atatürk; türkiye cumhuriyeti kurucu babasıdır. her tc vatandaşı saygı duymak zorunda. eleştribilir, sorgulayabilir ama hakaret edemezsin. dünyada ki tüm ülkeler de bu şekildedir, kurucu liderine saygı esastır.
Sık geçen başlıklar
atatürk'e saygı duyma zorunluluğu 2
ekşi'de görtanımlama çok önemli. bunun için önce "saygısızlık" kavramının sizin için ne ifade ettiğini net bir şekilde açıklamanız gerekiyor.
bu "saygısızlık" sözcüğü, içine ne koyarsan koy bir türlü dolmayan bir torba gibi. bu yüzden açıklama yapmak şart! kişiler atatürk hakkında ne yaparsa ya da ne söylerse saygısızlık oluyor, ne yaparsa ya da ne söylerse saygısızlık olmuyor, bunu belirlemek gerekir önce. bu tür nesnel sınırları çizilmemiş, öznel alanın en tepe noktasına sabitlenmiş ölçütlerin bize katacağı tek şey, bizi bu kavramı kullanan kişinin veya organize gücün insafına terk etmek olur ki, bunun da adaletsizlik, zulüm ve kötülük dışında bir getirisi olmaz.
tıpkı "dinime saygı duyacaksınız" ifadesindeki gibi, kullanan kişiye ucu bucağı belli olmayan bir çayırda koşturma serbestisi tanıyan, maruz kalan kişiye ise göt kadar bir alan bırakan dengesizliği ortadan kaldırmanın tek makul yolu budur. mesela dinde de, "dine yapılan saygısızlığın" nesnel ve kalıcı sınırları çizilmediği için, söyleme maruz bırakılan kişinin her hareket ve söylemi dine saygısızlığın bir ifadesi oluveriyor.
peygambere ve eşine küfür etmek, namaz kılanın ensesine şaplak atmak, kuran yırtmak, cami kundaklamak vb de bu çuvalın içinde yer alıyor; oruç tutmamak, açık kıyafet giymek, sevgili ile öpüşmek, evrim teorisini savunmak, karma plajda yüzmek de... bu yüzden işte "dinime saygısızlık" adı altında ramazan ayında su içen hamile kadına saldırı yapılıyor, el ele tutuşan çocuklar linç ediliyor, bira içen insana ağza alınmayacak hakaretler ediliyor.
bu nedenle, sizin de "atatürk'e yapılan saygısızlığın" nesnel ve akılcı tanımını yapmak, somut ve nesnel sınırlarını çizmek gibi bir sorumluluğunuz var. atatürk'e "ayyaş, cüce, sünnetsiz" gibi seviyesiz, çapsız yakıştırmalar yapan birini ile, sempozyumda atatürk'ün politikaları hakkında seviyeli ve eleştirel bir konuşma yapan profesörü ya da eleştirel bir kitap yazan yazarı aynı çuvala koymanın sağlıklı olmadığını anlamanız gerekiyor en başta. örneğin: "atatürk'ün 1921 anayasasını 1924 anayasası ile tasfiye etmesi, tarihsel bir hataydı, fiyaskoydu. anti demokratik ve toplum barışını zedeleyen bir uygulamaydı." diyen kişiye de, atatürk'ün ailesi ve özel yaşamı hakkında ağza alınmayacak ifadeler kullanan kişiye de "saygısızlık yapma lan" diye hönkürmenin kendisi en başta sıkıntılı.
bir seçenek daha var: "atatürk'ün her şeyini övmek, sevmek, sahiplenmek ve özümsemek zorundasınız." dersiniz. bunun da ismi, hiç lafı eğip bükmeye gerek yok, faşizmdir. "hayır, biz bunu demiyoruz," diyorsanız da, siz anlatın biz de bilelim, nerde başlar nerde biter bunun hududu.
bu "saygısızlık" sözcüğü, içine ne koyarsan koy bir türlü dolmayan bir torba gibi. bu yüzden açıklama yapmak şart! kişiler atatürk hakkında ne yaparsa ya da ne söylerse saygısızlık oluyor, ne yaparsa ya da ne söylerse saygısızlık olmuyor, bunu belirlemek gerekir önce. bu tür nesnel sınırları çizilmemiş, öznel alanın en tepe noktasına sabitlenmiş ölçütlerin bize katacağı tek şey, bizi bu kavramı kullanan kişinin veya organize gücün insafına terk etmek olur ki, bunun da adaletsizlik, zulüm ve kötülük dışında bir getirisi olmaz.
tıpkı "dinime saygı duyacaksınız" ifadesindeki gibi, kullanan kişiye ucu bucağı belli olmayan bir çayırda koşturma serbestisi tanıyan, maruz kalan kişiye ise göt kadar bir alan bırakan dengesizliği ortadan kaldırmanın tek makul yolu budur. mesela dinde de, "dine yapılan saygısızlığın" nesnel ve kalıcı sınırları çizilmediği için, söyleme maruz bırakılan kişinin her hareket ve söylemi dine saygısızlığın bir ifadesi oluveriyor.
peygambere ve eşine küfür etmek, namaz kılanın ensesine şaplak atmak, kuran yırtmak, cami kundaklamak vb de bu çuvalın içinde yer alıyor; oruç tutmamak, açık kıyafet giymek, sevgili ile öpüşmek, evrim teorisini savunmak, karma plajda yüzmek de... bu yüzden işte "dinime saygısızlık" adı altında ramazan ayında su içen hamile kadına saldırı yapılıyor, el ele tutuşan çocuklar linç ediliyor, bira içen insana ağza alınmayacak hakaretler ediliyor.
bu nedenle, sizin de "atatürk'e yapılan saygısızlığın" nesnel ve akılcı tanımını yapmak, somut ve nesnel sınırlarını çizmek gibi bir sorumluluğunuz var. atatürk'e "ayyaş, cüce, sünnetsiz" gibi seviyesiz, çapsız yakıştırmalar yapan birini ile, sempozyumda atatürk'ün politikaları hakkında seviyeli ve eleştirel bir konuşma yapan profesörü ya da eleştirel bir kitap yazan yazarı aynı çuvala koymanın sağlıklı olmadığını anlamanız gerekiyor en başta. örneğin: "atatürk'ün 1921 anayasasını 1924 anayasası ile tasfiye etmesi, tarihsel bir hataydı, fiyaskoydu. anti demokratik ve toplum barışını zedeleyen bir uygulamaydı." diyen kişiye de, atatürk'ün ailesi ve özel yaşamı hakkında ağza alınmayacak ifadeler kullanan kişiye de "saygısızlık yapma lan" diye hönkürmenin kendisi en başta sıkıntılı.
bir seçenek daha var: "atatürk'ün her şeyini övmek, sevmek, sahiplenmek ve özümsemek zorundasınız." dersiniz. bunun da ismi, hiç lafı eğip bükmeye gerek yok, faşizmdir. "hayır, biz bunu demiyoruz," diyorsanız da, siz anlatın biz de bilelim, nerde başlar nerde biter bunun hududu.