ablam yaklaşık 40 yıldır almanya'da yaşıyor. bakanlıkta çalışıyor. devlet memuru. alman vatandaşı, alman kimlikli. orada doğmuş. anadil seviyesinde almancası var.
sekreter bile bir rapor hazırlandığında "auslander (yabancı) olduğunuz halde güzel yazmışsınız, tebrikler" diye laf arasında ezikliyor.
komşularından zaman zaman "sen nasıl bakanlığa girdin hayret ediyoruz" şeklinde küçümseyici sözler işitiyor.
şefi bir profesör ve saf kan almanlardan daha fazla çaba sarf etse bile mobbing'e yelteniyor. sürekli ağlayarak geldiği akşamları bilirim.
aynı hareketi ingilize, amerikalıya, uzak doğuluya, çinliye, koreliye yapmıyorlar.
türkiye'den arkadaşlarımız geldiğinde alman bir komşuya rastlayıp tanıştırdığımızda genellikle "ah ok" şeklinde odun bir tepki alıyoruz. çok nadiren sıcak kanlı şekilde hoş geldiniz dileyen çıkıyor.
bulgar, romanyalı, çek bir hekim tek kelime almanca bilmeden avrupa birliği fonu ile harçlığı cebine konarak almanya'da asistan hekim olarak çalışabiliyor, 1 sene sonra denklik (aprobation) verilerek uzman doktor olarak işe başlayabiliyor.
türk hekimlerden ise yığınla kağıt kürek isteyip, aynı zamanda c1 seviyesinde (en üstten bir alt kademe) almanca şart koşup alışma sürecinde tek kuruş vermiyorlar.
erasmus ile iki ay giden pembe dötlü öğrenciler ve taşı kaldırımı bile türk olmuş mannheim, köln gibi yerlerden çıkmayan türklerin gözlemlemesi zor tabi. kendi aralarında o kadar kıskanç ve o kadar hazımsız yorumlar yapıyorlar ki; aramızın çok iyi olduğu nadir saf kan alman arkadaşlarımız gelip anlatıyor bunları bize.
- çoğunlukla doğru olduğu deneyimlenen tespit. hepsi aynı demiyoruz ancak çoğunluk zikretmese bile içinde böyle hissediyor. can ciğer alman arkadaşlarımız da çok, öyle olmasa burada yaşanır mıydı?
10.09.2019 · 39. sıra
jarl of anvil
09.09.2019 17:10 ~ 17:29