bir kişinin ölümüyle sonuçlanan bir vinç kazası olayında, vincin şoförü ve yanında 3 aile üyesi ofisimize geliyor. olayı anlatıyor, ne olabileceğini anlatıyorum. yaklaşık bir buçuk saat.
kusuru olmadığını düşündüğümü, kyok verilebileceğini, dava bile açılırsa beraat edebileceğini söylüyorum. birkaç meslektaşla daha önce görüşmüşler, müebbet alabilirsin/bunun yatarı çok olur hemen ilgilenelim demiş arkadaşlar. nasıl olur avukat bey başka avukatlar böyle demiyor, dedi. bu elbette onların takdiri, olayın oluş şekli itibariyle ben böyle neticelenir diye öngörüyorum dedim. ailesi, avukat bey içimizi ferahlattın allah razı olsun diyor.
çıkarken borcumuz ne avukat bey vaktinizi aldık dedi. allah allah dedim yav biz biri bir şey sorunca para mı alıyorduk? halbuki vaktimiz ne kadar da önemsizdi bizim, ne parası. şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim, geçmiş olsun bir şey ödemenize gerek yok dedim. o kadar alışmışız ki bedava konuşmaya, insan hazırlıksız yakalanıyor. halbuki bir şekilde insanlar rahatladı bu konuşma sonrası. bazen de üzülüyorlar tabii.
velhasıl. bir 6 ay sonra yanlışlıkla bu kişiyi aradım. aradığımın farkında bile değilim. tabi sonra aramışsan konuşuyorsun. sordum, ne yaptınız diye. avukat bey bir tanıdık avukat vardı onunla anlaştık, biraz pahalı oldu ama sağ olsun dosyayı kapattırdı; yoksa çok ceza alacakmışım dedi. 40.000 tl ödemişler, dosyada kyok verilmiş :).