Sık geçen başlıklar

doğumdan sonra kadınların deforme olduğu gerçeği 1

ekşi'de gör
eee? ne yapmayı düşünüyorsunuz o gerçekle? yoksa yollar her zaman olduğu gibi "erkek doğası gereği dölleyebildiği kadar dişiyi döllemek ister, o yüzden mağara adamı doğası ayağına deforme olmamış genç kızlara yumulun efendiler!" demeye mi çıkacak?
"o kadın senin çocuğunu doğurdu hain erkek!" romantizmine girmeyeceğim, doğum kadının ağzına sıçan bir süreç arkadaşlar. ve kadın bunu kendisi için yapıyor. bulantı, kusma, hormonal dengesizlik, sıkışan organlar, şişen ayaklar, hamilelikle birlikte tetiklenen garip garip hastalıklar, endişe, hareketlerin kısıtlanması, en basitinden kıçını yukarı devirip yüz üstü doya doya uyuyamamak, cilt lekeleri, vücuttaki kalsiyumun başka bir canlı tarafından hunharca emiklenmesi, çatlaklar. insanoğlu mevcudiyetini doğumla değil, laboratuvar ortamında çoğaltılarak sürdürse ve ucunda çocuk doğurma bilgisi olmadan şu süreci herhangi bir canlıya "sana bunları uygulayacağız sonucu çok güzel olacak" diye anlatsanız, hasssiktir diyip topukları ardına vura vura kaçar. iş bu fiziksel işkenceyle de bitmiyor, doğurdun, karnın düz ama yine kıçını yukarı devirip 8 saat uyuyamıyorsun çünkü saatte bir bazen açlıktan, bazen asla anlayamadığın bir sebepten haykıran bir canlı var. bu canlının beslenmesi, dışkılaması, pişiği, alerjisi, sarılığı, en önemlisi birkaç sene süren dilsizliği var. derdini anlatamıyor, ağlıyor, kadın peşinde yel yemiş ada vapuru gibi uykusuz geziyor. emiyor, meme sarkıp deforme oluyor. emmiyor, açlıktan ağlıyor, immün sistemi oturmuyor. emzirme kampı diye bir şey varmış, kadın bütün gün memesinde bebekle oturuyor belki 2 damla emer diye.
kadının iş hayatı sekteye uğruyor, en az 1 yıllık maddi kazancı havaya karışıyor. ilk 6 ay pilates yapmaya değil, işemeye gitmeye vakit bulamıyor. hiç puseti banyo kapısına koyup çişini yapan ya da yıkanan ana görmediniz mi? sonra mastit diye bir bela var, allah düşmanımın başına vermesin.

kadının hormonları aylarca lirik dans yapmış, çocuğu içinden çıkarmak için ya vajinası çatlamış ya karnı yarılmış, yüzü dolunay gibi olmuş, kilolanmış, günde 4 saat kesintisiz uykusu kalmamış, maddi kazancı sıfıra inmiş. emzirirken bebekle göz göze geleceği o an için bile, bunların hepsini hür iradesiyle göze almış, doğurmuş. burada içte ince bir sızı gibi şüphenilse de göze alınmayan tek şey, adamın artık "formunu kaybettiği", "deforme olduğu", "bi tarafı genişlediği", "memintolar sarktığı" için başka kadınlara bakmayı doğası gereği kendine hak görmesi. öyle bir doğa ki, herkes stellan skarsgard'ın sol taşağından düşmüş birer apollon parçası, hemen tohumlarını daha gence, memesi daha diri kalmışa saçmaları lazım. asdfasdf bu arada kütük yozgat yerköy.

çağla şıkel, bak ne kadar fit, ayrıca şahane bir anne olduğunu düşünüyorum ki kimsenin analığını sorgulamak bana düşmez. bak o kadına ne kadar fit, hele kate middleton hiç 3 çocuk doğurmamış gibi. ben kimsenin doğurur doğurmaz bakıcının kafasına atıp hayatını yaşamaya devam ettiğini düşünmüyorum, her anne illa ki gece o bebek için kalkmıştır. lakin imkanlar, motivasyon, ortam farkı var gençler. parasını bastırınca estetikle karnını düzlüyorsun, memeni dikleştiriyorsun, vajinanı bile daralttııyorsun. 2+1 evde bebek yüzünden artan nüfus, her kafadan çıkan ayrı bir ses, tek kişinin maaşına kalmış gelir, vakitsizlik, motivasyonsuzluk, imkansızlık. bak tv'deki artizler ne kadar güsel demekle, "bak pornodaki adam 1 saat aralıksız..." dendiğini duymanın aynı "ne diyo lan bu" hissini yarattığını bilin yani.

insanlar yıpranır, memeler hep rüyalara girdiği gibi kalmaz, süreler azalır, göz kenarları kırışır, zaman zaman sinirler bozulur, bazen insanın çok parası olsa da her an çekici görünecek modu olmaz. aşkın diri bir ete dokunmaktan fazlası var, konuşmak, birbirini anlamak, istemek. halihazırda tüm kadınlar bedenleri üzerinden "etinden, sütünden, yününden" kar maksimizasyonu yapıldığını sezebilecek kadar akıllıdır. karşınızdakine ayağının cilası soyulmuş tekli koltuk gibi, eskiciden leğenle takas edilecek bir şeymiş gibi "deforme olmuş" demek, bunu sezdirmek çok kırıcı bir şey. kilolar verilir, memeler dirilir de o kadın bir kere, sadece bir kere bedeni yüzünden başkasıyla kıyaslandığını sezdiği an geri gelmez. yatağa gelir de başka yere gelmez.