Sık geçen başlıklar

bir köften olsa öğrenciye mi köpeğe mi verirsin 1

ekşi'de gör
aç hayvanı doyurmak için başka seçenek olmaması hali dışında, bir insanın yiyebileceği kalitede bir yemeğin hayvana verilmesi bir çeşit israftır ve öncelikli olarak tercih edilmez.

zira insanın yiyebileceği gıdalar kümesi, hayvanın yiyebileceği gıdalar kümesinin alt kümesidir.

sararmış yeşilliği insan yiyemez, yememelidir ama bir çok hayvan yer.
kurumuş ekmeği biz yemekte zorlanırız ama kuşlar, börtü böcek bayılır.
insan, içeriğinden şüphe ettiği bir eti yiyemez ama bir çok hayvan yer.
çiğ eti insan yiyemez ama hayvanların çoğu yer.
kemikleri biz yiyemeyiz ama köpekler bayılır.
karpuzun kabuğunu insan yemez ama inek yer, üstelik en sevdiği yiyeceklerdendir.
tabakta bırakılan yarım yemeği sağlık endişesi ile yemekten çekiniriz ama büyükbaşlar için bu bir ziyafettir.
allah'ın hayvanları yaratmasındaki hikmetlerden biri de budur, hayvanlar sayesinde yaratılmış hiçbir nimet zayi olmaz.

farzedelim, beş tane çocuğunuz olsun.
her sabah kalkıp beş çocuğunuza beş tane tost hazırlıyorsunuz.
çocuklarınızdan biri çölyak hastası ve onun tostunu glutensiz tost ekmeği ile yaptınız.
çölyaklı çocuğunuzun tostunu, diğer çocuklarınıza verir misiniz canları çekti diye?
veya şöyle sorayım, sırf çocuklarınızdan birinin canı ondan çekti diye, glutensiz tosttan koparıp diğer çocuğunuza vermek merhamet midir? hayır, içinde adalet olmadığından buna merhamet diyemeyiz. bunun adına toplumda kayırmacılık deriz, merhametle de adaletle de esasen ilgisi yoktur.

adalet ve merhamet, bir örgü gibi içiçe geçmiş, birbirine göbekten bağlı kavramlardır. merhametsiz adaletten zulüm, adaletsiz merhametten maraz doğar. ikisi de olursa ancak hakkaniyet gerçekleşir. hayvanlar üzerinden oluşturulan suni gündemde ortak ve en önemlisi hakkaniyetli bir çözüme varılamamasındaki temel sorun da budur.

başlıktaki soruya gelecek olursak,
bir aç köpek ve bir aç insan varsa;
insana köfte, köpeğe kemik ikram ederiz.
en makul ve hakkaniyetli yaklaşım budur.
şayet elimizde bir aç köpek ve bir aç insan varken köfteden başka yemeğimiz yoksa, köfteyi iki porsiyona böler ikisini de mümkün olduğunca doyururuz. zira ikisi de candır.

köpeğe verip insanı aç bırakmak veya insanı doyurup köpeği umursamamak, o kişinin ya adaletten ya merhametten noksan olduğunu gösterir.

kendisi açken, hayvan ya da insan ayırmaksızın, sevdiği ya da sevmediği diye gözetmeksizin, yemeğini başka bir canlıya veren insan var ya, o da işte eşref-i mahlukattır. o insanın olduğu yerde açlığın da köftenin de yemenin de yememenin de zerre kıymeti kalmaz zira kendisi dahil herkes oradan tok kalkar.