Sık geçen başlıklar

burak aksak'ın ot dergisindeki berbat sözü 1

ekşi'de gör
dün öğle arası için gittiğim tunus caddesi'ndeki ot kafede görmüştüm bu yazıyı. tuvaletlerin olduğu bölmedeki duvarda yazıyordu. sadece bakıp geçtim. tepki vermek geçmedi aklımdan. bu dergilerde ne kalibrede işler yapıldığını zaten bilmiyor musunuz? post modern edebiyat hakkında makale okumayı geçtim, google'dan bile aratmamış tiplerin edebiyatı hayatın parçası haline getireceğiz adı altında edebiyatın inceliğini, nahifliğini bira göbekleriyle ezip geçtikleri bir dergiden bahsediyoruz. edebiyatı hayatın doğal işleyişine eklemleyebilmeniz için önce hayatı sonra edebiyatı bilmeniz gerekir. hayat köşe başındaki birahanede şişesinin ucundan tutarak içtiğiniz biradan, yağlı saçlarınızdan, sarma sigaranızdan, seksenli yılların arabeskine tapınmaktan, oltu taşından yapılmış tespihinizden çok ama çok daha fazlası. hayat, mutfakta karın yemek yaparken arka odada pijamayla bilgisayar başına geçip hiç sevilmedik ulan biz!.. yazmak değildir. eğer edebiyatçıysan hayatını manipüle etmezsin. ne yaşıyorsan onu yazarsın. hissetmediğin duyguları ithal edip yazdığın zaman "şizofrenik bir yanın" olmuyor. kötü bir yazar oluyorsun.