bi boku yiyen daima ikinciyi yer. ufak şeyleri de es geçmeyin bugün bir lira çalan yarın bin lira çalar muhtemelen.
Sık geçen başlıklar
bir defa aldatan tekrar aldatır mı 3
ekşi'de göraldatmak bir hata değildir önce bunu bir kabullenin. kimse kimsenin koynuna yanlışlıkla veya istemeden girmez. biriyle tanışıyorsun, etkileniyorsun, kafana sevişmeyi koyuyorsun, bir araya geliyorsun, ortamı hazırlıyorsun, başbaşa kalıyorsun, soyunuyorsun, sevişiyorsun falan filan. okurken bile zaman harcadığın bir şeye hata diyemezsin. aldatmak bilinçli olarak işlenen bir suçtur, cinsiyet farketmez. affedip affetmemek aldatılan kişinin insiyatifindedir doğru veya yanlış diye sınıflandıramam ama affederken "yapmış bir hata" diye kendinizi avutmayın. "tamam bu boku yedi, beni rahatsız etmez" deyin realist olun ki ilerde bu durum içten içten sizi yiyip bitirmesin.
benim görüşüm ve çevremden gözlemlediğim kadarıyla aldatan hiç kimse aldattığı için pişmanlık duymuyor. yakalananlar yakalandığı için pişmanlık duyuyor, bu pişmanlık da "of ya yakalanmamak için yeni yöntemler bulmam lazım" pişmanlığı oluyor. yani yakalanacak kadar salak olduğu için kendini suçlu hissediyor.
80'li yılların sonunda doğmuş, 90'larda hala cinselliği yaşamanın çok zor olduğu zamanları ergenlikle geçirmiş ve hala bekar olan birisi olarak gözümün önünde gerçekleşen bu değişim çok garip ve korkutucu geliyor bana. internetin yayılmasıyla birlikte insanlar çok daha rahat aldatır hale geldiler. tanışmak için zorlu yollar geçmeleri gerekmiyor çünkü, internet bu işi çok kolaylaştırdı. işin tanışma kısmı internetten halledilip, buluşmalara sadece sevişme kısmı bırakılıyor artık.
arkadaşımın eşinin karşıma oturup nasıl aldattığını, ne zamanlar buluşup nerelerde seviştiklerini, o kişiyi ne kadar çok sevdiğini, eşinin de haberinin olduğunu, mecburiyetten haberi yokmuş gibi davrandığını gözlerinin içi gülerek anlattığını gördükten sonra evlilik kurumuna olmayan saygımda uçtu gitti. ben asla kabul edemem böyle bir şeyi. yola gittiğimde gözümün arkada kalmasına neden olacak birisiyle bir ilişkim olacağına hiç ilişkim olmamasını tercih ederim. öyle bir dönem yaşıyoruz ki dünyanın en büyük suçu dürüstlük oldu. boğuluyorum bazen oturduğum yerde.
benim görüşüm ve çevremden gözlemlediğim kadarıyla aldatan hiç kimse aldattığı için pişmanlık duymuyor. yakalananlar yakalandığı için pişmanlık duyuyor, bu pişmanlık da "of ya yakalanmamak için yeni yöntemler bulmam lazım" pişmanlığı oluyor. yani yakalanacak kadar salak olduğu için kendini suçlu hissediyor.
80'li yılların sonunda doğmuş, 90'larda hala cinselliği yaşamanın çok zor olduğu zamanları ergenlikle geçirmiş ve hala bekar olan birisi olarak gözümün önünde gerçekleşen bu değişim çok garip ve korkutucu geliyor bana. internetin yayılmasıyla birlikte insanlar çok daha rahat aldatır hale geldiler. tanışmak için zorlu yollar geçmeleri gerekmiyor çünkü, internet bu işi çok kolaylaştırdı. işin tanışma kısmı internetten halledilip, buluşmalara sadece sevişme kısmı bırakılıyor artık.
arkadaşımın eşinin karşıma oturup nasıl aldattığını, ne zamanlar buluşup nerelerde seviştiklerini, o kişiyi ne kadar çok sevdiğini, eşinin de haberinin olduğunu, mecburiyetten haberi yokmuş gibi davrandığını gözlerinin içi gülerek anlattığını gördükten sonra evlilik kurumuna olmayan saygımda uçtu gitti. ben asla kabul edemem böyle bir şeyi. yola gittiğimde gözümün arkada kalmasına neden olacak birisiyle bir ilişkim olacağına hiç ilişkim olmamasını tercih ederim. öyle bir dönem yaşıyoruz ki dünyanın en büyük suçu dürüstlük oldu. boğuluyorum bazen oturduğum yerde.