırlayan ev sahipleri 2

ekşi'de gör
biraz uzun olacak ama kafaya koydum yazmam lazım.

değerli suserler, hukukumuzda eve çökmek teriminin karşılığı yok maalesef. hepinizin bildiği gibi ev sahipleri ile kiracılar bir sözleşme yaparak bu kiracılık ilişkisini başlatıyor. ortada bir anlaşma var yani.

birbirinden farklı sözleşmelerin şartları kanunla az çok düzenlenmiştir. taşınmaz kiralamaya ilişkin yapılan sözleşmelere ise kanunun (türk borçlar kanunu) müdahalesi çok fazladır. neden? çünkü burada en temel ihtiyaçlardan biri olan barınma söz konusu.

ben kafama göre kiracımı çıkarıp yenisini evime sokmak istiyorum ya da kira bedelimi istediğim zaman yüzde bilmem kaç artırmak istiyorum gibi bir şey söz konusu olamıyor bu sebeple. türk borçlar kanunu'nun 339 ila 356. maddelerinin arasında kalan bölümü okumanızı tavsiye ederim. zira burada ev sahiplerini çok sıkı şekilde bağlayıcı hükümler var. ev sahipleri ise bu hükümlerin uygulanmasını eve çökmek olarak nitelendiriyor.

öncelikle ev sahiplerinin şunu bilmesi gerekli, kiracını kontrat sonunda evden çıkaramazsın. 347. maddede açıkça yazıyor, sadece onuncu uzama yılında feshedebilirsin diye. bu da kontrat imza tarihinden 12 yıl geçmesi demek. yani kanunda sayılan diğer tahliye sebeplerinden birisi yoksa, ev sahibi olarak kiracını 12 sene çıkaramayacaksın. bunu göze almak istemiyorsan çözüm basit, evinde kendin oturmalısın veya evini (evlerini) satıp başka yatırım amaçlarına yönelmelisin.

diğer bilinmesi gereken şey ise kiraların zam oranları. 344. maddede belirtildiği üzere kira artış oranı, tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçemez. yani evine kiracın girdikten sonra kira bedelini bu oranı aşacak şekilde artıramıyorsun. elin kolun bağlı maalesef. tabi kiracınla anlaşırsan daha üzerinde anlaşma da sağlayabilirsin. altını çiziyorum, bu kiracının inisiyatifindedir.

ev sahipleri; kendisinin ya da yakınlarının ihtiyacı yoksa, kiracı düzenli olarak kirasını ödüyorsa, evde esaslı bir tamirat yapılması zorunlu değilse kiracıyı tahliye edemez. bunlar açıkça kanunun yukarıda belirttiğim madde aralıklarında yazıyor. yani evine anlaşarak bir kiracıyı sokan kişi, bunları baştan kabul etmiş sayılıyor. kanunu bilmemek mazeret sayılmaz derler, genel kuraldır.

evi kiralarken boş tahliye taahhüdü imzalatan kişilerin durumu ayrı, onlara yorum yapmıyorum. dava açıp 2-3 sene içerisinde tahliye sağlayabiliyorlar. kiracıları hukuki yardım almazsa 3-4 ayda dahi tahliye edilebiliyor kiracılar. mahkemelerin görüşleri nedense hala değişmedi, baskı altında alınan bu taahhütler geçerli kabul ediliyor yüksek mahkeme tarafından. umarım bu saçmalığa bir an önce son verirler.

neyse kira bedeline dönelim. kontrat imza tarihinden 5 sene geçtikten sonra ev sahibi, kira bedelinin rayiç kiraların altında kaldığını düşünüyorsa kiracıya dava açabiliyor. mahkeme rayiç bedeli de tespit edip kirayı uygun bir bedele çekiyor. artık bu belirlenen kira bedeli ödeniyor kiracı tarafından. sonraki yıllarda ise tüfe ortalamasına göre zam yapılmaya devam ediliyor. bu da yine 344. maddede yazıyor.

aslında her şey açıkça yazıyor kanunda anlaşılacağı üzere. tarafların uyması gereken kurallar yıllardır bu kanunlarda var. milletimizin tek eksiği bu kanunları okumadan, ihtiyacı olduğu halde temel bilgileri bilmeden işlem yapmak. adam gitmiş ev almış ama içinde kiracı var. kiracıyı çıkarıp hemen evde oturabileceğini zannediyor ama yanılıyor. neden? çünkü dava açıp ihtiyacını ispatlamadığı müddetçe kiracıyı evden tahliye edemez. adam kanunu bilmeden milyonlarca lira ödeyip bir işlem yapmış, sonra da başını duvarlara vuruyor. 5 milyon verdim eve, aldığım kira 3.000 tl diyor. e kardeşim almasaydın o zaman. en azından bir araştırsaydın. araştıramıyorsan bir avukata danışsaydın. 300-500 lira verirdin ama bu derdi milyonlarca liraya satın almazdın. sonra gidip kiracı malıma çöktü diye başlığa yazmaya geliyorsun. ortada çökülen mal falan yok.

özetle durum budur. kimsenin birilerinin malına çöktüğü yok. ortada kanunlar var ve bunlar uygulanıyor. mala çökmek demek kira vermeden evi işgal etmektir, cebirle yani zorla evinizden yaka paça çıkarılmak demektir. elinizdeki malın tehditle gaspedilmesi demektir. daha nasıl anlatayım abi bilmiyorum. siz en başta kabul ettiğiniz sözleşme ve kanun hükümleri uyarınca bu duruma düşmüşsünüz. öncelikle uymakla yükümlü olacağınız kuralları bilin ki, sonra ortalıkta feryat etmeyin benim malıma çöktüler diye. mala çökülme falan yok!
3300 lira olan kirami 5500 liraya cikarttik. ev sahibine kalsa 7 bin civarina cikartacakti.
hos muhabbet, bol kahkahali sohbetle ikimizde birbirimizin derdini anladik ve orta yolu bulduk.
sacma bir ekonomik dalgalanmada kisiligimizden, karakterimizden taviz vermeden bu isi halletmis olmamiz da iki taraf icin de arti oldu.