subay, ya da genel anlamda bir türk askeri yardıma muhtaç insana elbette el uzatır. bülent ersoy ise öyle biri değil.
her şeyden öte subayın bir ağırlığı olur. bazen acımasız görünse bile öyle olmak zorundadır. teğmen olarak katıldığım seferberlik tatbikatında asteğmen çocuklardan biri, birliğe yeni katılan askerin valizini taşıyordu. dayanamadım, yanlarına gidip bu ne hal? sen komutanına valiz mi taşıtıyorsun lan paşa mısın sen amk diye çıkıştım. al dedim yükünü kendin taşı, yürü git şu binanın önünde bekle. askeri yolladıktan sonra asteğmene de sen askerin emir eri mi oldun, rütbeni de söküp at bari tam olsun dedim. komutanım iki tane valizi vardı işte taşıyamazdı hık mık yaptı, ulan dedim birliğe varıncaya kadar nasıl taşıdıysa yine öyle taşısın. gitsin gerekirse 2 seferde taşısın, sen elini süremezsin.
karşıdan bakınca benim titr manyağı, insanlıktan nasibini almamış biri olduğumu düşünen varsa da canı cehenneme. askerlikte rütbe esastır. sen eli kolu tutan askerin valizini yüklenirsen ertesi gün o asker seni sikine takmaz, emir veremezsin, taşak oğlanına dönersin.
bülent ersoy'a şemsiye tutan komutanın arkasından da emin olun ast rütbelerce bin tane laf konuşulur. o komutandan artık bir halt olmaz. adı sanı önemli değil, üzerinde devletin verdiği bir rütbe var, bir zahmet gereğini yapacak. düşkün bir teyzeye bırak şemsiye tutmayı, sırtlayıp gerekirse kilometrelerce taşıyabilir türk askeri. ama bülent ersoy gibi bir sürü çalışanı ve 8 haneli banka hesabı olan birine, hele hele bir subayın şemsiye tutup eşlik etmesi kadar lüzumsuz hareket yok. er bile yapmamalı bunu. kimsenin vatani görevi görgüsüz ve kıyamet gibi zengin bir kadına yaverlik etmek olamaz.
14.01.2022 · 18. sıra
karaage
13.01.2022 00:02 ~ 12:54