sabah kalkıyorsun, aklında hiç ölüm yok. yani derinlerde var da öyle pek eşleştirmiyorsun o gün kendinle... neden? bir hastalığın yok, yaşın genç, her günkü gibi bir gün bu da...
evde ailen varsa eyvallah diyip çıkıyorsun. onların da aklında ölüm falan yok... neyse çıkıyorsun, iş yerine gidiyorsun, trafikti, o bu derken siparişlerini teslim için çıkıyorsun yola...
sonra hayatında görmediğin, hiçbir alaka kurmayacağın biriyle kargo konusunda sıkıntı yaşıyorsun. telefonda belki tersleşiyorsunuz falan, belki de sadece dümdüz şekilde “tamam uygun bir yere getiriyorum” diyorsunuz ve gidiyorsunuz.
bu hayatınızda “ne alaka” diyeceğiniz tip; yanında iki kişiyle sizi dövüyor. hatta beyin kanaması geçirecek hale getiriyor ve bir müddet sonra sadece bir tane olan hayatınızı sizden alıyor, hem de genç yaşta, hem de durduk yere, hem de çok basit şekilde...!
ölen kişinin eşi dostu da bir türlü olayı kafada makul bir yere oturtamıyor. “nasıl olur?” diyor herkes muhtemelen... sonra ilk ve büyük bu şoku atlatamıyorlar, hemen ardından devletin yargısı diyor ki; “bunları serbest bırakın”... tabi bunu dediklerinde kargocu henüz hayatta, ama yoğun bakımda, ama ölüm kalım mücadelesi veriyor.
buyrun, adam öldü. ne olacak şimdi? tutuklanacaklar. ceza 20-30 yıllardan başlayacak, kar yağacak, çığ düşecek, iyi hali olacak, öyle indirim böyle damping derken ceza kuşa dönecek.
bir insan durduk yere öldü zaten, geri gelmeyecek, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ailesi için, onun için... ee? öldüren birkaç yıl sonra hayatına devam edecek.
adamın canını aldı, zaten o eve ateşi düşürdü. bari yaptığının cezasını çeksin de biraz içleri soğusun insanların...
işin daha korkuncu ne biliyor musunuz? o kargocu yarın sen ben olabiliriz. “olmam kesinlikle” diyen varsa versin elini öpeyim. diğer yandan da potansiyel katiller şu an bu tip vakalara şahit olarak farkında ya da değil; daha da cesaretleniyorlar.
pisi pisine ölen kişiye allah’tan rahmet diliyorum, başka da bir şey diyemiyorum.
26.10.2020 · 8. sıra
isedim
25.10.2020 00:07