eski bir eczacıbaşı çalışanı olarak beni çok şaşırtmadı. bu ailenin yaptığı en iyi şey algı yönetimidir. yine benden daha uzun yıllar eczacıbaşı'da çalışmış ve aileyi de yakinen tanıyan bir arkadaşım bir sohbet arasında bu aile için "tavşan boku gibidir onlar, iz bırakmazlar" demişti. gerçekten kendileri için bundan daha iyi bir tanım bulamıyorum.
başlıktaki entryler de bunu kanıtlar nitelikte. herkes; kültürlü bilirdik, sanatçı bilirdik, sen de mi... gibi hayal kırıklığı cümleleri kurmuş.
bu ailenin neler yapıp neler yapmadığı konusunda biraz bilgisi olan bir insan cennet koyunun işgali, şantiyeyi silahla basıp mafyavari hareketlere girişilmesine pek de şaşırmayacaktır. şöyle özetleyeyim:
öncelikle bu ailenin soyadı eczacıbaşı olduğu için toplum bunları ilaç üreticisi, derdimize deva olan insanlar olarak görüyor fakat eczacıbaşı grubunun ilaç üretimi yapan tek bir işletmesi bile yok...
ayrıca ailenin parasının %90'ına yakınını madencilikten kazandığını biliyor musunuz? esan adlı maden şirketinin eczacıbaşı ailesinin olduğunu birçok kişi bilmez çünkü göğüslerini gere gere her firmalarının başıma koydukları logolarını bu şirkette kullanmazlar neden? çünkü bu şirket türkiye'nin neredeyse tüm bölgelerinde kurşun gibi çevreye çok zararlı madenler çıkarır.
şirketin bakış açısını ise 2015 yılında paris konferansından dönen, o dönemin ceo'su olan daha sonraları yönetim kurulu başkan yardımcılığına yükselen erdal karamercan bizzat benim katıldığım bir toplantıda güzel özetlemişti. "çevrecilikle ilgili projelerinizi şirkete fayda sağlayacak şekilde kurgulamalısınız, bunu bir pazarlama argümanı olarak kullanmalısınız. aksi halde para harcamaktan başka bir anlamı olmaz. para harcayacaksak bağış yaparız daha iyi..."
ama herkes eczacıbaşı'nı sanatsal aktiviteler, voleybol takımı ve hiç üretmediği ilaçlarıyla tanır çünkü siz öyle tanıyın diye maaş alan insanlar barındırır...
05.09.2021 · 49. sıra
sos fistik olsun mu
04.09.2021 00:55