Sık geçen başlıklar

barbara palvin'in aldatılması 2

ekşi'de gör
yakın zamanda bir kadın arkadaşım eşi tarafından aldatıldı. kadın baya güzel, sağlam karakterli, eğlenceli, başarılı, kocasını mutlu eden, kocasını merkeze alarak yaşayan, çalışkan, sadık, iyi de kazanan ve eve büyük maddi katkısı olan yani yeme de yanında yat bir kadın. kocasından daha fazla maddi katkısı var açıkçası kocasının işsiz kaldığı dönemlerde de eve kadın baktı.

kocasının "ayağını yıkayıp suyunu lıkır lıkır içmesi gereken" hesap ödediği ve kaynakları konusunda paylaşımcı olduğu için "kıymeti bilinmesi" gereken -neden hep erkekler hesap ödüyoeaoaoa diye anırıyorsunuz ya hani- kocasının gün geçtikçe daha fazla hayranlık ve minnetle sarılması başının falan üstünde taşıması gereken bu kadın, aldatıldı. son derece sıradan kadınlarla, aptal yerine koyularak.

adamla yüzleştiklerinde adam hicap etmek bir yana "bizim ilişkimiz bitti, evli kalmamız için bir şeyler yapman lazım" dedi. yani adam diyor ki evet aldattım beni elinde tutmak için daha maymunluklar yap beni yine kazan hadi bakayım adhsahsa. arkadaşım clark çeker gibi boşanma dilekçesini adamın alnına dayayınca adam da ailesi de şoka girdiler, hiç beklemiyorlarmış.

onlar şoka girince ben de şoka girdim. dinleyen olarak. erkeğin aldatmasını o denli "boşanma sebebi olarak görmeyen" bir dünyadayız ki akıllar almaz. adamın ailesi kadına demiş ki "ne var canım bir daha görüşmez o kadınlarla" arkadaşım sinirden gülüyordu anlatırken. "çocuk yap kocanı eve bağla" falan diyen olmuş yine aile büyüklerinden. ulan erkeğin aldatmasını normalleştirmek bir yana, üstüne üstlük "erkeğin dışarıya bakmaması ve baktıysa tekrar kendisine dönmesi için kadının ekstra bir şeyler yapması gerekliliği" sesli gülüyorum şu an dikkatim dağıldı pardon arkadaşlar. bu ne menem altın çüklülüktür ya.

sene 2024. bambaşka bir devirdeyiz. yerli yabancı fark etmez, tarihler boyunca erkeğe verilmiş bir aldatma özgürlüğü var. epigenetik miras olarak bu çağdaki erkeklere de geçmiş dedelerinden özgürlükleri var sanrısı; erkekler aldattıkları takdirde kadınların "yutacağı" gibi bir sanrı içerisindeler alenen.

yani erkek kadını aldatırlarsa kadınların kıyamayacağı, ilişkisini yuvasını başka bir kadın uğruna bozamayacağı, erkeği daha da sahipleneceği, kadın başına hayatına devam edemeyip dizini kırıp ekmeğini suyunu veren kocasının aldatmasına göz yumacağı gibi bir beklenti içerisindeler, erkekler. akıllar almaz. almaz yani aklım almıyor. kadın çalışıyor, kadın kazanıyor ama adam, karşısındaki kadının "babası annesini aldattığında, içine atıp yuvasını sürdüren annesi gibi davranacağını" umuyor, bekliyor, öyle sanıyor.

kadınların kocalarından azade bir hayat şansları olmayacağına inanmak istiyor.

yahu eve kadınlar bakmasa da, medeni çağ sağ olsun kadınlar artık birer bireyler, aldatıldığı/aptal yerine koyulduğu/yok sayıldığı/başkasının tercih edildiği bir ortamda olmayı reddediyorlar, defalarca yazayım kadınlar artık hakları olan tercihlerini belirten mutluluğunun peşinde olan "bireyler".

ama erkekler hala, umarsızca, bir çocuk saflığında "nasıl ya, sırf aldattım diye bu kadar şey neden yakılıp yıkılıyor ki? olm bu bizim doğamız değil mi, neden anlayışla karşılanmıyo aaa? babalarımız annelerimizi aldattığında böyle olmamıştı ama?" şaşkınlığında, önlerine koyulan boşanma dilekçelerine bakıyorlar mel mel. çıldırıyor birçoğu sosyal medyada kadın düşmanlığına başlıyor. altını kazsan neler çıkacak o evliliğin bitme sebepleriyle ilgili ama erkekler hep mağdur. bakın aldatma olmasa da öyle. kadına kötü davranıyor, özensiz ilgisiz zalimce davranıyor sonra kadın gidince "kadınlar hep şeytan beni memesiz öksüz nasıl bırakır böhühü"

barbara palvin'in aldatılması da işte bu epigenetik kodlara dayanıyor, "aldatsam da barbara beni bırakmaya kıyamaz" demiş adam resmen. bu kadar celebirity couple'ız, yok canım iki tıklattım diye önemsiz bir kadına, aşkımızdan vazgeçecek değil ya barbara?

kadınları, annelerinin boş bıraktığı azize rolü yerine ittirmeye kaktırmaya çalışarak, kafalarında yarattıkları "kadın merhameti"ne çok fazla güveniyor erkekler. bugün hala yaptığım tartışmalarda erkekler kadınların naif ve yumuşak başlı olduğu sanrısı içindeler. kadınlar zalimliğe merhamet göstermeyince de korkunç öfkeleniyorlar. bir kalıba koyamıyorlar "sınırları olan" kadını. el kızı değil sanki erkeğe ihsan bahşetmesi gereken bir melaike, kadın. sinesinde yaralı erkeği pıpışlayacak bir yastık kadın.

kocası olacak adam barbara'yı kaybedeceğinden emin olsaydı, kendisini güncellemiş bir erkek olsaydı aldatma işine asla girmezdi. beynindeki "yok ya bir aldattık diye evliliğimizi bırakacak hali yok" kodları işte. o iş öyle değil dylan kardeşim. seve seve beyinlerinizi resetlemek zorundasınız. kadınlar eski tarihlerdeki gibi evliliği kafalarına kalkan gibi geçirip "aman ne yaparsa yapsın, başımda koca olarak ismen dursun, evin de ihtiyaçlarını karşılasın" çaresizliğinde, yok sayılmaya ve saygısızlığa tahammül etmiyorlar. ve erkekler hala şokta, ben de şahsen hala güncellenemeyen zekalarına şoktayım.

barbara sana da bir kısım laflar hazırladım zira sende de ananelerinden gelme birtakım epigenetik kodlar mevcut gibi, "bana kocamın soyadıyla seslenin" ne allasen. ben soyadım ve kütüğüm değişmesin diye evlenmeyi reddediyorum, kendi kimliğini ismini cismini bir kapta eritip kocanın varoluşuna katık etmek, eskiden kadınların yapması beklenen bir şeydi. artık değil. artık senin varoluşun, kocan kadar değerli. güncelleme gelsin please.

karşılıklı open relationship'e karar vermiş çiftler müstesna (herkesin hayatına kimse karışamaz) aldatmayalım arkadaşlar. gözü dışarı kayan gelsin mertçe ayrılsın. ayrılamıyorlar ama di mi. "yalnız kalma" korkusu işte bu hep çocukluktan gelen, dimyata pirinç gagalamaya giderken evdeki bulgurdan olmayalım tasası. gerekirse yetişkin gibi yalnız kalınacak, ama hayatındaki insanla sevgi saygı bağını yıpratmadan bırakmak öğrenilecek. çünkü medeniyet.
bir kez daha aldatmanın karşınızdaki insanın güzel olmaması veya kusurlu olmasıyla ilgisi olmadığını görmüş olduk. tamamen aldatanın aç gözlülüğünden kaynaklanıyor.