nutuk okumamanın cahillikleri bunlar hep
Sık geçen başlıklar
atatürk'ün hiç seçime girmeden ülkeyi yönetmesi 3
ekşi'de göradam yüzyıl önce nasıl koyduysa bunlara,
halen acısı çıkmamış.
durup durup saldırıyorlar paşama.
milletin götünden haberi yoktu o zaman
ne seçiminden bahsediyorsun.
keşke 100 daha sürseymiş o dönem.
halen acısı çıkmamış.
durup durup saldırıyorlar paşama.
milletin götünden haberi yoktu o zaman
ne seçiminden bahsediyorsun.
keşke 100 daha sürseymiş o dönem.
bilakis,
gayet de seçimle gelmiştir.
(yazar arkadaşlar belirtmiş ama durumun daha net anlaşılması için azıcık detay girmek istedim.)
anlatayım...
tarih 23 nisan 1920
sivas kongresinde alınan karar yürürlüğe koyulmuş ve tbmm açılıyor.
vaziyetin daha iyi anlaşılması için;
bu kararın,
"istanbul hükümetinin bir işlevi kalmadığı göz önünde bulundurularak" alındığını...
hatta bu kongre sonrasında, damat ferit'in istifa ederek bunu tasdik ettiğini de ayrıca belirtmek isterim.
vahdettin'in ileride kendilerinin yardımıyla kaçacağını yani kendi adamları olduğunu göz önüne alırsanız; itilaf devletleri, hiç istemeseler bile, muhattap olarak karşılarında sadece mustafa kemal ve arkadaşlarının kaldığının farkında.
yani mustafa kemal isterse, itilaf devletlerinin isteklerini kabul edip (mesela manda altına girmeyi) makam-mevki ve/veya para içinde hayatını devam ettirebilir bir pozisyonda.
anlayacağınız, işte böyle bir konjonktürde paşam bir seçim yapmak zorunda kalmıştır.
ya mandalara çobanlık yapacak ya da bu yola çıkarken aldığı kararları ilmek ilmek işlemeye devam edecektir.
seçim kararı çok nettir!
"tam bağımsız türkiye cumhuriyeti"
kararının ne kadar net olduğunun anlaşılması için;
olanaksızlıklar yüzünden bu davadan vaz geçmeyi düşünen kimseler olduğu bilgisini almasıyla beraber şu konuşmayı yapmıştır.
(meclis açılış konuşmasında)
-“işittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim. herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. ben bu kutsal davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. hatta hepiniz gidebilirsiniz. asker mustafa kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, bu şekilde elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. ben buna and içtim.”
uzun lafın kısası;
hayatının seçimine girmiştir. hatta göreceğiniz üzere bu seçiminde ölümü bile göze almıştır.
ve
hiçbir zaman ölmeyecektir...
gayet de seçimle gelmiştir.
(yazar arkadaşlar belirtmiş ama durumun daha net anlaşılması için azıcık detay girmek istedim.)
anlatayım...
tarih 23 nisan 1920
sivas kongresinde alınan karar yürürlüğe koyulmuş ve tbmm açılıyor.
vaziyetin daha iyi anlaşılması için;
bu kararın,
"istanbul hükümetinin bir işlevi kalmadığı göz önünde bulundurularak" alındığını...
hatta bu kongre sonrasında, damat ferit'in istifa ederek bunu tasdik ettiğini de ayrıca belirtmek isterim.
vahdettin'in ileride kendilerinin yardımıyla kaçacağını yani kendi adamları olduğunu göz önüne alırsanız; itilaf devletleri, hiç istemeseler bile, muhattap olarak karşılarında sadece mustafa kemal ve arkadaşlarının kaldığının farkında.
yani mustafa kemal isterse, itilaf devletlerinin isteklerini kabul edip (mesela manda altına girmeyi) makam-mevki ve/veya para içinde hayatını devam ettirebilir bir pozisyonda.
anlayacağınız, işte böyle bir konjonktürde paşam bir seçim yapmak zorunda kalmıştır.
ya mandalara çobanlık yapacak ya da bu yola çıkarken aldığı kararları ilmek ilmek işlemeye devam edecektir.
seçim kararı çok nettir!
"tam bağımsız türkiye cumhuriyeti"
kararının ne kadar net olduğunun anlaşılması için;
olanaksızlıklar yüzünden bu davadan vaz geçmeyi düşünen kimseler olduğu bilgisini almasıyla beraber şu konuşmayı yapmıştır.
(meclis açılış konuşmasında)
-“işittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim. herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. ben bu kutsal davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. hatta hepiniz gidebilirsiniz. asker mustafa kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, bu şekilde elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. ben buna and içtim.”
uzun lafın kısası;
hayatının seçimine girmiştir. hatta göreceğiniz üzere bu seçiminde ölümü bile göze almıştır.
ve
hiçbir zaman ölmeyecektir...