öncelikle türk doktorlarına bok atanlara cevap vermek isterim. türkiye'nin avrupa düzeyinde dünya standartlarında olan tek bir alanı varsa o da tıp alanıdır. her ne kadar burada da liyakatsizlikler baş gösterse de halen hocalarının çoğu kalifiyedir. isteyen vaka/ölüm oranı için italya veya ispanya ile vs karşılaştırabilir. bugün günde 800-900 vefat vermiyorsak hükümetin değil bok attığınız doktorlar ve tabi ki yardımcı sağlık personeli sayesindedir.
ikinci cevabım türkiye'de çok rahat olduğumuzu iddia edenlere. evet türkiye ortalamasının üzerinde para kazandığımız doğru ama yine de yurtdışında burger king'de çalışan bir personelin yaşam standartlarına ulaşamıyoruz. öyle kral falan olduğumuz da yok. asistanlık dönemi ne boktan bir şeydir, ayda 10-15 nöbet tutmak, hocaların her türlü kaprisini, hoca hastalarının küstahlıklarını çekmek nedir çeken bilir. sizin müge anlı'da izlediğiniz, sarı mikrofon'da dalga geçtiğiniz halkla sürekli iç içeyiz ve yapılması gerekenden çok fazla iş beklentisi var. o yüzden doktora çamur atmadan önce hasta başına 5-6 dakika veren sisteme, 20 yıldır kullandığı ilacın adını bilmeyen hastaya bakmak lazım, diğer yandan yapılan ufak bir hatanın birisinin hayatına mâl olma ihtimali var. dolayısıyla sadece yaptığımız iş değil aldığımız risk dolayısıyla bile bu konforu fazlalıkla hakediyoruz. evet yurtdışında doktora ekstra bir saygı gösterilmiyor ama zaten insanlar arasında bazal bir saygı bulunduğu için o konuda da türkiye geride kalıyor. özellikle cehaletin övülerek dunning kruger etkisinin yaygınlaştığı bu dönemde zaten doktor saygısı falan da kalmadı yani öyle kral falan değiliz merak etmeyin.
şimdi gelelim sorunun cevabına, doktorların çoğu gariban aile ya da memur çocuğu falandır. geneli vizyonsuz çevrelerden bir şekilde kendini kurtarmışlardır bu yüzden çoğunlukla buna şükür, azıcık aşım kaygısız başım mantığıyla düşünür. çocukluğu boyunca aman oğlum/kızım sırtını devlete daya diye diye büyütülüp vizyonsuz bir çevrede sırf garanti meslek diye tıp yaz(dırıl)dıklarından dolayı bu onlara fazla maceraperestlik olarak gelir.
ikinci bir sebep tabandan gelen bir ekonomik güç olmadan yurtdışına çıkmaya cesaret gösterememeleridir. 3-5 yıl türkiye'de para biriktirip sonra yurtdışına çıkayım deseler bu seferde hem yaşları ilerlemiş hem de asistanlığın o iğrenç dönemlerini atlattıkları için güçleri kalmamış oluyor.
üçüncü sebep ise bu konuda hocaların ve üniversitelerin vizyonsuzluğudur. çok az üniversitede yurtdışı şansları anlatılır ve bu konuda bişeyler öğretilir. diğer yerlerde ise direk periferde çalışmak üzere düz pratisyenler yetiştirilmeye çalışılır..
özet; türkiye'de kalma sebebimiz rahatımız çok iyi olduğundan değil, dışarda otel resepsiyonunda dursam yaşam kalitem daha iyi olur. bilgim yetersiz olduğundan değil, tus u geçen biri çok rahat denklik sınavı ve usmle yı geçebilir.
biraz vizyonsuzluk, biraz çocukluktan gelen garanticilik, biraz da hayata geç başlayıp zorunlu hizmet sonrası yeni bir heyecana atılacak enerjinin bulunamamasıdır.
15.05.2021 · 33. sıra
karmageddon
14.05.2021 21:07 ~ 21:10