Sık geçen başlıklar

asgari ücret artarken işverenlerin durumu 1

ekşi'de gör
25 kişinin çalıştığı bir işletmeye sahibim. ne tür bir işletme olduğunu söylemeyeyim, hizmet sektörü diyelim. basit bir özet geçeyim. bir işletmeci olarak kaliteden ödün vermemek adına en az asgari ücret oranında zam yapmam gerekiyor. aksi halde giderim gelirimden yüksek olacak ve bu işi yapıyor olmamın mantığı kalmayacak. 200-300 kişinin çalıştığı bir firma olsaydım işçi çıkarmak durumunda da kalabilirdim. 2021 yılında 2825 tl asgari ücret verdiğim işçi şu an 8500 tl alacak. tabi bu asgari ücret ile çalışan için geçerli. 2021 yılında 6000 tl maaş verdiğim işçi şu an 17.000 veya 20.000 tl isteyecek. bu parayı maalesef ben de dahil olmak üzere hiç kimse veremeyeceği için mecburen işçinin alabileceği ücret 12.000-14.000 tl bandında kalacak. işçi istifa etse başka iş bulamayacak. hem işçi hem işveren fedakarlık yapıp ortak noktayı bulmaya çalışacak. bu sırada işçi kazandığı para ile geçinemeyecek, işveren girdiği riskin buna değip değmeyeceğini düşünecek. işler yolunda giderse problem yok fakat eskiden 20.000 tl'ye sattığı ürünü artık 32.000 tl'ye satmaya çalışacağım ve bu benim için zor olacak. sattığım ürün ve müşterim azalacak. giderlerimi düşürmek istersem kalitemi de düşürmek zorunda kalacağım. tecrübeli personele 13.000 tl vermek yerine yeni mezun birine daha az ücretle iş verirsem, giderim de kalitem de düşecek. böylelikle kendini geliştirmiş kalifiye eleman işsiz kalmışken, yeni mezun arkadaşımız düşük ücretlerle çalışmaya kanaat edecek. toplum da daha kalitesiz bir ürün kullanacak. ben daha fazla şikayet alacağım. kaliteyi düşürmeyeyim dersem, giderim yükselecek ve bu sefer de kaliteli ürün tüketme ihtiyacı az olan bir toplum içerisinde olduğum için kaliteli bir iş yapıp patron olarak ben beş parasız kalacağım.

aslında bunu tüm sektörlerde şiddetli şekilde hissediyoruz. eskiden columbia marka ayakkabı alırken zorlanmazdım. yine ucuz değildi fakat bunu aldığımda beni sarsmazdı. artık columbia marka ayakkabı almıyorum. çok sevdiğim bir pantolon markası vardı. şu an 3000 tl üzerinde pantolonları. bunu alamıyorum. daha ucuz ve kalitesiz olanları giymek zorundayım. bir süte 24 lira vermem ile 18 lira vermem arasında aslında çok da büyük bir fark yok. 6 tl para değil fakat markete girdiğimde elim 18 liralık ürüne gidiyor. geçen gün doritos almak yerine daha ucuz bir cips aldım. samba mıdır nedir? arasında 2 lira fark vardır belki emin değilim. 2 lira daha fazla verince bir şey mi kaybedeceğim? hayır. fakat ekonomik koşullar bizi sadece maddi olarak etkilemiyor, bu işin büyük bir psikolojik etkisi var. işletmeme 3 milyon tl para giriyor ve işletmemden 3 milyon tl para çıkıyor. ben bir yıl boyunca sadece aracı olmak için bu işi düzenliyorsam bu işin neden yapayım? ben son iki yıldır daha az bir kitleye, daha nitelikli bir hizmet vermeye çalışarak ayakta kalmaya çalışıyorum. benim nitelikli olduğunu düşündüğüm 20.000 liralık ürün yerine, tüketiciler 9.000 liralık ürünü tercih ediyor. böylece diğer işveren daha fazla kitleye, daha çok çalışarak, daha kalitesiz bir hizmet vermeye başlıyor ve piyasanın değerini düşürüyor. çalıştırdığı kişiler de düşük ücretlerde çalışıyor. burası daha fazla şikayet alıyor ve işveren daha çok yıpranıyor, işçi daha çok çalışıyor. tümüyle kalitesiz bir akış ortaya çıkıyor. en başta bahsettiğim gibi kaliteden ödün vermemek adına daha iyi elemanlarla, daha iyi bir iş ortaya koyabilmem için işçime daha çok maaş vermem gerekiyor ve daha kaliteli bir ürün ortaya koymam gerekiyor. bunu yaparken de piyasa şartları beni inanılmaz zorluyor. çünkü insanlar kalite değil, ekonomik olanı tercih ediyor. benim doritos yerine samba almam gibi. özetle: bu sistemde siyasi bağlantılarınız yoksa, çok varlıklı bir ailenin evladı değilseniz ve kendi başınıza bir şeyler yapmaya çalışıyorsanız en az işçi kadar zorlanıyorsunuz. hatta işçisinden daha az kazanan bir patrona dönüşebiliyorsunuz. insanlar da sizi tatilden tatile koşan, bin tane metresi olan biri zannediyor. :)