şurada anlattıklarımı okuyunuz vaktiniz varsa.
okudunuz mu? tamam. dönelim günümüze.
o girimde de bahsettiğim gibi zaten bu adam bu şekilde 18 yıl ülke yönetti.
ülkenin %70'i istiyor ki eğitimsiz olayım, bütün gün yan gelip yatayım, eğitime kafa patlatan, dil öğrenen, kendini mesleğinde geliştiren adamıyla aynı maaşı alayım. zaten bunu yaptığı için patates, makarna, çorbayla karın doyurup yine de oy attılar. sırf eğitimli kesimin alım gücü düşüyor diye bu partiye oy attılar. yeni mi gözünüz açıldı? buraya da damlamışlar "memur zaten çalışmıyor" oh iyi olmuş diye nefret kusmaya. bu adamlar kendileriyle aynı maaşı alınca kendileriyle aynı seviyede olacaklarını sanıyorlar bu insanların ama öyle bir şey yok. ben memur değilim, ama memurların büyük kısmının çalışarak canının çıktığını biliyorum. mesela babam 1 hafta hastanede yattı, hemşireler 1 tanesi hariç çok iyi davrandı babama, işlerini çok iyi yaptılar. çalışmayanların kimin torpiliyle gelip, o torpile güvenerek çalışmadıklarını biliyorum. x belediyesinde bir tanıdığım kimseye iş yaptıramadığını, üstüne beni belediye başkanı aldırdı, beni x vekil aldırdı git ona söyle diye cevap verdiklerini söylemişti.
bu partinin 1 numaralı amacı orta direği bitirmekti. bitirdi de. vasıfsız, heceleyerek okuyan, kendi dilini doğru düzgün konuşamayan, hayatında 1 tane kitap okumamış ama her bir haltı bildiğini sanan adamlarla aynı paraları alır olduk.
üniversiteden gelince okulu beğenmediğimden yapabileceğim iş ararken tv kanalı işi geldi. o ara eleman bulamamışlar şansıma ben başvurunca beni aldılar. size şöyle söyleyeyim. kameranın altındaki tripodun su terazisinin ne olduğunu bilmiyordum işe başladığımda.
tv kanalındayım diye işi de sevdim. kendimi geliştirdim. yayın makinesini öğrendim. montaj, seslendirme yapabiliyordum. bir tv kanalını teknik bir aksilik olmadığı sürece idare edebiliyordum ki zaten gece kanalda tek kendim oluyordum. bunun üstüne dilimi geliştirdim (şimdi geri gitti.) c1 seviyesine kadar çıkardım kendimi.
sonuç? asgari ücrete devam. bana işi öğreten ve benden 5 kat daha fazla şey bilen abimiz benden 150 lira fazla para alıyor benden 2 saat fazla çalışıyordu. çalışma şartları kötü. vardiya var. şimdi daha vasıfsız bir işte çalışıyorum. kafam rahat. o kadar strese girdim, asgari ücret, 6 oldu mu işi bırakıyorum şimdi yine asgari ücret. niye geliştirsin bu ülkenin genci kendini? şu yüzden geliştirsin.
bu ülkenin asıl sorunu asalak gibi yaşamak isteyen %70'lik kesimdir. demokrasilerde çoğunluğun sesi çıkar. demokrasi boktan bir sistemdir.
şu an kör topal yazılım öğrenmeye çalışıyorum. ülkeden gitmek hedefim. yaşım 30, belki öğrenemeyeceğim, belki hiç gidemeyeceğim. olsun. hayal kırıklığı benim çocukluk arkadaşımdır. ego diyebilirsiniz, ne derseniz deyin kendimi bu insanlar ile aynı seviyede görmüyorum. işsizken, cebimde 5 lira param yokken de görmüyordum şimdi de görmüyorum. elimden geldiğince kitap okuyorum, internette araştırma yapıyorum, dilimi geliştirmeye çalışıyorum. sırf var ya bu asalak sürüsü gibi olmak istemediğim için çabalıyorum. kendime yediremiyorum asalak gibi yaşamayı, "ben yapamıyorsam başkası da yapamasın" zihniyetini. bu yüzden çabalıyorum. bu yüzden yaptığım işi elimden geldiğince iyi yapmaya çalışıyorum.
çok sevdiğim, abim gibi gördüğüm* birisi "şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. kurtarıcı kendiniz olun." demiş zamanında.
çaresiz kaldım, beni benden başka kimsenin kurtaramayacağını gördüm.
bu entry de burada biter.
edit: imla.
30.12.2020 · 24. sıra
lebram ceyms
29.12.2020 00:25 ~ 00:27