Sık geçen başlıklar

azra gülendam'ın beş parçaya ayrılarak öldürülmesi 2

ekşi'de gör
eve tamirci, teknik servis, marangoz çağırmayalım. (bkz: aylin sözer)

gece geç saatlerde eve dönmeyelim. (bkz: bağdat caddesi'nde yaşanan tecavüz dehşeti)

tek başına sokağa çıkmayalım. (bkz: ceren özdemir)

toplu taşımaya binmeyelim. (bkz: özgecan aslan)

yanlış bir adama denk gelmeyelim, hatalı bir karar vermeyelim. (bkz: aleyna çakır) (bkz: pınar gültekin) (bkz: şule çet)

hatta evlenmeyelim (bkz: emine bulut)

hangi birinin adını yazalım, hangisine üzülelim, hangisinin hikayesini yazalım, hangisi daha acıklıydı, hangisi daha vahşiceydi, hangisi hatalıydı, hangisi hatasızdı?

bu soruların cevabı yok! hepsinin bir katili var, hepsi sadece kadın. hepsi o adamların karşısında güçsüzdü ve çaresizdi, direndiler belki, bağırdılar, canları yandı, ama sonunda öldüler…

azra da onlardan biri oldu, yukarıda yazan isimlerin katilleri hep başka başka adamlar, kiminin yüzünden pislik akıyor, kimi hep karşılaşabileceğimiz bir adam profilinde, kimi şoför, kimi hali vakti yerinde, kimi genç, kimi sevdiğini iddia ediyor, kimi iş, güç, meslek sahibi, ne yaptığı nasıl göründüğü önemli değil. bu kadınların hiçbiri başına gelecekleri hayal bile edemezdi, öyle vahşi öyle acımasızca!

çok çaresiz hissediyorum, ilk defa tek hissettiğim çaresizlik, sadece üzülüyorum, sadece ağlıyorum kadın olduğum için. bu yaşananların benzerini yaşamamak için yapabileceğim hiçbir şey yok. tek elimden gelen böyle bir dehşeti yaşamamayı ümit etmek, yanlış bir karar vermemek, hata yapmamak.

ne de doğru anlatmış, alın gerçekten yeter ki özgür olalım. görsel
idam cezası istememenin hümanizmle bir alakası yok.

burası türkiye. hukuksuzluğun ülkesi. bir çok masum insan devlet eliyle idam edilebilir. benim gibi çoğu insan bu sebeple bu cezayı istemiyor.

ayrıca idama gelene kadar bu şerefsizlere önce doğru düzgün ceza verilsin. ceza bitti, idamı kaldı sanki.

kaldı ki ağırlaştırılmış müebbet çok daha caydırıcı bir cezadır bence. asıl talep bu olmalı.