Sık geçen başlıklar

annesinin hiç öpmeden büyüttüğü çocuk 1

ekşi'de gör
yirminci yüzyılın başlarında psikoloji alanında çalışan ve davranışçı ekolü benimsemiş belli isimler çocuklara sevgi ifadesinin fiziksel olarak yapılmasına karşıydı. bunların başında john b watson gelir.

watson çocukla anne arasındaki bağın temelde yiyeceğe ve fiziksel bakıma yönlenmiş bir bağ olduğunu şefkat davranışının gereksiz ve hatta tehlikeli olduğunu düşünürdü. watson'a göre ebeveyn çocuğuna kesinlikle sarılmamalı, öpmemeli ve onu kucaklamamalıdır. eğer çocuğu öpmek gerekliyse alnından küçük bir öpücük ile yapılmalı, sabahları çocuklarla el sıkışmalı ve övgü gerekliyse omzuna vurulmalıdır. bunların dışındaki temasların çocukları 'temas arsızı' yapacağına ve erişkinlik hayatlarında da temas bağımlısı olmalarına neden olacağını söyleyen watson, çocukların bağımsızlıklarını kazanabilmeleri için şefkatten uzak yetiştirilmelerinin doğru olduğunu belirtirdi.

bu söylemlerden birkaç dekad sonra harry harlow isimli bir psikoloji araştırmacısı bu fikirlerin doğru olmadığına ve çocuğun fiziksel bakım kadar duygusal bakıma da ihtiyacı olduğuna inanarak, insanlara benzerlikleri bulunan rhesus maymunları ile yapılacak bir dizi psikoloji deneyi kurgular.

bu deneylerde yenidoğan rhesus maymunları annelerinden ayırılır. maymunların koyulacağı ortama vekil anne olarak iki nesne tasarlar. bunlardan birincisi telden yapılmış ama üzerinde sütle dolu biberon bulunan bir nesne, diğeri ise tüylü ve yumuşak ancak üzerinde yiyecek barındırmayan bir nesnedir.

maymun yavruları istisnasız şekilde tüylü nesneyi tercih ederler. çok acıktıklarında tel maymuna gitseler de hemen sonrasında peluş maymuna giderek onun yanında kalırlar. yani harlow'un öngördüğü gibi, maymunlar yiyecek temelli değil şefkat temelli bağ arayışı içindedir.

deneyin bir diğer aşamasında maymun yavrularının daha geniş bir alanda davranışları gözlemlenir. eğer vekil anne odadaysa yavrular ortamı araştırıp keşfetmekte, vekil anne odadan alınırsa donup kalma, bağırma, panikleme gibi davranışlar sergilemekte ve oldukları yerden kıpırdamamaktadırlar.

benzer şekilde insan yavrusunun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak da yeterli bir ebeveynlik anlamına gelmez. çocukların en büyük ihtiyacı da şefkat ve sevilmektir. hatta fiziksel açlık ve yoksunluğun etkisi şefkat eksikliğinden çok daha hafiftir diyebilirim. çocukların büyümeleri, hayatı keşfetmeleri, serpilmeleri için şefkat çok sağlam bir zemin hazırlar. lütfen çocuklarınızı bol bol öpün, sarılın, temas edin, sevdiğimi bilir o demeyin, çocuklar dünyayı erişkinler gibi algılamaz, hayata onların gözünden bakmaya çalışın ve ihtiyaçlarını kafanızda tartarken bu bakış açısıyla hesap yapın.

* yazıyı yazarken şunu da düşündüm, etik ne kadar önemli bir unsur. etik sınırlar olmazsa bilim işkenceye dönüşebiliyor. o maymun yavrularının bizim bunları öğrenmemiz için böyle kötü muameleye maruz kalması çok çok üzücü. şefkat tüm dünyaya lazım, insana, hayvana, doğaya...