bizim köyün (konya'da bir yer) yakınlarında yabancı bir adamın kamyonu arıza yaptı. adam kamyonu oraya bıraktı ve 2 ay kadar orada kaldı.
2 ayın sonunda o kamyonun kırılmadık camı kalmamıştı. içindeki tüm eşyalar yıpratılmış, işe yarar bazı küçük aksesuarlar çalınmıştı.
aynı köyde mesela sağlam bir otobüs durağı bulamazsınız. abartısız tamamının oturulan bölümdeki tahtaları sökülmüştür. durağın iç ve dış bölümü sprey boyalarla yazılmış saçma yazılarla adeta yıkanmıştır.
aynı köyde mesela devlet gelip birkaç kez park yapmaya kalktı. ulan koskocaman demirden park alet edavatları nasıl oluyorsa yerinden söküldü, kırıldı parçalandı kullanılamaz hale getirildi. mesela bir kaydırak vardır sağlam olan ona da çocuklar işer istesen bile kullanamazsın.
devlet yüzbinlerce lira para harcayarak buraya sulama sistemi kurdu. tek yapılması gereken kooperatif tarzı bir birlik oluşturup bu sistemi kullanmak. kimse elini taşın altına koymadı o yüzbinlerce liralık sistem çöp olup gidiyor. öyle boş yere kaldı.
yanlış hatırlamıyorsam o köyde çocuğunu sağır, dilsiz türünden bir rahatsızlığı var olarak gösterip engelli maaşı alan birileri vardı.
inanın yazmak istesem sayfalar dolusu yukarıdakilere benzer yaşanmış şeye tanık oldum orada. diğer taraftan bir şey diyemiyorum. fakirlik bir taraftan eğitimsizlik bir taraftan (35 yaş üstü olup ortaokulu bitirenlerin sayısı bile bir elin parmaklarını geçmez) ister istemez yakub kadri'nin yaban romanındaki gibi bir ortam meydana getiriyor. peki o zaman niye bu başlığa bunları yazdım? e çünkü hallerinden memnunlar. sorsan köyün yarısından fazlası "aç değiliz açıkta değiliz" der. lan köy yerinde içecek su yok. millet eşeklerle kilometrelerce uzaktan içecek su getirmeye gidiyor hala "aç değiliz açıkta değiliz" diyebiliyorlar.
ak parti-mhp birlikteliğine 90% üzeri oy veren bir yer. bırak öyle sosyalist olmayı falan açık açık chp'li olduğunu bile söylersen marjinal sayıldığın bir yer. kısacası ne yapıyorlarsa kendilerine yapıyorlar ne diyelim.