Sık geçen başlıklar

bitiremediği yemeği eve götüren varoş müşteri 2

ekşi'de gör
şu yaşıma değin dünyanın bir çok ülkesinde her kategoriden restorana gittim. henüz bu durumu varoşluk olarak tanımlayan kimse görmedim. sokağa tabure atmış mekanda yediğim 5 dolarlık takodan tutun da michelin yıldızlı mekan da porsiyonuna 250 dolar ödediğim steakten kalan iki lokmayı bile ben ağzımı açmadan paketleyip verdiler. bunun bir tartışma konusu olduğuna dahi şahit olmadım. keza kişinin ücretini ödediği bir ürünü evine götürmesinin tartışılacak tarafı yok.

bazı ülkelerde müdavimi olduğunuz mekanlarda açtırıp bitiremediğiniz şişeleri de adınızla etikletleyerek saklarlar. sadece şarap ile sınırlı değildir. ucuz yollu tekilanızı dahi kenara koyarlar. tekrar geldiğinizde söylersiniz temiz temiz getirirler önünüze. bunun için ekstra bir ücret almazlar. bir keresinde arkadaşın iki sene boyu açtırıp bitirmediği şişelerle partilemiştik. beş kişi ufak tefek çıtır çerez dışında para vermediğimiz için utancımızdan garsonlara ekstra bahşiş bırakmıştık.

evimin altında müdavimlikten ötürü bütün personeliyle enseye şaplak olduğum bir bar var. mahallenin panter emel'i olduğumu bildikleri için sağolsunlar müşterilerin masalarına kalan ne varsa paketler bana verirler. bu mekanın, içeriğinde karides, yengeç, balık vb. bilumum deniz ürünü olan, benim kedi orgazmı adı verdiğim çok popüler bir ürünü var. porsiyonu da aç doyuran boyutta. henüz tok gelip bunu atıştırmalık olarak bitirebileni görmüş değilim. o nedenle bırakın kendi sipariş ettiğim tabağı, yan masada yarım kalmış tabak varsa garsonlardan onları da pakete eklemelerini rica ederim. sağolsunlar o an mekanda ne kadar arta kalan deniz ürünü varsa paketler getirirler.

kendi tabağımdan kalanları kedimle paylaşır, diğer paketleri de sokak kedilerine dağıtırım. tek kötü tarafı, mahallenin kedilerini karides müptezeli etmiş olmam. kuru mama koyan teyzelerden zılgıt yiyorum. sen bunları şımartıyorsun sonra normal mama yemiyor diyorlar. o yüzden operasyonu çok erken veya çok geç saatlere bırakıyorum. yemek vermediğim zamanlar dışında da sokakta görünce götüme en az beş tane kedi takılıyor. iyice fareli köyün kavalcısına döndüm. bir yandan güzel ama dışarıdan bakınca hep korktuğum avcı yeleği giyen ve her cebinde ayrı mamayla gezen deli teyzelere dönüştüm.
russell crowe'un oynadığı cinderella man filminde vardı böyle bir sahne. yıllar geçse de unutmuyorum, yine de yanlış aktarabilirim. adam güzel bir yemeğin davetlisi eski boksör olduğu için ama evde çocuğu aç. gizlice bifteği cebine atıyordu. filmden unutmadığım tek sahne bu. insanların ne hikayeleri vardır, illaha evde çocuğunun aç olmasına gerek yok, belki bir daha uzun süre dışarıda yiyemeyecek, evde tamamlamak istemiştir o güzel yemeği. ya da hepsinden alakasız israf sevmiyordur. yargılamadan önce 50 kere tartmak lazım şartları. varoşluktan kastınız görgüsüzlük köylülükse asla katılamıyorum ama yoksulluksa, kenar mahalleli olmaksa; varoşluğun ezilecek, hor görülecek bir tarafı yoktur.

edit: anlattığım kıssa hoşunuza gittiyse teşekkür ederim dostlar ancak dün o sahneyi link olarak ekleyecektim fakat aradım ve bulamadım. öyle bir sahne kesinlikle izledim ama belki de o film değildi. ekşi sözlük, kutsal bilgi kaynağıdır. burada yanlış bilgiyle ilgi çekme gayem yok. saygılarımla.